Yaver hem şaşırdı hem şaşırttı

Bu haber 09 Mart 2017 - 0:24 'de eklendi ve 594 kez görüntülendi.

Muğla Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Cumhurbaşkanına suikast davasında terör örgütü faaliyeti kapsamında Cumhurbaşkanının yerini bildirerek suikaste yardım etmek suçlaması ile yargılanan Cumhurbaşkanı eski Yaveri Ali Yazıcı, mahkemeye verdiği ifade işe herkesi şaşırttı.

Kadir Tamer

15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın yerini söylediği iddia edilen eski Başyaver Albay Ali Yazıcı Muğla 2’nci ağır Ceza Mahkemesine ifade verdi.

Ali Yazıcı ifadesinde, “Burada bulunan tüm sanıklar benim kendilerine yardım etmediğimi söyledi. Ben suçlu olabilirim. Ben suçsuzum demiyorum. Ama onlar suçsuz” diyerek başladı.

Yazıcı “Beni bu göreve Cumhurbaşkanımız seçti. 27 Temmuz tarihinden 15 Temmuz tarihine kadar hep Cumhurbaşkanımızın yanındaydım. Sadece özel programlarında yanında yer almazdım. O dönem ben resmi olduğum için yanında olamazdım. Bayram dolayısıyla beni serbest bıraktı. Ben de Tokat’a ailemin yanına gittim. 14 Temmuz tarihinde Ankara’ya geri döndüm. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayına gittim. Orada beni Muhafız Alayı Albayı görünce ‘Senin burada ne işin var’ diye sordu. Ben de ailemin Tokat’ta olduğunu söyledim. O bana Cumhurbaşkanı nerede diye sordu? Ben de kendisine ‘bilmiyorum’ dedim. Bana internetten Cumhurbaşkanının Marmaris’te olduğunu gösterdi. Ben yine ‘bilmiyorum’ dedim. Daha sonra Kara ve Hava Yarbaylarını arayarak “Cumhurbaşkanı Marmaris’teymiş. İnternette gördüm. Bir araştırın bakalım dedim” dedi.

İzah edemiyorum

Cumhurbaşkanı’nın Cumartesi günü Antalya’da programı bulunduğu için yola çıkmak için hazırlandığını kaydeden Yazıcı, “Cumhurbaşkanın Antalya’da programı vardı. Uluslararası bir futbol organizasyonuydu. Ben de oraya gitmek için uçak bileti ayırttım. Sonra karayolu ile gitmeye karar verdim. Şoförüme kalmasını söyledim. Muhafız Alayından ayrılırken yanıma Emin Yarbay diye birisi geldi. Sivil kıyafetliydi. Kendisini ilk kez o gün orada gördüm. Bana ‘Komutanım ben de Antalya’ya gideceğim. Sizinle gelebilir miyim’ diyerek arabama bindi. Bunu nasıl izah edeceğimi bilmiyorum ama Emin Yarbay’ı ilk defa gördüm. Ben arabayı kullanırken benim cep telefonumu karıştırmaya başladı” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Yazıcı’ya “Sizin alt rütbenizde olan ve tanımadığınız biri nasıl sizin telefonunuzu kurcalar” sorusuna Yazıcı  “Bunu izah edemiyorum. Akla mantığa sığmıyor. Bende 4 aydır bunu kendime izah edemiyorum. Size nasıl izah edeyim” diye cevap verdi.

