Yarın Sandık Başındayız!

Bu haber 06 Haziran 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.107 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Nihayet sonuna geldik. Yarın sandık başındayız… TBMM’nin 25. Dönem Milletvekillerinin Muğla’dan 4 yıllığına 6’sını seçeceğiz. Yarın vereceğimiz oylarla sadece 4 yıllığına Muğla Milletvekili seçmiş de olmayacağız.

Ülkemizin geleceğinin 4 yılına ve belki de uzun yıllarına olumlu veya olumsuz etki yapmış olacağız. Sadece kendimizin değil, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğine etki edeceğiz…

O nedenle “Benim bir oyumla ne olur ki.” dememek lazım.

Bu gün ne yazacağımı bilemedim. Yarın seçim var, başka bir şey yazmakta gelmiyor içimden. Günlerdir seçim yazıları yazmaya alıştık.

Bu gün de seçim fıkralarına ne dersiniz?

xx        xx        xx

Anayasa değişikliği AK Parti ile gündeme gelen bir şey değil. Neredeyse 70 yıldır gündemde. Tabi bu sefer Anayasa değişikliği ile birlikte “Başkanlık sistemine geçiş” de vaat ediliyor.

Anayasa değişikliği 1946’da da gündeme gelmiş. Tabi o zaman rahmetli İsmet İnönüMilli Şef” olduğu için olsa gerek “Başkanlık Sistemi” akla gelmemiş.

O seçimde İsmet Paşa ileri gelenleri toplar. Kendisine “Ne diyeceksiniz?” diye sorulur. Paşa “Bu Anayasa değişmelidir, diyeceğim.” deyince oradakiler, “Paşam, Anayasa bir parti üçte iki çoğunlukla Meclis’e girerse değişir. Bakalım biz seçimleri kazanabilecek miyiz?” diye karşılık verirler.

İsmet Paşa hiçbir şey demez yutkunur.

xx        xx        xx

Seçim bölgesinde aday, seçmenlerin dileklerini Yenice sigarası paketinin ardına yazıp, not alıyordu. Aday seçmenlere “Niye gülüyorsunuz?” diye sorunca seçmenden şu yanıtı alır;

Bundan dört yıl önce gelen aday da dileklerimizi Yenice paketi ardına yazmış, gitmişti. Ona gülüyoruz.

Bu seçimde CHP, AK Parti ve MHP’de ben sigara içen aday görmedim. İçseler, Yenice gibi üstüne not alınabilecek sigara da yok. Adayların çalışmalarını izleme imkanım pek olmadı. İletişim çağının adayları da muhtemelen tabletlerine, akıllı telefonlarına not almışlardır!

xx        xx        xx

Bu seçimde “genç aday” trendi vardı. Genç adaylar partililerinin övünç kaynağı oldu. Genç adaylardan biri, yaşlı güngörmüş adaya sormuş:

– “Üstat, hangi yaşta evlenmeli?

– “Oğlum evlenmenin yaşı olmaz. Kadın, ilkin erkeğin sevgilisidir. Sonra eşi olur. Daha sonra da dadısı…

Genç aday üstadının ne demek istediğini anlamamıştır. Tabi ben de anlamadım.

xx        xx        xx

Bu seçimde bir de “kadın aday” trendi vardı. CHP ve MHP’de kadın aday yoktu. AK Parti’nin üçüncü ve altıncı sıralarında iki kadın aday birden yer aldı. Üstelik AK Parti’nin üçüncü sıra adayı Elvan Göçer politikada yeni yer almasına rağmen seçimin popüler isimlerinden biri haline geldi. Gittiği her yerde seçilebilir yerdeki tek kadın aday olduğunu belirterek kadınların oylarını istedi.

Tabi Elvan Göçer’in bir de Datçalı hemşerisi Hürriyet Karedeniz var. Karadeniz,3 kadın adaya sahip HDP’nin liste başı adayı olarak; 4 kadın adaya sahip olan Anadolu Partisi’nin liste başı adayı Eniz Tunca da aynı gerekçe ile kadın seçmenin oyuna talip oldu. Bakalım Muğla’nın kadın seçmeni yarın ne yapar…

Memleketin birinde sayın aday seçimi yitirmiş, homurdanıp duruyor. Orada bulunanlardan biri de “Hangi partidensiniz efendim?” diye soruyor. Yanıt ise oldukça manidar oluyor;

– “Erkekleri dururken kadınları milletvekili yapan partiden.

Meğer sayın aday seçilemeyecek sırada imiş!

xx        xx        xx

Seçim sonuçları belli oldukça genel merkeze telgraf çakıyorlar:

Beş sandalye aldık.”, “On sandalye daha aldık.”… Seçim sonuçları belli oldukça sandalye sayısı da artıyor; “Elli aldık, altmış aldık, yüz aldık.

