Yaşlanan Avrupa

Bu haber 18 Ekim 2016 - 0:00 'de eklendi ve 801 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Atasever

Son yıllarda birçok bilim adamının üzerinde durduğu konulardan biri, yaş piramidi bağlamında dünyanın gittikçe yaşlandığı.

Özellikle, Avrupa kıtası üzerinde konuşlanan ülkeler.

İlk sırada yer alanlar ise Almanya, Fransa ve İngiltere.

Diğerleri muzdarip olsalar da daha bir endişe duyan bu ülkeler olunca, ister istemez arayışlar başlıyor.

Ne var ki çözüm kolay değil.

Olamaz da.

Zira, bir ülkenin nüfusunu belirleyen etkenlerden doğum oranı, söz konusu devletlerde çok düşük.

Kaldı ki sorun sadece bu olsa!

Yapılan araştırmalar aynı kıta üzerinde yaşayan halkın önemli bir kesimi Alzheimer ve Parkinson denen hastalığın pençesine düşmüş durumda.

Hal böyle olunca, “Avrupa kıtasının tamamında konuşlanan ülkelerin nüfusları uzunca süreden bu yana yerinde sayıyor” dense, kesinlikle abartı değil.

Zaten rakamlar her şeyi açıklıyor.

Rakamların dili gerçeği yansıttığına göre asıl olan, Avrupa Kıtasında iskan eden halkın yaş sınırının limitin çok üzerinde olduğudur.

“Yaşlanan Kıta Avrupa” denmesinin sebebi de başkası değil.

***

Bu durumda, aynı kıta üzerinde konuşlanan ülkeler çare arıyor.

Nasıl aramasınlar?

Aynı ülkelerde tahminlerin üzerinde gelişme gösteren teknoloji, insan yaşamında bir noktaya kadar kolaylıklar sağlıyor.

Bunun bir başka karşılığı, her şey otomatiğe bağlansa da, çoğu durumlarda insan gücü kaçınılmazdır.

Siz ne denli teknolojiyi geliştirseniz de, insan gücüne ihtiyaç duyulan özel durumlar vardır.

Onun için, şartlar ne olursa olsun insanoğlunun varlığını yadsımak mümkün değildir.

İşte şu aşamada Avrupa Kıtası üzerinde bulunan ülkelerden Almanya, İngiltere ve Fransa olmak üzere birçoğunun ihtiyacı olan, insan gücüdür.

Zira istatistiki araştırmalar sonucunda, aynı ülkelerde yaşlı nüfus oranının genç nüfusun çok üzerinde olduğu anlaşılmıştır.

Aynı kıta üzerinde konuşlanan ülkelerin endişe duyması da bu yüzden.

***

Bu konuda araştırma yapan bilim adamlarından Prof. Dr. Kemal Yelekci, bir noktaya işaret ediyor.

“Düşük doğum oranları nedeniyle Avrupa’nın hızla yaşlanan nüfusuna Türkiye ilaç olacaktır.”

Kuşkusuz Prof. Yelekçi bu açıklamasını, elde edilen bir takım veriler üzerinden yapıyor.

Buna göre konuyla ilgili yapılan araştırmalar sonucunda Afrika Kıtasında doğum oranı % 0 42 iken bu oran Avrupa Kıtasında % 0 12.

Bu rakam Türkiye’de %0 17.

Aslında ülkemizin doğu illerinde nüfus artışı Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor.

Örneğin Urfa % 4.38 ile en yüksek doğum oranına sahip il olarak gözleniyor.

Aynı bölgede yer alan illerdeki doğum oranları da diğer bölgeler kentlerinin oldukça üzerinde.

Yaşadığımız kent Muğla’da bu oran % 1.5 civarında.

Anlaşılan o ki, özellikle Avrupa kıtası üzerinde bulunan ülkelerde yaş sınırı normalin oldukça üzerinde seyrediyor.

Kuşkusuz bu durum, konuya ilişkin açıklamalardan da anlaşıldığı gibi aynı kıta için önemli bir açmazdır.

Hele doğum oranları normalin çok altında seyredince.

Bu nedenle Türkiye, aynı kıta üzerinde konuşlanan ülkelerin gözü üzerinde olan ülkedir.

Prof. Dr. Kemal Yelekci de buna işaret ediyor.

Avrupa’nın hızla yaşlanan nüfusuna Türkiye ilaç olacaktır derken aynı temel noktadan hareket ediyor.

***

Peki sadece Prof. Yelekci değil birçok bilim insanının belirttiği gibi Türkiye bu avantajını yeterince kullanabilir mi?

Kısaca, zamanla Avrupa’nın parlayan yıldızı olabilir mi?

Tabi şimdiden bir şey söylemek mümkün değil.

Bunu zaman gösterecektir.

Buna karşın realite o ki, Türkiye bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek durumundadır.

Özellikle hangi alan için olursa olsun kalifiye elaman yetiştirmek kaçınılmazdır.

Dolayısıyla bunu gerçekleştirdiğimizde, bu gidişle Avrupa’nın zamanla daha da açmaz içerisine düşeceği gerçeği üzerine, çok daha dikkatleri üzerinde toplayan ülke olarak yerimizi alırız.

Yeter ki yaşlanan Avrupa’ya karşı fırsatları değerlendirelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.