Yazıcı daha sonra ifadesine şöyle devam etti, “Emin Yarbay bana ‘Özel Kuvvetlerdeyim komutanım’ dedi. Kendisinden kuşkulandım. Arabadan indirmek istedim. Ancak şüphe duydum. Afyonda yemek yedik. Saat 21.30 sıralarında Cumhurbaşkanlığı genel sekreterinden telefon geldi. Albayım hareketlenme var dedi. Bende Cumhurbaşkanımızın telefonu kayıtlı değil. Ben kendisiyle görüşeceğim zaman danışmanını arıyorum. Danışmanını aradım ulaşamadım. Daha sonra özel kalem müdürünü aradım Saat 21.30 gibi Genel Sekreterimiz aradı. Ayrıca, Danışmanı Davut Kavranoğlu aradı, neler olduğunu sordular.  Bir Watsapp grubumuz vardı. Oradan da bana sordular. Bir şey var mı? diye. Bir süre sonra beni Whatsapp grubundan çıkardılar. Bu arada Özel Kalem Müdürümüz Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanımızın doktoru ile görüştüm. Yanımdaki yabancı biriyle Marmaris’e gitmek istemediğim için İzmir’e yöneldik. Ben orduevine gidecektim. Emin bana Çiğli’ye gidelim dedi ve Çiğli’ye gittik birlikte. Bunu da kendime izah edemiyorum.  Normalde ben orduevine gitmek istiyordum. Ama Emin Yarbay, Çiğili’ye gidelim deyince oraya gittik. Çiğli’de ışıklı bir yer vardı. Oraya gittiğimde Ramazan Elmas’ı gördüm. Sürekli telefonla konuşuyordu. Yakınında 4-5 pilot vardı. İçlerinden birini tanıyordum. Onların yanına gittim bir süre oturdum. Daha sonra misafirhaneye gittim. Saat gece 02.30 gibi televizyonlar Cumhurbaşkanımızın İstanbul’a gittiğini söyledi. Ben de çıkıp oraya gitmeyi düşündüm ama nizamiyeden çıkamadım tekrar misafirhaneye geçtim.”

Emin Yarbay’ı Çiğliden çıktıktan sonra otobüs duraklarının orada bıraktığını kaydeden Yazıcı, “İstanbul’a giderken Basın Baş danışmanı ile görüştüm Lütfullah Göktaş’la görüştüm. O bana İstanbul’a gelmemi söyledi. Kısıklı’ya gelmemi istedi. Nadir Alpaslan aradı. Ankara’ya bekliyoruz dedi. Ankara’ya gittim. O akşam eve gittim. Gece evde kaldım. Gece Külliyeye gitmek istedim. Ama yollar kontrol altında olduğu için arabayla tur attım. Eve geri geldim. 17 Temmuz sabahı 07.30’unda koruma arkadaşlar gelip beni Külliyeye götürdüler. Gece 01.00’a kadar sorgulandım. Daha sonra spor salonuna götürüldüm. 2-3 saat gözüm bağlı kaldım. Daha sonra adliyeye götürüldüm. Sonra da tutuklanarak Sincan’a götürüldüm. Olayda bir failler var. 12.30’da olan olaylar var. Birde 03.30 ve 03.40’da başlayan darbe var. Ben bu iki olayı neresindeyim? İnanın ben işin içinden çıkamadım. Ben 2 olayın da içinde olmadığımı düşünüyorum” dedi.

1 yıl Boyunca Cumhurbaşkanımızla Direk Olarak Görüşmedim

Sanık Ali Yazıcı, mahkeme başkanın o gece Cumhurbaşkanı ile görüştünüz mü sorusunu ise şöyle açıkladı, “Son 1 yıl içinde Cumhurbaşkanımızla direk olarak telefonla görüşmedim. O gece de özel kalem müdürü ve diğer görevlilerden bilgi aldım. Cumhurbaşkanımızın bir emri olup olmadığını sordum”.

Cumhurbaşkanın yerini her hangi birisi ile paylaştınız mı? Sorusuna, sanık şu yanıtı verdi, “O esnada birlikte olduğum sanıklar Cumhurbaşkanını Marmaris’te biliyorlardı. O gece Cumhurbaşkanımız telefonla bağlanmıştı. Yanımda bulunan Emin Yarbay’a Cumhurbaşkanının yerini söylemedim. Darbe girişimini sordum. O olayın içindeymiş gibi belli bir grubun girişimi yanıtını verdi” dedi.

Sorulara ilginç cevaplar verdi

Ali Yazıcı ifadesinin ardından mahkeme başkanının ve avukatların sorularına cevap verdi. Yazıcı’nın verdiği bazı cevaplar zaman zaman mahkeme salonunda gülüşmelere neden oldu.

Mahkeme başkanın o gece olayların yaşandığı esnada askeri bir birliğe girmeniz makul mü’ sorusuna, sanık Yazıcı, “Şu anki ruh halimle makul değil. Ama o gün olaylar başladığı için daha emniyetliydi” dedi.