Parti sekreteri yeni, sandalyenin milletvekili anlamına geldiğini bilmiyor. Yanıt veriyor:

– “Partiye bu kadar sandalye yeter, biraz da masa alın…

xx        xx        xx

Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de Fethiye’nin umudu il olmaktı. Muğla’da miting yapan partilerin hiçbirinin lideri de il vaadinde bulunmadı. Olsun… Başka seçime…

Elli seçimlerinde Konya‘da duvarlara asılı afişleri okuyan köylü ile aday arasında şu konuşmalar geçer:

Topraksıza toprak, toprağa tapu, ürüne fiyat.

Ne zaman olacak bunlar.

Her seçimde, her seçimde.

xx        xx        xx

Dünkü yazımda altını çizdim. 2011’de; 64 bin 645 seçmen oy kullanmamış. 30 Mart Yerel Seçiminde; 86 bin 421, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise 153 bin 994 seçmen sandığa gitmemiş…

Dünde vurguladım, geçen seçimlerde oy kullanmayanların ortalaması neredeyse bir milletvekilliğine tekabül ediyor… (!)

Tam olmasa da benzer durum 1965 seçimlerinde İstanbul’da yaşanmış.

Fıkra mı, gerçek mi bilmiyorum; o seçimde İstanbul’dan milletvekili seçilebilmek için 20 bin114 oy gerekiyormuş. Oysa 27 bin 937 oy geçersiz sayılmış. Seçim Milli Bakiye sistemi ile yapılıyormuş. O sisteme göre bu geçersiz oylar sayılsa imiş birde geçersiz milletvekili çıkarmış!

Tabi biz Muğla’da seçildiği halde geçersiz, gereksiz vekiller de gördük. Umarız yarın sandıktan öyleleri çıkmaz…

xx        xx        xx

Yine bir seçimde aday, rahmetli Doğan Nadi‘nin odasında, “Kimler var?” diye soruyor.

Ömer Rıza, Vasfi Rıza, Necmi Rıza var.” diye sayıyorlar. Soruyu soran devam ediyor:

Bütün Rıza’lar toplanmış demek, bir Allah’ın rızası eksik…

Halkın rızası önemli de bakalım yarın Hak’ın rızası nasıl tecelli edecek…

xx        xx        xx

1950 Seçimlerinde oyunu kullandıktan sonra, köylü seçmen geri döner ve sandık görevlisine “Bey oy pusulamı geri istiyorum.” der.  Sandık görevlisi “Geri verilmez, niçin istiyorsun?” diye sorunca köylü “Adres yazacağım” der. Sandık görevlisi şaşkın vaziyette “Oy pusulasına adres yazılır mı be adam!..” diye çıkışınca, köylü devam eder:

Geçen seçimde adresi yazmadık. Oylar başka partiye gitti de…

Yarın yapılacak seçimde böyle bir şey olur mu? Geçmişte olmuş…

xx        xx        xx

Yine bir seçimde kürsüye çıkmış olan aday, “Falanca parti Komünisttir, ona oy vermeyin!” diye atıp tutuyor… “Yaşa…” diye karşılık bulunca, “Filanca Genel Başkan Masondur, ona oy vermeyin.” diyor. “Varol…” diye alkış gelince, “Şu parti de dinsizdir, ona da oy vermeyin!” diye ekliyor. Bu sefer “Nurol…” nidası yükseliyor. O sırada kalabalığın arasından biri de “Peki kime oy verelim?” diye sorunca aday:

Bana oy verin, bana…

Kime oy verirseniz verin. Yarın sandığa gidin, demokrasinin gereği, ülkemizin geleceği için oyunuzu verin. Aman bir milletvekillik oy çöpe gitmesin!

xx        xx        xx

Siyasette en güzel fıkralar Demirel ve rahmetli Özal’a yakıştırılmıştır. Bu gün köşemize seçim fıkralarından bir seçki yaptık. Kıssadan hisse işte, Demirel’den bir fıkra ile noktalayalım. Demirel Isparta‘da konuşurken gazeteciler sorular soruyordu. İlk soru “Konuşan Türkiye mi istersiniz, Susan mı?” olur. Demirel Konuşan.” deyince, gazeteciler ikinci soruyu yöneltirler:

– “Vatandaşlar kime güvensin?

– “Allah’a…

Ben de sizin desteklediğiniz partiyi destekliyorum. İnşallah siz kazanırsınız.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Erdal Akgül 06 Haziran 2015 / 09:01

Sevgili Özgür, bizim desteklediğimiz partiyi değil;Demokrasi bilincine sahip olan partiyi destekleyin.13 yıldır Demokrasi nin ayaklar altına alındığına birebir şahit olduk;İnsanları azarlamayan, insanlara sevgi ve hoşgörü ile yaklaşan bir yönetimi hak ettiğimizi düşünüyorum, insanların vergisini kendi menfeati için, çocuklarının haram istikbali için çalmayan; bu vergileri yine ödeyen insanların refahı için harcayan bir yönetim istiyorum.