Yazlıkçı ve Turist Davranışları

Bu haber 31 Temmuz 2018 - 3:28 'de eklendi ve 784 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Tek tip yazlıkçı ve turist yok…

Türlü türlü yazlıkçı ve turist var…

Zengini var, fakiri var; kültürlüsü var, kültürsüzü var, görgülüsü var, görgüsüzü var; insanı var, insanlık semtine hiç uğramamışı var…

Zengin yabancı turist yok… O ifadem biraz yanlış oldu. Tabii hepten de yok değil zengin turist… Var ama ekonomimize ne kadar faydası var?… Neredeyse hiç… Bunlar büyük seyahat gemileriyle gelirler… Uygun turistik limana yanaşırlar. Karaya sadece gezmeye çıkarlar… Gezi esnasında sadece su içerler. Diğer bütün harcamaları gemide olur. Yeme, içme, eğlenme falan hep gemide. Bizim esnaf da bu gemilere uzaktan iç geçirerek bakar.

Yabancı turistlerin büyük kısmı fakirdirler ve genellikle “her şey dâhil” otellerinde, yerli turistin yarı fiyatına kalırlar. Otel dışında bir masrafları yoktur. Yani ekonomiye katkıları, İstanbul vergi dairesine bağlı otele verdikleri ücrettir. BU turistler kültürsüz, sadece 15-20 gün Türkiye’de güzel günler geçirmeye ayarlı insanlardır. Deniz, güneş ve kum bunlara yeter. Hiçbir şeyi merak etmezler ve hiçbir etkileri de yoktur.

Yerli turist âlemi nasıldır?

Yerli turist âlemi gerçekten bir âlemdir.

Bunlar önce ikiye ayrılırlar: Turistler ve yazlıkçılar.

Yabancı turistler kadar sınıflandırılamaz yerli turistler. Tam bir Şark zihniyeti hâkimdir yerli turistlerde… Zengin ve fakir birbirine yakın mekânlarla da imkanlarda tatil yaparlar… Harcamaları ve tavırları da birbirlerine benzer. “Sınıfsız toplum” olmanın güzel bir örneği değil mi? (Cep telefonu kullanmada da “sınıfsız bir toplumuz valla. Geliri iyi olanla asgarî ücretlide de aynı telefon…)

Sınıfsız toplum”un davranışları da aynı… hepsinde bir telaş, bir telaş!… Hepsi “Açın yolları ve kaldırın trafik kurallarını!…” diyerek düşüyorlar yollara… “zaten 20 günlük bir tatilim var… Yollarda zaman kaybetmeyeyim!…” diyerek trafik kurallarını falan rafa kaldırarak vahşice saldırıyorlar tatil yörelerine.

Tatil yörelerindeki tavırlar da görgüden ve saygıdan “azâde”dir. Çünkü genel tavırlarla birlikte, kurallar, görenekler de rafa kalkmıştır. Pek çoğu “Tatildeyim abi!… Bana her şey serbest!…” havasındadırlar.

Turistler de böyledir, yazlıkçılar da…

Yazlıkçılarda bir de “site içi sorunlar”ın ayyuka çıkması derdi vardır.

20-30 günlüğüne gelinen yazlıkta en büyük sorun, “Yöneticiler yiyo abi!…” muhabbetidir. Yöneticilerden şikâyet, bir süre sonra yan komşudan şikâyete dönüşür. İddia ediyorum, yazlıklarda “iyi olunan komşular” birkaç ev ötedeki komşulardır. Çünkü yan komşularla olmayacak sorunlar yüzünden bozuşulmuş, uzaktaki komşu ile bir sorun yaşanmadığından iyi olunmuştur.

Yüksek sesle konuşmalar, dumanı savura savura mangal yakmalar, içip içip dağıtmalar, yüksek sesle müzik dinlemeler, kedi-köpek beslemeler, yazlıkların sorunlarındandır. Pek çok anlaşmazlık ve küslük bunun gibi incir çekirdeğini yarın dolduran konular yüzündendir.

Hâsılı dostlar… Turizm işi bişi de bizde henüz nitelikli turizm gelişmedi. Basit bir tatil psikolojisini aşmayan, kültürel ve sosyal etkileşim hususunda sıfır olan bir “ekonomik” faaliyettir bizde turizm.

İnşallah nitelikli turizm zihniyeti gelişir de bu ülke hiç olmazsa bu alanda mesafeler kat eder.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.