“Yatağan’da Şartel İndi”

Bu haber 21 Haziran 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.414 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Yatağan, Yeniköy, Kemerköy Termik Santrallarının özelleştirilmeleri senelerdir gündemde. Biri türlü özelleştiremediler.

Dönemin Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Erol Soğancı’nın nereden baksanız 20 yıl önce yaktığı ateş yanmaya, “barikat çocukları” ile kurdukları barikatlar adeta “Çanakkale geçilmez” demeye devam ediyor.

Aslında gerek enerji iş kolunda ve gerekse maden iş kolunda çok ciddi özelleştirmeler yapıldı. O yerler arasında Soma’da bulunuyor.

En çok direnen de Yatağan oldu.

xx        xx        xx

Yaşanan süreçte bir şey benim hep ilgimi çekmiştir.

O nokta biraz da sosyolojinin konusu. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin öğretim üyeleri, araştırma görevlileri veya yüksek lisans öğrencileri bu konuyu çalışmalı.

Bu gün özelleştirilmemesi için herkesin ayağa kalktığı termik santralların yarattığı hava kirliliği nedeniyle kapatılması içinde ayağa kalkılmıştı…

Allah rahmet eylesin Saynur Gelendost başı çekiyordu. O yıllarda sendikacılığı aşıp bölgenin işçi lideri haline gelen Erol Soğancı ile birbirleriyle kavga ederler, ama birbirlerini severlerdi de!

Hakkın rahmetine kavuştuktan sonra Gelondost’un arkasından üzülenlerden biri de Soğancı olmuştu.

xx        xx        xx

Termik santralların insan ve çevre sağlığına zarar veren salınımları olduğu bilimsel bir gerçek.  Ancak alınacak önlemlerle zararı asgariye indirmek mümkün. Ne var ki dönemin hükümetleri senelerce ihmal ettiler. Saynur Gelendost’un önderliğindeki çevre hareketi sayesinde bölgemizdeki santrallere baca gazı arıtma (desülfirizasyon) tesisleri kurulabildi.

Artık hava kalitesi kontrol altında…

Zararları yüzünden dün “santraller kapansın” diye yürüyenler bu gün “santraller satılmasın” diye işçilerle birlikte yürüyorlar.

Çünkü çevreciler şunu biliyorlar; baca gazı arıtma tesisleri santralın ürettiği enerjinin önemli bölümünü tüketiyor. Şimdi santraller kamu sektörünün elinde, bir sorun yok. Hava kalitesi kontrol altında…

Ancak özelleştirmenin gerçekleşmesi halinde “yeni patronlar” daha çok “kar hırsı” ile arıtma tesislerini çalıştırmayacaklardır.

İşte Yatağanlılar sadece ekonomik kaygılarla değil, bu yüzden de işçilerle birlikte ayaktalar.

xx        xx        xx

Termik santralların satışı birkaç kere gündeme geldi. Her seferinde Erol Soğancıların temellerini attığı barikatlara tosladı. En son 2000 yılında yapılan ihalede yabancı ortaklı Güney Ege Enerji Konsorsiyumu bölgedeki santralların hepsini almıştı, ama hiç birine “görebilmek için” dahi giremediler.

Ve o zaman konsorsiyum vazgeçti…

Bilindiği gibi 30 Mart yerel seçiminden önce Kemerköy ve Yeniköy Termik Santralları ihale edildi. Seçimden sonra da geçtiğimiz günlerde Yatağan’ın ihalesi yapıldı.

Bu sefer bitti mi?

Maden İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin ve Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik bu sorunun yanıtını verirken 2000 ihalesini anımsatıyorlar!

xx        xx        xx

Bölgemizdeki termik santrallerin ve santrallere kömür üreten ocakların, makine parkının, lojmanların, sosyal tesislerin ihaleleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından tamamlandı. Şimdi Başbakan Erdoğan’ın başkanı olduğu Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun kararı bekleniyor.

Yüksek Kurul ihaleleri onaylarsa ne olur?

Sendika başkanlarına bunu sorduğumuzda “Bu sorunun yanıtı düşünmek bile bizi ürkütüyor” demişlerdi. Beni de ürkütüyor…

İnşallah Başbakan Erdoğan doğruyu yapar, Yatağan’dan yükselen sese kulak verir.

xx        xx        xx

Yatağan’dan yükselen ses bu günlerde Türkiye’nin her yanından yükseliyor.

Bunda Soma’da 301 madencinin yaşamlarını yitirmeleri de etkili oldu.

Hemen hemen bütün sektörlerde iş kazası mümkündür. Önlem almakta mümkündür. Özel sektör önlem konusunda ülkemizde her zaman ihmalkâr olmuştur. Kamu sektörü daha dikkatli…

Nitekim Soma madenleri kamu sektörünün elinde iken basına pek iş kazası haberi yansımazdı. Yansısa da ender ve yaralı haberleriz ile yansırdı. Ocaklar özel sektörün eline geçtikten, yani özelleştirmeden sonra sadece iş kazaları değil, ölümlü iş kazaları da arttı. Sonunda bir katliam gibi 301 madencinin ölümü yaşandı.

Soma bir bakıma “Özelleştirmeye hayır” diyenleri haklı çıkardı.

xx        xx        xx

Özelleştirmeye hayır diyenler hafta başında bir gün iş bıraktılar.

Ancak santraller enerji üretmeye devam ettiler.

Ertesi gün bütün Türkiye’de iki saat iş bırakma eylemi gerçekleştirilirken, bir sonraki gün de bütün Türkiye’de AK Parti il merkezlerine yürüdüler. Parti önünde oturma eylemi gerçekleştirdiler.

Hiçbir olayın çıkmaması, Emniyet’in duyarlılığı herkesin içini rahatlattı.

O işçiler şimdi de Maden İş Sendikası’nın çağrısı üzerine Soma’da bir araya geliyorlar. Yatağan işçileri yarın Soma’ya eşleriyle çocuklarıyla gidiyorlar.

xx        xx        xx

Maden İş Başkanı Süleyman Girgin dün yaptığı açıklamada, “AKP hükümeti durmak yok yola devam diyor. Biz de öyle diyoruz. Durmak yok, özelleştirmeden, köleleştirilmeden vaz geçilinceye kadar yola devam diyoruz.” derken şöyle devam ediyordu:

Soma bizim için çok önemli. Orada 301 arkadaşımız katledildi. Onların ölümleri sıradan bir iş kazası değil, vahşi kapitalizmin katliamıdır. Biz neredeyse 20 yıldır santralların ve madenlerimizin özelleştirmesine karşı çıkıyoruz. Bir yıldır da direnişteyiz. Derdimizi anlatamadık, ama keşke yaşanmasaydı Soma’da haklı çıktık. Bu iş kazası denen cinayetler yaşanmasın isteniyorsa özelleştirmeden vaz geçmeliyiz.

Ankara yarın Soma’dan yükselecek sesi duyar mı?

Umarız duyar…

Yoksa hep birlikte şu sesi duyabiliriz:

“Yatağan’da Şartel indi”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 22 Haziran 2014 / 22:00

Gocaman yazınızıokudum.beğendim ama;Ancak özelleştirmenin gerçekleşmesi halinde “yeni patronlar” daha çok “kar hırsı” ile arıtma tesislerini çalıştırmayacaklardır.bu tespitinize takıldım.Kahin yada meneccim gibi düşündüğünü zan etmiyorum.seni çok iyi tanıyorum.Paşien hükümlü de değilsindir.neden bu tespiti yapıyorsunuz.ikna olmadım. gerisine aynen bende katılıyorum.