Mahkeme Başkanının ‘O gece Cumhurbaşkanı ile temasa geçtiniz mi’ sorusuna, Yazıcı, “Birebir kendisi ile görüşmedim. Yanındakiler ile görüştüm. Emri olup olmadığın sordum. Herhangi bir emrinin olmadığını söylediler”

Mahkeme Başkanının Akıncı Üssü ile temasınız oldu mu sorusuna ise “Hatırladığım kadarı ile olmadı”.

Mahkeme Başkanının ‘Ramazan Elmas’ın odasında askeri hattı kullandınız mı’ sorusuna, “Kullandım ama neden kullandığımı hatırlamıyorum”

Emin Yarbay ile darbe konusunu konuştunuz mu sorusuna ise, “Emin Yarbay ile bir sohbetimiz oldu. Cumhurbaşkanı nerede diye sordu. Ben cevap vermedim. O esnada kendisi telefondan internette bir şeyler yapıyordu. Emin Yarbay’a olaylar ile ilgili ne düşündüğünü sordum. ‘Belli bir grubun kalkışması’ şeklinde cevap verdi.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hadi Çakan’ın ’15 Temmuz günü Emin Yarbay sizi Muhafız alayında bir grup asker ile masa üstünde haritada çalıştığınız yönünde ifadesi var’ sorusuna, “Benim orada harita üstünde çalışmam olmadı”

Avukat Hadi Çakan ‘Sizin hakkınızda Cumhurbaşkanının yerini öğrenirim. Öğrenemezsem elimde paralel listesi bulunduğunu, bu listeyi kendisine ulaştırarak yerini öğrenirim dediğiniz iddia ediliyor’ sorusuna, “Elimde öyle bir liste yoktu”.

Cumhurbaşkanının avukatı Ahmet Özel’in, “14 Temmuz’da kendi odanızda yaver yardımcıları ile toplantı yaptığını, ‘Cumhurbaşkanının yerini koordinatlı olarak bulup bana bildireceksiniz’ dediniz mi?’ sorusuna, “Ben öyle bir soru sormadım. Talimatım olmadı. Öğrenmek istesem bu şekilde onlara sormam”.

Hadi Çakan’ın bu defa Yazıcı’ya ‘Fuat Avni siz misiniz’ sorusuna, “Sayın Cumhurbaşkanı ile 2015 tarihinde göreve başladım. Ama o daha önceden mesaj atıyordu. Değilim”.

Avukat Ahmet Özel bu defa, ‘Cumhurbaşkanının görev tanımı dışında bir durumu paylaştınız mı? Kaydettiniz mi’ sorusuna ‘Görev tanımı dışında böyle bir şey yapmadım” dedi.

Yurt dışı yolculuklarının birinde bazı gazetecilere ‘Gülmeye devam edin. Haftaya darbe yaptığımızda nasıl güleceksiniz dediniz mi’ sorusuna, ‘Bunu anlamıyorum. Eğer bunu dediysem yapacak bir şey yok’ dedi.

Duruşma Cumhuriyet Savcısı’nın ‘Yurtta Sulh Konseyi’ne üye misiniz’ sorusuna, “Evet. Gazetelerde o listeye dâhil edildiğimi gördüm’ dedi. Duruşma Ali Yazıcı’nın ifadesinin tamamlanması ile sona erdi.

 

 

 

 

 

Kızılelma: Yakıt emrini ben vermedim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele baskın düzenleyen askerlerin Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün yapılan duruşmasında Deniz Hava Üs Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma, Dalaman’da askerleri taşıyan helikoptere yakıt verilmesi yönünde bir emir vermediğini söyledi.

