YATAĞAN’IN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Bu haber 07 Kasım 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.194 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır bıkıp usanmadan süregelen bir talep üzerine Yatağan’ı düşündüm.
Acaba söz konusu ilçenin çeşitli yönlerden dünü nasıldı?
Bugün hangi konumda?
Daha açık bir ifade ile Yatağan, termik santrale kavuşmadan önce nasıl bir konumdaydı?
Aynı ilçede yaşayanlar ve yakın çevresi dışında her Muğla’lı bilir ki, Yatağan’ın farklı bir konuma gelmesinde Termik Santralin varlığını yadsımak mümkün değildir.
Santral konuşlanmadan önce 3-5 bin nüfuslu tipik bir Anadolu kasabası iken ne zaman santral ve ona bağlı üniteler devreye girdi.
Kısa bir süre içerisinde ilçenin nüfusu 3-5 kat arttı.
Hala da artmaya devam ediyor.
Tabi ilçenin farklı bir statüye kavuşması, beraberinde yeni oluşumların doğmasına neden oldu.
Her şeyden önce artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak esas olandı.
Bu yüzden kısa bir süre içerisinde Yatağan, modern bir yaşam alanına dönüştürüldü.
Hani dense ki Termik Santralle birlikte her alanda yeni adımlar atıldı.
Giyimden eğlenceye, barınmadan gıda ürünlerinin teminine kadar yeni işletmeler devreye girdi.
Daha bir önemlisi ilçenin sosyal statüsü birdenbire değişti.
Her halde kimse aksini iddia edemez.
Aksi halde gerçekleri görmemezlik olur.
***
Kısaca Yatağan’ın dünü ile bugünü mukayese ettiğimizde arada beyazla siyah kadar bir farkın olduğu ortaya çıkar.
Dolayısıyla kimler nasıl bir yorum getirse ve de ne gibi görüşün sahibi olsa da değişmeyen gerçek, termik santralin varlığı Yatağan’ı ülkenin en gözde yerleşim birimlerinden biri yaptığıdır.
Bugün aynı ilçede yaşayan her kim olursa olsun sorsanız, farklı bir şey söylemez.
Söylemez ya bir süre sonra aynı santral ilçenin yaramaz çocuğu haline geldiği de bir gerçek.
Buna neden santral bacalarından çıkan kükürt dioksit gazıydı.
Bakıp görüldü tüm canlılar için tehlike içeriyor.
Öyleyse, zehirli gazları önleyecek desülfrizasyon ünitesi yapılmalıydı.
Sözü fazla uzatmadan, bu konuda gelişmelerin nasıl seyrettiği, sonrasında neler yapıldığını herkes bilir. Bilmemesi olası değil. Bu konuda verilen mücadele az buz değildir.
Zaten, aynı mücadele sonrasında bacalara söz konusu ünite takılmıştı.
***
Başlangıçta halkın her şeyi noktasından bakılan Termik Santral artık gündeme bir başka yönüyle gelmeye başlar.
Özelleştirme.
Evet, onca çalışanı tedirgin eden bir eğilimdi bu.
Bu nedenle uzunca süre, özelleştirmenin yapılmaması için çalışanların direnişçe geçtiği herkesin malumudur.
Kaldı ki direnişe geçenler sadece çalışanlar olmadı.
Tüm sivil toplum kuruluşları da işçilere destek anlamında direnişe katıldılar.
Bunanla yetinmeyip çoğu kez Ankara’nın yolunu tuttular.
Ne var ki olmadı.
Hükümet bu konuda kararlıydı.
İşçilerde kararlıydı.
Onlara göre santraller birilerine peşkeş! çekiliyordu.
Tabi bu iddia, hükümet adına kolayına kabullenilecek bir durum değildi.
Hükümet nasıl olurda, onca işçinin çalıştığı, yanı sıra halkın malını birilerin çıkarları uğruna göz yumardı?
Neyse ki top yekûn direniş meselenin kısa bir süre için de olsa küllenmesine kadar varmıştı.
Heyhat!..
Şimdi bakıp görüyoruz ki, Termik Santrallerin Özelleştirilmesi olayı küllenmemiş.
Gözlemlediğimiz kadarıyla özelleştirme kapsamına alınması yine gündemde.
Hal böyle olunca, sendikaların önderliğinde tüm çalışanlar ve sivil toplum kuruluşları yeniden ayaklanır.
Dolayısıyla gözler nihai karara çevrilmiş vaziyette.
Bir an için hükümetin özeleştirme eğiliminin yerinde olduğunu düşünelim.
Dünyanın birçok ülkesinde benzer girişimler olduğuna göre Türkiye içinde olabilir.
Olabilir de Türkiye adına durum farklıdır.
Bir kere Muğla’da konuşlanan Termik Santraller zarar eden, ilişkin olarak devlete yük getiren kurumlar değildir.
Sonra, işsizliğin önemli bir rakam içerdiği süreçte özelleştirme gerçekleşirse yeni işsizler ortaya çıkacaktır.
Her hükümetin görevi, bu tür işletmelerin rantabl çalışmasını temin yanında, işsizliğin önüne geçmektir.
Hal böyle iken Yatağan termik Santralin Özelleştirme Kapsamına alınması gibi bir girişim, çok yerinde bir tasarruf tedbiri olmaktan uzaktır.
Mesele bu denli anlaşılabilir olduğuna göre AK Parti Hükümeti, olayı enine boyuna bir kez daha düşünmek ve doğru kararı vermek durumundadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.