Yaşanılır bir çevre için

Bu haber 12 Haziran 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.021 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

İnsanlığın doğal kaynak kullanım gereksinimleri ve kısa sürede karı maksimize etme hırsı buna bağlı olarak sınırsız ve bilinçsiz tüketim anlayışı,geri dönüşü olmayan, çevresel sorunlara neden olmuştur. Doğal kaynakları kendi arzuları için kullanan insanlık, artık doğanın verdiği tehlike çanları ile panik yaşamaktadır.
Bugün dünya üzerindeki insanoğlu, açlık, barınma, çölleşme, küresel ısınma, nükleer atık sorunu gibi ciddi çevre sorunları ile boğuşmaktadır. Doğal kaynaklar yok olma tehlikesi içinde ve geri dönüşü olmayan kayıplarla canlı yaşamı tehdit altındadır.
Çevre sorunlarının dünyadaki doğal yaşamı tehdit edici noktaya gelmesi çözümlenmesi ve eko sistemin korunması gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Çöp sorunlarından, su kirliliğine, erozyondan, iklim değişikliğine kadar uzanan bir dizi çevresel sorunlar, bilimsel bir yaklaşımla konunun çözümlenmesi gereğini tartışmasız kılmıştır.
 
XX          XX          XX
Çevre duyarlılığı, insanlığın kendine gösterdiği duyarlılıktır. Çünkü insan yaşamını idame ettirdiği çevrenin bir parçasıdır. Eko sistemi bozulmuş bir çevrede canlı yaşamı sağlıklı olamaz.
İnsanlığın ve canlı yaşamının idamesi ancak gerekli dünya varlıklarının titizlikle korunması ile olur. Kirletip sonrasında temizlemek için projeler üretmeye çalışmak yerine eko sistemi bozmadan yaşamımızı idame ettirmeliyiz ve işletmelerde doğaya ve insanlığa zarar verilmemelidir. Doğayı koruma ve çevresel sorunların giderilmesi için ilk adım konuyla ilgili bireysel ve toplumsal duyarlılıkların artırılması ile olur.
Bireysel duyarlıkları arttıralım ama yasalarda,yönetmenliklerle de yani mevzuatta da değişim şart. Çünkü çevreyi koruma ve ekosisteme zarar vermeyecek şekilde sistemin işlemesi ve oto kontrolün yapıldığı şekilde olmalıdır.
 
XX          XX          XX
İlimizde değişik sebeplerle yolculuk yaparken çevreyi inceleyin. Çok dikkati çeken şeyler var. İşletmelerin doğal yapıyı bozması sonrasında da çevreye verdikleri zararı onarmadan ve de atıklarını sorumsuzca çevreye saçarak, doğal yaşama  zarar vermelerini görebiliriz. Özellikle mermer ocaklarının çevreye verdikleri mermer atıkları ve mermer çamuru gözlemlediğimiz ve bizlerde bu kadarda olmaz dedirten gerçekler. Bakıyorsunuz bazı işletmeler akarsu yataklarına bu atıklarını gömmüşler ve doğaya mermer çamuru yüzünde zarar vermekteler ve zararlı etkileri de devam etmektedir. İlimizde mermer işletmelerinin çevreye verdikleri zararların minimize edilmesi şarttır. Her atığında ekonomiye kazandırılması için uğraşılmalıdır.
İnsan bazen anlamada ve algılamada anlamlandıramıyor… Niçin mi derseniz? Güneşli bir kentte yaşıyoruz ve yazın sıcağında apartmanlar kaloriferlerini cayır cayır yakarak  ve de dumanını çevreye savurarak merkezi sistemle sıcak su üretiyoruz..b. Acı bir trajedi. Mesela bizim apartman öyle… Bence çok geç kalmadan konut ve  iş yerleri inşaat ruhsatı (Bu konuda pek bilgim yok, doğru uygulama ne olursa) alırken güneş enerji sistemi zorunlu kılınmalıdır. En az 6 ay aktif bir şekilde ve çevreye zarar vermeden doğal kaynaklardan sıcak suyumuzu üretebiliriz. Güneş enerji sisteminin konutlarda kurulması ve aktif bir şekilde kullanılması bir zorunluluk olmalıdır.
 
XX          XX          XX
Atıkların toplanması projesi kentimizde başarıyla uygulanan bir proje. Fakat ilimizde kısıtlı sayıda kurum ve konut bu projeye destek oluyor. Bu projeye tüm kurum, kuruluş ve konutların desteğini  alarak,il geneline yayalım. Yerel medyamızda duyarlılık oluşturmada etkin olmalıdır. Sosyal sorumluluk boyutunda, her vatandaşa görev düşmektedir. Bu görevleri de yerine getirmeliyiz.
 Toplumsal fayda ilkesi kavramını,ilimizde geçmişte hiç duymazdım,ama şimdilerde kişilerden bu kavramları duymak beni mutlu kılıyor. Çabalamaya değermiş diye düşünüyorum. insana güç ve enerji veriyor.
Sonuç olarak,ilkel toplumdan,bilgi toplumuna uzanan süreçte,kazanımların yanında çözüm bekleyen fazlaca da sorunlar  oluştu. Özellikle son yıllarda büyüme amaçlı sanayileşme ve kentleşme süreci,yaygın yaşamsal sorunları da büyütmüştür. Nüfus artışı,tarım alanlarının bozulması ve daralması,ormanların talan edilmesi,bitki ve hayvan türlerinin giderek yok olması,yer altı su kaynakları rezervlerinin düşmesi ve rezervlerin kirletilmesi,sera gazı etkisi,insanlığın geleceğini çok fazla risklere sokmaktadır. Çevre ile ilgili sorunlara ivedilikle eğilmemiz ve kalıcı çözümler üretmemiz bir gerekliliktir ve yaşanılır bir çevre için atıkların çok iyi değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.