Kadir Tamer

Muğla

  1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada Deniz Hava Üs Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma, Dalaman’da askerleri taşıyan helikoptere yakıt verilmesi yönünde bir emir vermediğini söyledi. 15 Temmuz gecesi olayları Kocaeli Kartepe İlçesi’nde öğrendiğini kaydeden Kızılema, “Hemen yola çıkarak birliğime gittim. Odamda sıkıyönetim mesajlarını incelemeye başladım. Listede ismimin karşısında ‘Göreve devam’ yazısı vardı. Orada devam yazıyor demesi, görevlendirildiğim anlamına gelmez. Bu mesajın içeriğini öğrendikten sonra dağıtılmaması için hareket merkezine emir verdim. Bu esnada Donanma Komutanı telefonda beni aradı. ‘Emrim olmadan herhangi bir hava aracı havalanmayacak’ dedi. O esnada bu kez Kocaeli Valisi beni aradı. ‘Havada helikopterlerin uçtuğunu, bu helikopterlerin bize ait olup olmadığını’ sordu. Ben de kendisine ‘Bize ait bir helikopterin havada olmadığını söyledim. Vali Bey’in aramasından sonra ben bu işin içinde değilim diyerek rahat bir şekilde birliğin emniyetini aldım” dedi.
    Ben emir vermedim
    İddianamede Dalaman’da yapılan yakıt ikmali ile ilgili olarak üçbuçuk sayfa ayrıldığına dikkati çeken Kızılelma şöyle devam etti: “Orada yakıt ikmalinin emir ile yapıldığı gösterilerek olay saptırılmaya çalışılmış. O saatte uçuş yasağı yoktu. Zaten yakıt ikmali Genelkurmay Başkanlığı’nın rutin protokolü kapsamında yapılır. Bahadır Albay olayları burada söylediği gibi rapor etmedi bana. ‘Bir helikopter geldi. Yakıt istedi, motor durdurmadı gitti’ dedi. Ardından ikinci helikopter geldi, motor durdurdu, yakıt istedi dedi. Bahadır Albay ‘Bu helikopterler şüpheli darbeci olabilir’ deyince ben de kesin bir dille ‘yakıt vermeyin’ emrini verdim. Telsiz anonsundan ‘Yakıt verilecek’ diyor, ama telefonda ben bu şekilde biri emir vermedim.
    ‘Çiğli’deki yakıt iddianamede yok’
    Olay gecesi sadece Ankara ve İstanbul’daki yaşananlardan haberdar oldum. Marmaris’te otele saldırı olayından haberdar olmadım. Burada esas sorulması gereken konu Çiğli’den verilen yakıttır. Özel Kuvvetleri taşıyan helikopter İstanbul’dan Çiğli’ye gelmedi mi? Eğer bu helikopterlere Çiğli’de yakıt verilmeseydi, zaten bu olaylar yaşanmazdı. Yine ben Dalaman’da yakıt vermiş olsaydım, diğer helikopterler Imsık’a niçin gitsinler. Yakıt tankerini isteseydim herhangi bir araziye çeker, buradan da gerekli ikmali sağlayabilirdim. Çiğli’deki yakıt hiç iddianamede yok.”
    Bunun üzerine mahkeme başkanı ‘Çiğli’de de dava süreci devam ediyor. Orada bu olabilir’ dedi.
    Sanık Tezcan Kızılelma 36 yıldır severek giydiği üniformanın bu olayla birlikte çıkarıldığını ve meslekten ihraç edildiğini belirterek, “Eğer ben bu işin içinde olsaydım elimdeki imkânları kullanırdım. Bu olayda elimdeki hiçbir hava vasıtasıyla hiçbir uçuş gerçekleştirmedim. Darbeci olsaydım yapardım. Bu davada terör ile mücadele kapsamında yargılanmak istemiyorum” dedi.
    Kızılelma , Mahkeme başkanının “Akıncı Üssü, Gökhan Sönmezateş ve Osman Kılıç ile telefonda görüştünüz mü?” sorusuna ise, “Asla aranmadım” diye cevap verdi.

