Yaşlanıyoruz

Bu haber 23 Mayıs 2015 - 2:01 'de eklendi ve 865 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardan bu yana Türkiye için bir gerçeğin altı çizildi.

Özellikle konuya ilişkin araştırma yapan bilim adamları ve kuruluşlar tarafından.

Ortaya tek bir sonuç çıktı.

Türkiye genç nüfuslu bir ülke.

Doğruydu.

Türkiye, sayıları 200’ün üzerinde dünya ülkeleri arasında, gerçekten genç bir nüfusa sahipti.

Her ne kadar kurtuluş mücadelesinde önemli sayıda insanımız hayatından olsa da, ondan sonraki süreçte tahminlerin üzerinde nüfus artışına sahne olmuştu.

Bunun anlamı ülkemizde hızlı bir nüfus artışının görüldüğüdür.

Hem de tahminlerin üzerinde bir rakam içermek suretiyle.

***

Bu konuda dünya genelinde yapılan incelemeler, normal nüfus artışlarının % 0 1 civarında seyretmesi gerektiğini ortaya koyduğu halde, bu oran birçok dünya ülkesiyle birlikte Türkiye için geçerli değildi.

Zira, uzun yıllar ülkemizde gözlenen nüfus artışı % 0 2.5 civarında seyretti.

Oysa, her yönden gelişimini tamamlamış Avrupa’nın birçok ülkesi ve daha nicelerinde artış oranı, belirtildiği gibi ancak % 0 1 civarındaydı.

Dedim ya bu oran birçok ülke gibi Türkiye için geçerli olmadı.

Aksi olsaydı, ülkemizin kurtuluş mücadelesine atıldığı süreç sonrasında ancak 13.5 milyon olan nüfusumuz, kısa sayılabilecek zamanda tahminlerin üzerinde artış göstermezdi.

Ama gösterdi.

Her yıl en azından % 02.5 oranındaki artış sonucu nüfusumuz durmadan arttı.

Özellikle belirli süreçten itibaren yıllık artış oranı 1 milyon civarında seyretti.

Evet yanlış değil.

Realite o ki ülkemizde yıllık nüfus artışı, bu rakamda oldu.

Bunun sonucunda, aradan geçen kısa denebilecek süreç sonrasında bugün nüfusumuz 76 milyon sınırına gelip dayandı.

Hal böyle olunca nüfus bağlamında ilk 10 dünya ülkesi arasında yerimizi almış olduk.

***

Aslında bu oran Türkiye genelinde konuşlanan bölgeler arasında, önemli ölçüde farklılık göstermektedir.

Ülkemizin kıyı kesimlerinde yer alan bölgelerde yıllık nüfus artışı normal seyretmesine karşın İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gözlenen artış Türkiye ortalamasının çok üzerindedir.

Bu tabloya göre bölgeler arasında nüfus artışı itibariyle bir farklılığın ortaya çıktığı yadsınamaz.

Ne var ki farklılık sadece bölgeler arasında gözlenen nüfus artışından ibaret değildir.

Nüfus artışının belirgin şekilde artış gösterdiği bölgeler dışında kalan yerlerde, Türkiye adına ortaya çıkan bir realite var ki aksini düşünmek olası değil.

Dolayısıyla bu bölgeler nüfusunun incelenmesi sonrasında ortaya çıkan rakam, gerçekten düşündürücü.

Zira yıllardır Türkiye için söylenen genç nüfuslu bir ülke olduğumuzdur.

Buna göre kimileri genç nüfusun bir ülke için avantaj olduğunda birleşirken belirli kesimin ortaya sürdüğü gerekçe göz ardı edilemez.

Elbette genç nüfus bir ülke için her bakımdan güçtür.

Ne var ki aynı nüfusun yeterince değerlendirilmesi halinde bir avantajdır.

Aksi halde ortaya önemli sorunlar çıkar.

Sonra bu durum, madalyonun bir yüzü..

Aynı konuda bir önemli nokta var ki Türkiye için üzülmek mi yoksa mutlu olmak mı gerekir kestirmek güç.

Türkiye, yapılan araştırmalar sonucu 20 yıl sonrasında yaşlı ülkeler kategorisi içerisinde yer alacak.

Şüphesiz bunun anlamı, ülkemizin yaşlı kıtada konuşlanan Avrupa ülkeleri arasında olacağıdır.

Şahsen bu oran üzerine düşündüm.

Kısa sayılabilecek süreçte genç nüfuslu bir ülke olarak yerimizi almışken bu kez yaşlı ülkeler arasında gösteriliyor olmamız, elbette düşündürücüdür.

Bunun üzerine şu denebilir.

Ne yani hep aynı yaş nüfusunda kalacak değiliz ya!

Elbet bir gün yaşlı ülkeler sınıfında yerimizi alacaktık.

Tamam, buna itirazımız olamaz.

Ne var ki yaşlı ülkeler safında yer alırken isterdik ki insanımız mutlu bir şekilde yılları geride bıraksın.

Ömrünün son demlerinde zihninde yer eden şüpheler olmasın.

Ama değil.

Söz konusu bölgelerimizde belirli yaş grubunu teşkil eden, yani yaşlanan insanımızın çok mutlu olduğu söylenemez.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.