Yatağan Santralı Ve Deniz’in Koğuş Arkadaşı

Bu haber 25 Ağustos 2018 - 11:23 'de eklendi ve 1.250 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

ERDAL ORHAN’IN ARDINDAN

Evet, Erdal Orhan Deniz Gezmiş‘in koğuş arkadaşıydı.

Erdal Orhan‘ın 10 nisan 1974 tarihli Ankara Numune Hastanesi mahkum koğuşunda hasta yatağındayken zincire vurulmuş halini o zaman başyazarlığını Uğur Mmumcu‘nun yaptığı Yeni Ortam Gazetesi manşetten vermişti.

Dönemin Yeniortam Gazetesi, TİP davasından hükümlü Erdal Orhan‘ın haberini manşetten “bir belgeyi daha insancıl Ecevit iktidarına sunuyor” diye vermiş. Bu sunumun altında haberin başlığı “… Ve hala zincire vurulan hasta tutuklular var” başlığı yer almış. Başlığın altında Erdal Orhan‘ın fotoğrafı… Hastane koğuşunda çekilmiş fotoğrafının altında da “TİP Davası Hükümlülerinden Erdal Orhan zincire vurulmuş olarak Ankara Numune Hastanesinde görülüyor.” ifadesine yer verilmiş.

Alt başlıkta da “TİP’li Erdal Orhan’ın durumu ile sadece Ankara Tabib Odası İlgileniyor.” denilmiş…

xx           xx           xx

Bu haberin ardından Ecevit‘in talimatı ile hastanede hükümlü ve tutuklulara zincir vurulması yasaklanmıştı… Ta ki 1980 Askeri Darbesi‘ne kadar…

Erdal Orhan sonraki yıllarda CHP’li ve hatta “Ecevitçi” de oldu, ama o aslında hep “gazeteci” oldu.

İnsanların kişiliğini hapishane, hastane, askerlik arkadaşlıkları belirlemez… Ne iseniz o’sunuzdur… O “sosyalist” idi.. Öyle olmasa hapse girmez, bir de Deniz Gezmiş ile aynı koğuşa denk gelmezdi..

O hep “devrimci-demokrat” bir “gazeteci” oldu. Fethiyeliği her zaman ağır bastı. Hatta Fethiyespor yönetiminde de yer aldı. Bugün kapalı olan İlkadım Gazetesi‘nde (Tufan Doğu’nungazetesi) köşe komşuluğumuz oldu.

Fethiye‘den imza attığı haberleri İlkadım‘da, Demokrat İzmir‘de, Hürriyet‘te, Cumhuriyet‘te yer aldı. “Fethiye aydınları” arasında yer alarak, ilçenin hafızası oldu.

Fethiye 16 Ağustos’ta o aydınını, önemli bir değerini, Muğla Basını bir duayenini yitirdi.

Ustalarımızdan birini yitirdik.

Behçet Saatçı ne kadar Fethiye ile özdeşleşmiş ise Erdal Orhan da “En az” o kadar özdeşleşmiştir. İnanıyorum ki, Başkan Saatcı hemşerisi Erdal Orhan’ın adını yakışan bir yerde yaşatacaktır…

Cennet mekanı olsun…

xx           xx           xx

YATAĞAN FELAKETİNİN ARDINDAN

Erdal Orhan gibi yazan kalemler pek kalmadı… Yine de tek tük çıkıyor. Onlardan biri de Kemal Özcan… Yazılarını sosyal medya hesabından paylaştığı gibi, Milas ve Bodrum‘da yerel gazetelerde de yayınlıyor.

Kemal Özcan profesyonel gazeteci değil. Kendisi Tes İş Sendikası Yatağan Şubesi Yönetimi’nde Mali Sekreter… Ama “profesyonelce” yazıyor. Ben de takipçilerindenim…

Yatağan felaketini sıcağı sıcağına yazmadı. Muhtemelen yüreğinin acısının dinmesini, öfkesinin soğumasını bekledi… Belki de o günlerde basınımızda ve sosyalmedyada yaşanan inversiyonun geçmesini istedi…

İnversiyon geçti. Hatta Yatağan unutuldu bile… İki genç emekçinin Sezgin Kılıç ve Seray Şimşek‘in aileleri yüreklerindeki yangınları ve özlemleriyle kendi başlarına kala kaldılar…

İşte bugünlerde de “Yatağan Faciası 1” ve “Yatağan Faciası 2” yazıları geldi… Bugün yarın “Yatağan Facası 3” çıkacaktır. Belki de çıkmıştır…

xx           xx           xx

Sendikacı-Yazar Kemal ÖzcanYatağan Faciası 2” yazısınaBiraz da Yatağan faciasından sonra yaşananlardan bahsetmek istiyorum. O sabah facianın olduğu yere geldiğimde manzara gerçekten çok korkunçtu.” diye başlamış ve şu ifadelere yer vermiş:

Enkaz dediğimiz şey, birbirine eklenmiş 20 kadar vagondan oluşan tonlarca demir yığını.
Çöken Yatağan Termik santralinin simgesi olan mavi trendi. Çöken 36 yıl boyunca günlük ortalama 15-20 bin ton kömürü 45 metreye çıkaran galeri.
Bir dik açı düşünün, galeri o açının hipotenüsü yani C kenarı. Tatlı bir eğimle yerden 45 metre yüksekliğe tonlarca kömür taşıyan bu hipotenüs teşkil ettiği açının A kenarı üzerine çökmüştü.
Bir milim sapma göstermeden her iki yandaki ayak temel betonlarının tam ortasına uzanmış.
Yargın üstü öylecene yatmıştı. Bu yargın üstü yatma sırasında galeri iki yerden katlanmış ve galeri içinde kalan iki arkadaşın da bu katlanan bölgelerde olduğu tahmin ediliyordu.
Enkazın içinde kalan iki arkadaşımızı kurtarma çalışması devam ederken, dikkatimi çeken ne oldu biliyor musunuz?
Muğla Valisi Esengül Civelek ve TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergun Atalay, arama ve kurtarma çalışmalarını baştan sona yerinde takip ettiler.