 

 

 

 

 

 

Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı Albay Cenk Bahadır Avcı: “Helikoptere yakıt verin emri geldi”

15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığı’ndan “suikast timi”nin helikopterine yakıt verdiği gerekçesiyle tutuklanan Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı Albay Cenk Bahadır Avcı dinlendi.
Kadir Tamer
Avcı, 15 Temmuz gecesi nöbetçi subayın kendisini aradığını, Deniz Hava Komutanlığı’ndan tüm uçuşların iptal olduğu emrinin geldiğini söylediğini belirterek şunları anlattı: “Bu arada Deniz Hava Harekat Komutanı beni aramış. Sonra kendisine geri döndüm. VİP uçuş için bir uçak hazırlamam gerektiğini söyledi. Ben de ‘tamam’ dedim. Daha sonra meydana gittim. Bu arada haber merkezinden bir görev yazısı geldi. Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen yazıda sıkıyönetim ilen edildiği yazılıydı. Aynı yazılı mesaj Deniz Kuvvetleri’nden de geldi. Daha sonra Deniz Hava Üs Komutanı Tezcan Kızılelma’yı aradım. Gelen mesajları bildirdim. Ardından Garnizon komutanını aradım. Yanında Hava kuvvetlerinden Yılmaz Generalin olduğunu söyledi. Durumu anlattım. Kısa süre sonra geleceklerini söylediler. Ardından gece saat 24.00 sıralarında Yılmaz General makamında olduğunu mesajları görmek istediğini söyledi. Mesajları götürdüm. İnceledi, bana ‘bu mesajlara güven olmayacağını, bir tuğgeneralin imzasıyla sıkıyönetim olmaz’ dedi. Emniyet tedbirlerini al. Sıralı amirlerinden başka kimseden emir alma emrini verdi.
Tedbirleri aldım. Muğla Jandarma Alay Komutanı Yavuz Özfidan telefonla beni aradı. Marmaris etrafında uçun ve etrafa ateş açan bir helikopter olduğunu bu helikopterin bize ait olup olmadığını sordu. Ben de ‘bizim helikopterimiz değil’ dedim. Bu arada sık sık telefonla görüşmeye devam ettik. Odama girdiğim sırada tanımsız bir hava aracının üsse yaklaştığı bildirildi. Bir süre sonra helikopter bizim üsse indi. Kuleden gelen anonslara cevap vermiyordu. Daha sonra Gart kanalından kendilerine izinsiz iniş yaptıklarını etraflarının sarıldığını, motor susturarak teslim olmalarını istedik. Bunun üzerine helikopter kalkarak havalandı. Bu arada durumu Muğla İl Jandarma Komutanı Yavuz Albay’a bildirdim. Bir süre sonra helikopter yeniden geldi. Piste ineceği sırada Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan inen helikoptere yakıt vermemiz emredildi. Biz helikoptere yakıt vermeye başladık. Bu sırada Yavuz Albay’ı arayarak helikopterin geldiğini aldığım emir üzerine yakıt vermeye başladığımı söyledim. Bu arada Muğla Valisi telefonu alarak bana ‘Helikoptere yakıt verme, mümkünse helikopterin kalkmasına izin vermememi söyledi. Ben telefonu kapattığımda helikopterin yakıt alım işi bitmişti. Helikopter hemen kalktı durduramadık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın Avcı’ya, “O gece HTS kayıtlarına göre Akıncı Kışlası ile görüştünüz mü’ diye sordu. Sanık ‘Hayır’ yanıtını verdi. Avukat Aydın, ‘İfadenizde sürekli saat 02.20-03.00 sıralarında alay komutanı beni aradı diyorsunuz. Kayıtlara geçmesi için söylüyorum. HTS kayıtlarına göre görüşmeniz saat 03.36 olarak görüşmüşsünüz. Bunun da kayıtlara geçmesini istiyorum” dedi.
Mahkeme Başkanı Cenk Bahadır Avcı’ya ‘O gece şüpheli helikopter Tuğgeneral Tezcan Kızılelma’nın talimatı ile mi kalktı’ sorusuna, ” Doğrudur Başkanım’ derken mahkeme Başkanı tekrar sanığa, ‘Kızılelmaya Vali ve Alay Komutanını emrinden bahsettiniz mi?’ diye sordu. Avcıda, ‘Doğrudur. Yine de yakıt ikmali yapılması yönünde emir verdi’ dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanık albay: 14 Temmuz’da Sönmezateş ve Seymen’le görüşmedim

Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Cumhurbaşkanı’na suikastının azmettiricisi, planlayıcısı ve FETÖ/PDY üyesi olmak suçlamasıyla yargılanan ayrıca Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu iddia edilen Albay Osman Kılıç ifade verdi. Suçlamaları kabul etmeyen Kılıç, Gökhan Sönmezateş ve Şükrü Seymen’le 14 Temmuz tarihinde özel bir toplantı yapmadığını da ileri sürdü.
Kadir Tamer
Marmaris’te 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele baskın düzenlenmesine ilişkin davaya devam edildi. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada helikopter teknisyeni astsubaylar Aydın Özsıcak ve Murat Gösterit savunma yaptı. Astsubay Aydın Özsıcak, “Ben tutuklanacağımı tahmin etmiyordum. Çünkü neyin içinde olduğumuzu dahi bilmiyordum. Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te dahi olduğunu bilmiyordum. Bize bir operasyon faaliyeti olacağı söylenmedi. Zaten söylenseydi pilotların kapılarına zırh takardım. Bize sadece personel bırakma olarak söylenmişti. Marmaris’te Aksaz’da bir tatbikata gideceğimizi düşünüyordum. Bahattin Akgül madem şüphelendi, helikopteri arızalandırdı, bize neden söylemedi. Keşke bize söyleseydi. FETÖ terör örgütü üyesi değilim. Sadece medyadan duyduğum kadar biliyorum” dedi.
Aydın Özsıcak, mahkemede emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesi ile ilgili verdiği ifadeyi kabul ederek, “Görüntülerde yer almışım. Ancak ben Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterden parça sökmedim. Sadece bir parçayı inceledim. Bunun bir kader olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Sanık Astsubay Murat Gösterit de göreve çıktığı gece tedirginlik yaşadığını, bunun üzerine Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’e anormal biri durum var mı diye sorduğunu belirterek, “Sönmezateş ‘rahat ol bir problem yok’ dedi. Bir problemin olduğunu hissediyordum, ancak bu olayın darbe girişimi olabileceğini rüyamda görsem bile inanmazdım. Kayınpederim ve dayım da 15 Temmuz gazisi” şeklinde savunma yaptı.
Duruşmada daha sonra Cumhurbaşkanı’na suikastinin azmettiricisi, planlayıcısı ve FETÖ/PDY üyesi olmak suçlamasıyla yargılanan ayrıca Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu iddia edilen ve 15 Temmuz gecesi Akıncı üssünde bulunan Albay Osman Kılıç savunma yaptı. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Kılıç, “15 Temmuz’da Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü’nde görev yaparken bu görevi devrettim. İddianamede tarafıma atılı tüm suçlamaları reddediyorum. FETÖ terör örgütüyle veya ona ihtisatlı bir kurumla bağlantım bulunmamaktadır. Okullarına gitmedim, yurtlarında kalmadım, bankalarında hesabım yok, gazetelerine aboneliğim yok, telefonumda ByLock yok” dedi.
‘Sönmezateş ve Seymen’le buluşmadım’
İddianamede yer alan Gökhan Sönmezateş ve Şükrü Seymen’le 14 Temmuz tarihinde özel bir toplantı yaptığı iddialarını da kabul etmeyen Kılıç, “Sönmezateş ve Seymen ile hiçbir şekilde buluşmadım, toplantı yapmadım. Bu konuyla ilgili cep telefonu kayıtları arabama ait MOBESE kayıtlarının incelenmesini istiyorum. Gökhan Sönmezateş’i sadece ismen tanırım. Şükrü Seymen ile silah arkadaşlığının yanında kader birliğimiz var. Uzun yıllar birlikte görev yaptım. Ancak olay günü ve olay haftasında Şükrü Seymen ile kayınvalidem hasta olmasından ayrıca tezimle ilgili çıktı alması ve izin evraklarımla ilgili görüştüm. 14 Temmuz’da bu kişilerle kesinlikle görüşmedim” şeklinde kontu.
