YARIM ASIR DAHA ÇİLE ÇEKERMİYİZ?

Bu haber 30 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 512 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz hafta içerisinde Yatağan ve havalisinde yapılan bir araştırmanın sonucu açıklandı.
Yörede 66 yıl süreyle kullanılabilecek kömür rezervi var.
Dikkatle irdelenirse, daha açık bir ifade ile yörenin bunca süre içerisinde nasıl bir tablo ile karşı karşıya geldiği düşünülürse, bu rakam sevindirici olmakla birlikte düşünceye sevk eder.
Mutluluğumuz, Türkiye olarak şiddetle enerjiye ihtiyaç duyduğumuz süreçte, termik santraller sayesinde önemli miktarda enerji elde edildiği.
Önemli diyorum, şu aşamada ülkemizin ürettiği enerji miktarı, yaklaşık bir rakamla 170 milyar KW-Saat tutarında.
Buna karşın tüketim 225 Milyar KW-Saat.
Aradaki fark, ya dışarıdan satın almakla karşılanıyor.
Ya da kesintiler çözümün bir parçası!
Meselenin irdelemeye açık yönü, ardı sıra kapanan işyerlerine karşın sıkıntı çekilmesi.
Acaba diyorum, bugün için zorunlu olarak devre dışı kalan sanayi kuruluşları çalışır vaziyette olsaydı, enerji ihtiyacı nasıl karşılanırdı!
***
Asıl konuya gelmek istiyorum.
Yani Yatağan ve havalisinde bulunduğu vurgulanan 66 yıllık kömür rezervi.
Oysa 1973 yılından bu yana termik santrallerin tükettiği kömür miktarı 225 milyon ton.
Bu tablo karşısında, ister istemez bir soru cevap arıyor.
27 yıllık süreçte bu miktarda kömür tüketildiğine göre, 66 yıllık zaman içerisinde ne kadar kömür kullanıma hazır hale getirilir?
Bu adeta, orta öğretim düzeyindeki öğrencilere yöneltilen soru benzeri bir işlem.
Aynı tüketimin olacağı noktasından hesap edilirse demek ki söz konusu kesimde yaklaşık 500 milyon daha kömür var.
***
Bu miktarda kömürün varlığı elbette ki ülkemiz adına çok önemli.
Değil mi ki enerjiye şiddetle ihtiyaç var.
Termik santraller ihtiyacı karşılamada önemli fonksiyona sahip.
Dolayısıyla, enerjiye artı değerler katacağı için mutluyuz.
Ancak…
Meselenin bir başka boyutu var ki, beraberinde bir takım endişeler yaratıyor.
Bunca zaman diliminde termik santrallerin yarattığı kirlilik, hem doğa hem de canlı varlıklar üzerinde olumsuzluk yarattığına göre, mevcut rezervin tüketilmesi sürecinde aynı sıkıntı yaşanır mı?
Acaba yine, sivil toplum örgütlerinin başını çektiği, önemli sayıda halkın katılımıyla gerçekleştirilen eylemler sürüp gider mi?
Kim ne derse desin, nasıl bir yorum getirse de farklı düşünüldüğünü sanmıyorum.
Ne zaman, santral bacalarından çıkan kükürt dioksit gazını bertaraf edecek baca gazı arıtma ünitesi devreye girdi, yöre halkı rahat bir nefes aldı.
Gerçi desülfrizasyon ünitesi zaman zaman yine devre dışı kalıyor.
Ne var ki geçmiş dönemlerle mukayese eden halk, ehveni şer diye baktığı için pek sesini çıkarmıyor.
***
Bunca yıllık gelişmeler aynisiyle vaki olduğu için asıl olan bundan sonrası.
Yapılan açıklamalar bu miktarda kömürün varlığını gösterdiği, dolayısıyla önümüzde daha uzun süreler olduğu için ilgili ve yetkililerin titizlikle üzerinde durması gereken, santrallerin çevreye zarar vermeyecek şekilde çalışmasını temindir.
Bir musibet bin nasihatten evladır diye bakılıp, geçmişte yaşanan güçlüklerin yeniden ortaya çıkmamasını sağlamaktır.
Bu şekilde hareket edilir, bacalardan dışarı zehirli gazların çıkması engellenir ise 66 yıl olarak belirlenen süreç, sorunsuz geçirilir.
Yok eğer, yine halkı tedirgin etmekten öte endişeye sevk eden olumsuzluklar yaşanırsa, bu miktarda kömürün varlığı kimseyi mutlu etmez.
Netice itibariyle, bugün enerji ihtiyacının karşılanması yanında, bünyesinde binlerce işçi çalıştıran kurum adına yapılması gereken, geçmişten ders alarak, sistemin ona göre ç alışmasını temindir.
Yoksa daha yarım asrın üzerinde çile çekileceği kaçınılmazdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.