Yaşamak Güzeldir

Bu haber 28 Temmuz 2017 - 1:05 'de eklendi ve 995 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Yeller esse de hafiften,

Ferahlatmasa da yüreğimizi..

Varsa ruhumuzda bir gök gürültüsü ve fırtınalar

Kimse duymasa da bu sesleri..

Ha koptu kopacak olsa da fırtınalar.

Yaşamak güzeldir..

İnadına yaşamalı insan.

İnadına sevmeli.

İnadına aşık..

İnadına mutlu olmalı insan.. (Gülten Şimşek)

Şiir güzeldir. Duyguların seremonisidir.

Aslında yazmakta güzeldir. Yüce bir eylemdir..

Yazmak, en çokta yürek ister.

Çünkü yazmak, sokakta kahvede olandan çok farklı bir durum. Daha baskın bir renkte belki de kırmızı tonda daha gür daha dolu olarak söylemektir yürekten geçeni. Üstüne basa basa daha kompleks daha görünür sunmaktır okuyucuya. Belki de duyguların ve düşüncelerin kırmızı basmadan entari giyip, okuyucuya defile yapmasıdır.

Belki de en güzel seremonidir..

Yazarken insan düşündüğünü, söylemesi gerekeni, kimseden çekinmeden, korkmadan, ant içer gibi cesurca söylemelidir.

Kendi usulünce. Eğip bükmeden. Eveleyip gevelemeden.. Deve gibi geviş getirmemeli insan. Daha bir can alıcı, daha bir tok söylemeli sözlerini.

Yazarken karnından konuşmak kimsenin duyamayacağı şekilde fısıltı ile seslenmek olsa olsa can sıkıntısı, okumada zevksizlik yaratır.

Cesur olmalı yazarken. Tüm dünyalar üzerine üzerine gelse de dik durmalıdır yazar.

***

Erkek Çocuklarına Tecavüz

“Ağrı’da yetim kaldığı için Kur’an kursuna verilen 9 yaşındaki erkek çocuk, hocasının tecavüzüne uğradı.”

Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan konuyu köşesine taşıdı. Toplumsal duyarlılık için çok önemliydi. Müslüman olan bir ülkede aysbergin görünen yüzü bu kadarsa görünmeyen yüzü ne kadardır kim bilir? Çocuklara yapılan sapıklıklar için tüm köşe yazarlarında duyarlılık bekliyoruz. Yapanlar toplumsal sesten öylesine korksunlar ki yapmaya cesaretleri kalmasın..

***

Finlilerin Çocukları Şanslı

Tabiri caiz ise hipodromdaki yarış atları gibi 6 yaşında başlayan hayat 15 -20 yıl kursağın patlayacakmış  gibi devam ediyor.

Tıp fakültesine girdiğimde %1 dilimle girmiştim. Şimdi ne oldu. Bir hekim emekli olsa 3600 göstergeden bir çaycı kadar maaş alıyor. Türkiye’nin acı gerçeğidir bu.

Şimdilerde %8 girende tıp fakültesine girmekte. Ortalama 82 tane fakülte var.

Doğrular her zaman acıdır. Siyasetin karnı geniş. Siyasal sistem içindekiler söz veriyorlar ve sonra sözlerini balçıkla kapatıyorlar. Sayın Davutoğlu’da  emekli ve çalışan hekimlerin maaşları artacak diye  açıklamıştı, söz palavra olarak kaldı. Ya yıpranma? Çıkmaz ay’da.

Bazen siyasal sistemdeki konuşmalara palavra palavra demek geliyor insanın içinden. Bunları düşünce özgürlüğü çerçevesi içinde yazıyorum.

Peki ülkemizde öğrenci için hedefe ulaşan bir eğitim öğrenim veriliyor mu?

Cem Yılmaz gibi eğitim şart diyeceğimde, ülkemin eğitim sisteminde devrim yapması gerekiyor. Ekonomi ile de çok alakalı. Devletin çok parası varsa fevkalade şeyler yaratabilir.

Finlilerinde bizim kültürümüze çok yakın olduğunu biliyoruz.

Dünyanın en şaşırtıcı eğitim sistemi de onlarda.