Maden-İş Şube Başkanı Osman İlhan’la birlikte Muğla’daki yaralı arkadaşlarla ilgilenirken, Muğla valisinin hastaneye gelip, ‘Size sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş olsun dileklerini, selamlarını getirdim’dediğine de şahit oldum. Ayrıca AKP İl ve İlçe başkanlarının hayatını kaybeden arkadaşlarımızın enkazın içinden çıkarılana kadar hiçbir yere ayrılmamaları da dikkatimi çekti.

xx           xx           xx

AK PARTİLİLER DAHA MI SAMİMİ?

Tabi Kemal Özcan‘ın ifadesiyle bir süre sonra emek ve emekçi dostu olan diğer siyasi partilerin milletvekilleri ve yerel yöneticileri de gelmiş, ama onlar çok fazla duramamışlar…

Eee onlar meşgul insanlar tabi… O günlerde olası kurultay heyecanı ve paniği vardı, sonra ardından yerel seçimler heyecanı ve paniği geliyordu…

Kemal Özcan da “Çok işleri vardı herhalde.” demiş ve şöyle devam etmiş:

Sonradan Yatağan Belediye Başkanı Haşmet Başkanın hastane morgunda beklediğini öğrendim.
Tabi bunlar küçük şeyler ama önemli şeyler. Ondan sonra AKP neden bu kadar oy alıyor?
Bu millet koyun mu, kıl mı, göbeğini mi kaşıyor? filan diye edebiyat yaparlar.
Bu millet aptal değil, samimiyeti, kendisine dokunanı veya kendisinden kaçanı görüyor, hissediyor.
CHP birinci sıradan vekil olan Mürsel Alban faciadan iki gün sonra enkazda fotoğraf çektirip, yetkililerden bilgi aldığını öğrendim.
Faciayı meclise taşıyarak, soru önergesi verdikleri için CHP’li vekillere teşekkür ediyoruz.

Bizim gazetecilikte “fikri takip” diye bir şey vardır. Gazeteci arkadaşlarımızdan soran olmadı. Ben sorayım:

Ne oldu soru önergesinin karşılığı?

xx           xx           xx

YATAĞAN FACİASININ SORUMLUSU KİM?

Galiba “fikri takip” diye bir şey de kalmamış.

Bilindiği gibi facianın yaşandığı gün, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı vakit geçirmeden Yatağan Cumhuriyet Savcılığı marifetiyle soruşturma başlatmıştı.

Soruşturmanın nasıl sonuçlandığını bilmiyoruz.

Muğla Üniversitesi ve ilgili meslek odaları ile bir Bilirkişi Komisyonu oluşturulmuş, kaza ile ilgili görülenlerin ifadelerine başvurulmuştu.

Araya Adli Tatil girmiş olabilir mi bilmiyoruz.

Bildiğimiz, öğrenebildiğimiz Kemal Özcan‘ın sözünü ettiği bantı, öteki makine aksamları ile birlikte ayda bir kontrol eden “İş Güvenlği Kurulu veya Komisyonu” özelleştirmeden sonra lağvedilmiş.

170 metre uzunluğundaki ve 45 metre yüksekliğe çıkararak kapalı galeri içinde kömür taşıyan bant 2 yıl önce arızalanmış. O zaman, yeni yaşanan faciada çöken galerinin taşıyıcı ayağının temel pabucu patlamış. Temel pabucu yenilenmiş, ama bu pabucun neden patladığı araştırılmamış…

Meğer galerideki bantın altında toz zerreleri ile 30 cm katman oluşmuş. Katman kapalı bir yerde bulunuyor ve burada bin ton cüruh birikmiş.

Taşıyıcı ayak ise belli bir ağırlığı taşımak üzere yapılmış. Bu fark edilmeyen fazladan bin tonu taşıyamamış ve galeri çökmüş…

Konu ile ilgili mühendisler, “Temel pabucu patladığında nedeni araştırılmış olsaydı bu cüruh birikmesi ile karşılaşabilirlerdi. Ciddi bir ihmal.” diyorlar. Bir de santralda çalışan bir “Gıda Mühendisi”nin kazadan sorumlu tutulabileceği söyleniyor!

İnanmak istemedim… Kemal Özcan bakalım 3’ncü yazısında bundan söz eder mi? Bakarsınız, Savcılık soruşturması tamamlanır, açıklanır da gerçeği öğreniriz…

———————————–                                                                                 ———————————–

GÜNÜN SÖZÜ: Şerefin kadar konuş desem, sonsuza dek susacak insanlar tanıyorum!

ÇİVİ

Dolar çıktığı gibi yeni fiyat listesi atan tedarikçilerimiz, aynı hassasiyeti dolar düştüğünde de sizlerden bekliyoruz.”

Beni Bi Gülmek Aldı:))))

—————————————————————————————————————————-

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.