Yatağan işçilerinden suç duyurusu

Bu haber 04 Haziran 2014 - 0:36 'de eklendi ve 733 kez görüntülendi.

yataganisciler Bölgedeki termik santrallar ile santralleri besleyen kömür işletmelerinin özelleştirilmesine karşı Yatağan Termik Santralı önünde kurdukları Direniş Çayırı’nda 261, Ankara’da Özelleştirme İdaresi önünde Kurtuluş Parkı’nda 54 gündür direnen Yatağan işçileri Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Maden İşçileri Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, başvuruda “Orantısız güç kullanan ve orantısız güç kullanımı emrini veren, tarafıma biber gazı sıkarak ve yüzümü darp ederek yaralama kastıyla hareket eden ilgililer hakkında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep ediyorum.” dedi.

Özcan Özgür

Gezi Parkı yıldönümüne bir gün kala Enerji Bakanlığı önünde kendilerini zincirleyen Yatağan işçilerinin biber gazı sıkılıp, dövülerek gözaltına alınmalarının ardından olaylar sırasında bir polisin burnunu sıkanken çekilmiş fotoğrafı sosyal medya malzemesi haline gelen Maden İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı’na başvurarak suç duyurusunda bulundu. Girgin, ilgililerle ilgili ceza davası açılarak cezalandırılmaları talebinde bulundu.

Bölgedeki termik santrallar ile santralleri besleyen kömür işletmelerinin özelleştirilmesine karşı Yatağan Termik Santralı önünde kurdukları Direniş Çayırı’nda 261, Ankara’da Özelleştirme İdaresi önünde Kurtuluş Parkı’nda 54 gündür direnen Yatağan işçileri direnişlerini sürdürürken, aynı zamanda Türk İş Muğla Temsilcisi olan Girgin, yaptığı başvuruda, Muğla’daki santrallerin ve kömür ocaklarının özelleştirilmesini protesto etmek ve Savcılıkça da bilindiği gibi Soma’da 301 işçinin hayatını kaybetmiş olmasını anımsatmak ve özelleştirmenin sakıncalarına dikkati çekmek için 30 Mayıs 2014’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptıklarını anımsatırken, “Anayasamızın  Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı madde başlıklı 34.maddesinde; “ Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Yine Anayasamızın Düşünceyi Açıklama Ve Yayma Hürriyeti madde başlıklı 26. Maddesinde “ Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” diyerek şöyle devam etti:

“İşyerlerimizin özelleştirilmesi çerçevesinde Sendikaların yapmış olduğu bir toplantıya biz işçi emekçilerinin düşüncelerini iletmek istemelerine karşın biber gazı olarak adlandırılan göz yaşartıcı kapsül cop gibi maddi güç kullanılarak orantısız müdahale edilmesinin demokratik bir toplumda beklenilmez. AİHS ve anayasa ile güvence altına alınmış olan hiç kimsenin gayriinsani muameleye tabi tutulmayacağı, ifade hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının özüne orantısız bir güçle müdahale edilerek kullanılamaz hale getirilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun ‘Zor Kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması’ kenar başlıklı 256. Maddesi ihlal edilerek gerek olmadığı halde tarafıma ve bazı arkadaşlara kasten yaralama kastıyla biber gazı sıkılarak ekte sunmuş olduğum haberin fotoğrafından da anlaşılacağı üzere tabiri caiz ise ‘kurbanlık koyun gibi başımdan tutularak’ müdahale edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca biber gazı direk suratımızı hedef alınarak sıkılmıştır. Bazı arkadaşlarım sürüklenerek ve üzerlerine basılarak cop kullanmak suretiyle ikaz yapılmadan dağıtılmaya çalışılmıştır. Kanuna ve hukuka aykırı şekilde orantısız güç kullanan ve orantısız güç kullanımı emrini veren, tarafıma biber gazı sıkarak ve yüzümü darp ederek yaralama kastıyla hareket eden ilgililer hakkında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep etme mecburiyetim hasıl olmuştur.”

Türk İş Muğla İl Temsilcisi ve Maden İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin suç duyurusunun ardından yaptığı basın açıklamasında “27 Ağustos 2013 tarihinden beri milletin malına sahip çıkmak için meşru ve haklı bir mücadele sürdürüyoruz. Mülkiyeti Millete ait olan, hazineye sürekli gelir sağlayan ve stratejik öneme sahip olan işyerlerimizin özelleştirmeleri halinde ülkemizin can damarlarından birini daha kaybedeceğini geçmiş özelleştirme deneyimlerinden biliyoruz.” diyerek şu ifadelere yer verdi:

“Özelleştirmelerin işsizlik, sendikasızlık, taşeron köleliği olduğunu da biliyoruz. Özelleştirmelerin vurgun, talan ve soygun olduğunu da biliyoruz. Afşin Elbistan, Zonguldak ve en son Soma katliamı da göstermiştir ki özelleştirmelerin özel sektörün kâr hırsı ve üretim baskısıyla canımıza kasteden cellatlarımız haline geldiğini de biliyoruz. Bu nedenlerle özelleştirme politikalarından vazgeçilmesi için Enerji Bakanlığı önünde 30 Mayıs 2014 tarihinde demokratik bir eylem yaptık ve sesimizi duyurmaya çalıştık. Sadece, ‘Soma da yandık Yatağan’da ve Milas’ta yanmayalım ve Soma katliamının sorumlularından hesap sorulsun’ dedik. Ancak bu anayasal hakkımızın kullanılmasına dahi tahammül edilmedi. Biz haklı ve meşru mücadelemizi Anayasal haklarımız çerçevesinde sürdüreceğiz.”

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.