YAŞ´TA OLANI DOĞRU OKUMAK

Bu haber 10 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 587 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Yüksek
Askeri Şura’nın (YAŞ) bir tür ‘sinir harbi’ne sahne olduğu belli: Genelkurmay
Başkanı’nın Kara Kuvvetleri Komutanı olmasında ısrar ettiği birini Başbakan
istememiş; Milli Savunma Bakanı teklifi imzaya açmadığı için de ataması
yapılamamış… Cumhurbaşkanı’na gönderilen atama kararnamesinde bazı konumlar
boş bırakılmış; boşlukların dün doldurulması bekleniyordu. Olaya “Ne kadar
kötü bir durum” diye yaklaşanlar var. Teamüllere karşı çıkılmamalıymış.
“Geçmişte siyasiler ne zaman teamüllere aykırı davransa, önünü açtıkları komutanlar
sonradan darbe yaptı” diye aba altından sopa gösterenler bile var. Bazı
yorumcular, Ergenekon savcılarının ‘internet andıcı’ soruşturmasıyla ‘atama
krizi’ arasında doğrudan ilişki kurup hükümetin yargı yoluyla sonuç aldığını da
ileri sürüyor. Ne kadar basit yorumlar, ne kadar yanlış yaklaşımlar… Türkiye
son iki yılın bütününü askerlerin de adının karıştığı bir dizi adli vak’ayla
geçirdi. Ayışığı, sarıkız, eldiven, yakamoz, kafes, balyoz gibi adlar taşıyan
pek çok darbe girişimi iddiası yüzünden açılmış davalar var. Bu iddiaların
muhatabı olan askerlerin adları herkesçe biliniyor; bilmeyenler de mahkemeler
tarafından kabul edilen iddianamelere bakarlarsa öğrenebilecek durumdalar.
Gelişmeleri yakından izleyenler bir gerçeği ayrıca biliyorlar: Kara Kuvvetleri
Komutanlığı’na getirilmesi istenen komutana itiraz, ‘internet andıcı’
soruşturmasından önce Genelkurmay Başkanı’na iletilmişti; YAŞ-öncesinde ve ilk
gün yaşanan görüşme trafiği tamamen o konunun çözümüyle ilgiliydi. Yani,
iddialar kronolojik açıdan da gerçeği yansıtmıyor. Olanı dün burada
açıklamıştık: Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde yapılan atamalar
dışarıdan hiçbir müdahale olmaksızın ‘asker-askere’ hallediliyordu; bunun
günümüz ortamında sürdürülmesi mümkün değildir. Siyasi irade bugün devreye
girmeseydi, yarın mutlaka girecekti. Son birkaç gündür tanık olunan gelişmenin
şimdi yaşanmasının sebebi, bardağın dolmasıyla yakından ilintilidir. Bir nokta
göz ardı ediliyor: Devletin değişik istihbarat örgütlerinin görünmeyen alanda
neler olup bittiğiyle ilgili raporları hergün Başbakan Erdoğan’a sunuluyor;
darbe iddiasıyla açılan davaların iddianamelerini de takip ediyor olmalı
Başbakanlık. Bilgilerin aktığı bir makamın bir tek adli gelişmeyle bir
komutanın önünü kesmesi herhalde beklenmemeli. Tersi de doğrudur: Elinde yanlış
işlere karıştığına ve özellikle demokratik sürece müdahale niyetine dair bilgi
ve belgeler bulunan bir siyaset adamının, teamülleri gözeterek, atamaları
sadece izlemekle yetinmesi düşünülemez. Hayat damarı demokrasidir siyasilerin,
demokrasiyi içselleştiremediğine inandığı asker kişilerin atanmasına itiraz
etmesi, atamalarını engellemesi doğaldır. İşin bir başka ilginç yönü, TSK
bünyesinde yer alan bazılarının çok partili siyasi hayata her on yılda bir
yapılmış müdahalelerin dış destek özelliklerinden haberdar oldukları ve her
darbenin ülkenin zararına sonuçlar verdiğini iyi bildikleri halde, yakın
tarihlerde bile siyasete müdahale niyeti taşıyabilmeleridir. Andıçlar, seminer
tatbikatları, planlar halinde yürüttükleri çalışmalar, onlar namına bizim
içimizi karartıyor. Demokrasi-dışı çalışmalar yapanların, ya yaptıklarının
sonuçlarına katlanmaları ya da yargılanıp aklanmayı beklemeleri gerekir. Şimdi
içinde yaşadığımız dünyanın günümüze yansıyan şartları da bunu bekliyor. Son gelişme
TSK’nın aleyhine midir? Elbette hayır. Türkiye dışa bakan yüzünde ulusal
çıkarlara aykırı tekliflere nasıl ‘Hayır’ diyebiliyorsa, içeriye bakan yüzünde
de demokrasisini malûl durumda bırakan yanlışlıklardan da vazgeçiyor.
Asker-sivil ilişkileri de bu cümleden olarak doğru bir zemine oturmak üzere ve
bu da TSK’yı güçlendirecektir. Olanı yanlış yorumlayanların zararı
kendilerine…

FEHMİ
KORU/YENİ ŞAFAK

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.