Düşük maliyetler, kısa okul saatleri, yüksek akademik başarı ve ülke ekonomisine direkt beşeri sermaye.

Biz guguk kuşu gibi ezberle babam ezberle, vakti gelince de öt babam öt.

Finliler, bireyselliğe önem veren ve öğrencilerine kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluluğu yükleyen eğitim anlayışıyla, eğlence ile öğrenmeyi birleştiren sistem ile eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyorlar..

– Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7. Yaşları ne olursa olsun, çocuklar okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyor. Fin kültürü çocukların bağımsız yetişmesini önemsiyor. Çocuklarını okula getirip götüren, ders çalıştıran ebeveynler diye bir şey yok.

Benim ülkemde insanlar konuşuyorlar; tüm dersleri çocukları ile birlikte yapıyorlarmış. Gözlerim kocaman fal taşı oluyor.
Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret.
Öğrenciler, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi eğitim-öğretim programlarını şekillendirme haklarına sahipler. Öğretmenler de öyle.
– Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar.
– Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor. Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar.
İlkokulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika.
– Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri. Benim ülkemde ise tam aksi bir durum da.
– Finlandiya öğretmenleri başarılı-başarısız olarak yargılamayan bir kültüre sahip. Eksikleri bulunan öğretmenlerin, yeni eğitim-öğretim programlarıyla kendilerini geliştirmesinin önü açılıyor. Hiçbir öğretmenin performans nedeniyle işten atılma korkusu yok.
– Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur.
Her çocuğa bir birey olarak değer veriliyor. Çocuklardan biri yeterince iyi öğrenemiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve çocuğun öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Aynı şey, okula uyum göstermeyen, sıkılan ya da öğrenim durumu programın ilerisinde olan çocuklar için de geçerli.
– Öğretmenlerin yüksek eğitim düzeyi, çocukların her türlü gelişimini gözlemleyebilmelerini ve esnek çözümler yaratabilmelerini sağlıyor.
– Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil.
– Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor.
– Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok.
– Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.
– Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor. Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok daha düşük.
Ancak 15 yıllık kıdemli bir öğretmen ortalama bir üniversite mezunundan daha iyi kazanıyorlar.

Finliler bu işi çözmüşler.

Finli çocuklar çok ama çok şanslılar.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Nilgün Açık Önkaş 28 Mayıs 2018 / 11:52

Yaşamak güzeldir Gülten Hanım, elinize sağlık. Esit yaşam ve eşit egitim imkanlarindan bahsetmişsiniz tebrik ederim. İnşallah eğitimde başarılı ülkeler seviyesine geliriz. Bunun icin liyakat usulünün gözetilmesi gerekir. Kadinlarin ötekilestirilmemesi, cifte standartla karşılasmamasi gerekir. Şahsen ben Bir Nefes Sıhhat kitabımla Muğla’ya altın ödül getirmeme rağmen profesörlük şartlarini 5 yil once karsiliyor olmama rağmen bölümde alandan docent olan ilk profesör adayi olmama rağmen (5 yillik süre sartini bekledim, gectigimiz Kasimda bu sarti da karsiladim hatta sartlarin cok ustunde guzel calısmalar yaptim bu calişmalarla 3225 puan daha fazla da olabilir puan topladim, 500 puan yetiyor iken) hala doçentim. Halbuki dünya basininda da yer bulan haber ile Türkiye capinda ödüle layik gorulmus biri olarak memleketimde değerim bilinmeliydi önce diye düşünüyorum. Memleket evladini yetistirdim 22 yillik basarilarla dolu meslek hayatim var. Başarı el Hak elyak anlayisi ile gelir yani hakkıyla layık. Ahbap çavuş iliskisi ile başarı gelmez. Finliler başarısını bu anlayisa borclular.

Nilgün Açık Önkaş 28 Mayıs 2018 / 12:05

Yazdığıniz olumsuz durumlarin sebebi, hakki ile layik olmayanlarin kadrolari bosuna işgal etmesinin bir sonucudur. Devletimiz egitim sorunlarimizi cözmek icin liyakat esasini ivedelikle işletmelidir.