Herkes onu aramış
Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü’nde görev yaptığını ancak daha sonra Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda göreve getirildiğini kaydeden Osman Kılıç, “O gün akşam (15 Temmuz gecesi) sivil, asker herkes Genelkurmay Başkanı’nın durumu için sürekli beni aradı. Arayanlara durumu izah etmeye çalışıyordum. Komuta harekât merkezinden uçuşların iptali ilgili bilgi aldım. Şükrü Seymen de bu kapsamda beni birkaç defa aradı. Genelkurmay Başkanı’nın durumunu sordu. Şükrü Seymen bir kısım görevler aldıklarını ve bilgilerinin olup olmadığını sordu. Ben de bilgim olmadığını söyledim. Bana ne görevi aldığını söylemedi. O akşam nerde oldukları ile ilgili herhangi bir bilgi almadım. Kendisine de herhangi bir emir verilmedi. O akşam Akıncı Üssü’nde Cumhurbaşkanı’nın televizyonlarda basın açıklaması yapılacağı söylentisi duyulunca telefonlarımızın hepsi toplandı. Ben telefonumu açık bir şekilde ismini bilmediğim bir havacı albaya teslim ettim. Sabah ailelerimizle görüşmek istediğimizde bize geri verdiler” dedi..
‘Azmettirici değilim’ 
Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te kaldığı otele yapılan baskınla ilgili olarak hiçbir bağlantısı bulunmadığını savunan Osman Kılıç şöyle devam etti, “Faaliyeti yönettiği düşünülen general burada. Ancak kendisiyle ne olay öncesi ne olay sonrası herhangi bir görüşmem olmadı. Sanıkları ilk defa burada gördüm. Hiçbiriyle bağlantım yok. Bu nedenle azmettiricilik suçunu kabul etmiyorum. Yapılan faaliyetin hiçbir hazırlık ve planlama faaliyetine katılmadım. Ne yaptıklarını nasıl gittiklerini bile bilmiyorum. Bu nedenle benim burada azmettirici olmamdan bahsedilemez. Bu kadar önemli görevde böyle bir plan olamaz, böyle bir operasyon olamaz, olsa olsa bir kumpas ya da saçmalıktan başka bir şey olamaz. Planlayıcılık ya da azmettiricilikle ilgili tarafıma atılan tüm suçlamaları reddediyorum. Şükrü Seymen ve Gökhan Şahin Sönmezateş’i ben göndermedim. Yaptıkları faaliyetten hiçbir şekilde bilgim yok. Genelkurmay Başkanı’nın 11 civarında Akıncı Üssü’ne geldiğini duydum ama kendisini görmedim. Akıncı Üssü’ne akşam 19.30 da gittim. Fethullah Gülen’e karşı herhangi bir sevgim veya sempatim yoktur. Olay günü Özel Kuvvetler Kurmay Başkanlığı’na atandım. Cumhurbaşkanının Marmaris’te olduğunu da basından öğrendim.”
Konsey üyesi değilim 
15 Temmuz Darbe Girişimini yöneten ‘Yurtta Sulh Konseyi’ üyesi olmadığını belirten Osman Kılıç, “Yurtta Sulh Konseyi’nin ismini 15 Temmuz tarihinden sonra öğrendim. Üyesi değilim. Listede ismi bulunanlarının bir kısmını daha önceden mesleki ilişkilerimden tanıyorum. Konseyin verdiği herhangi bir faaliyete katılmadım” diyerek kendisini savundu.
Sanıklara yazılı mesaj uyarısı
Duruşmanın devam ettiği sırada Mahkeme Başkanı Emirşah Baştog, kağıtlara bir şeyler yazarak mesajlaşan sanıkları uyardı. Baştoğ “Aranızda yazışmalar yaptığınızı görüyorum. Biz size o kâğıt kalemleri sorunuz varsa yazın, not alın diye verdik. Kendi aranızda yazışın diye vermedik. Eğer böyle yaparsanız kâğıdı kalemi toplatırım. Böyle bir usul yok” dedi. İlerleyen dakikalarda sanıkların yine elden ele kağıt dolaştırdığını gören Mahkeme Başkanı duruşmayı ikinci kez durdurarak mübaşirden mesaj kağıtlarını toplamasını istedi. Kâğıdı inceleyen Mahkeme Başkanı, “Herhangi bir suç unsuru gözükmüyor. Ancak bu şekilde elden elde dolaştırma yapmayın” diyerek ikinci uyarıda bulundu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.