Yapışık Kardeşler

Bu haber 28 Ocak 2016 - 23:08 'de eklendi ve 834 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yaşadığımız kent Muğla adına bir realite var ki, bazıları kabul etmese de aksini düşünmek olası değil.

Diğer halde gerçekten haksızlık olur.

Söz konusu olan TARIM VE TURİZM.

Hiç kuşku yok ki bu oluşum, Muğla için olmazsa olmaz koşullardan biri.

Dense ki, yapışık kardeşler.

Kesinlikle afaki bir yaklaşım değildir.

Üstelik bu birliktelik, sadece Muğla için değil ülkemiz adına vazgeçilmez oluşumlardan biri.

O nedenle ilgili ve yetkililere düşen görev, ne yapıp edip Muğla genelinde yer eden tarım ve turizmin daha reel değerler içermesini sağlamaktır.

Her ikisi birbirini tamamlayan çalışma kolları olduğuna göre ayırt etmemek gerekir.

Yapışık kardeşler denmesi bu yüzden.

***

Peki, mesele bu denli anlaşılır olmasına karşın gereği yerine getiriliyor mu?

Dahası, her kim olursa olsun tarım ve turizmi bir arada değerlendirip, yer etmesini temin için ne yapıyor?

Kabul edelim ki bu konuda iyimser olamıyoruz.

Özellikle, geçtiğimiz süreler içerisinde.

Ne gariptir ki, yıllar boyu bu ülkede tarım, 2. sınıf çalışma alanı muamelesi gördü.

Oysa Türkiye, tarım bağlamında biçilmiş kaftan bölgelere sahipti.

Özellikle Marmara, Akdeniz ve Ege Bölgesi ideal merkezlerdi.

Buna karşın, kısa bir süre öncesine kadar, batılılaşmanın temel koşulu sanayi diyerek, tarımı görmemezlikten geldik.

Bize düşen görev, tarım ile birlikte sanayi devrimini gerçekleştirmekti.

Nasıl ki Avrupa ülkelerinden Almanya, Danimarka, Hollanda, Fransa ve İtalya sanayi yanında tarım sektörünü ihmal etmedi.

Gelişmişlik bağlamında tarımı 2. plana itmedi.

Bunun karşılığını gördükleri için bugün her iki sektörü bünyesinde toplayan ülkeler olarak yer etmekteler.

Biz ise sanayi saplantısına kapıldığımızdan, tarımı olabildiğince ihmal ettik.

Ta ki 2 sene öncesine kadar.

Ne zaman dünya nüfusu, 7 milyar sınırına gelip dayandı.

İnsanlığın temel ihtiyaçlarının başında tarım ürünlerinin geldiği kaçınılmaz oldu.

Ancak kafamıza dank ettiği için yavaş yavaş sanayi ile birlikte tarımın gelişmesi yönünde adımlar atmaya başladık.

Halbuki daha önceden bu yolu tercih edip, ülkemizin her köşesinde modern tarım uygulamalarına yönelseydik, bugün her bakımdan çok daha farklı bir konumda olurduk.

Biz değil başkaları bize muhtaç olurdu!

Dedim ya yapamadık.

Ümit ederiz bundan böyle benzer hataya düşülmez.

***

Bakınız aynı düşünceyi paylaşan Muğla Valisi Amir Çiçek, nasıl bir açıklamada bulunuyor.

Ortaca İlçesinde hibe desteği ile yapılan toplu açılış töreninde diyor ki;

Muğla sadece turizmiyle değil, tarımıyla da ön planda olacak.

Tarım olmazsa turizm olmaz. Turizm olmazsa tarım olmaz.

İkisi birbirini destekleyen sektörler.

Başlangıçta vurguladığım gibi bu iki sektörün birbirini tamamlayan kurumlar olduğu bağlamında Vali Çiçek’de hemfikirdi.

Yanı sıra, olmazsa olmaz bir politika izlenmesi taraftarı.

Bu nedenle, Muğla’nın her yerinde tarlada üretilen ürünleri yerinde satarak, pazar alanını en iyi hale getirmenin yanında, ürünlerin kaliteli, malları saklamanın ve zamanında satmanın da çok önemli olduğunu vurguluyor.

Çiftçilerin dayanışma içerisinde bu gibi tesisleri artırarak, pazarlarını daha iyi hale getirmesi gerektiğini belirtiyor.

İthal eden ülkeler, ürünün standartlara uygun şekilde paketlenerek muhafaza edilmesini dikkate alırlar.

Ardından nasıl hareket edilmesi yönünde görüş belirtiyor.

Çiftçinin alın terinin değeri, aracı firmalarda değer bulmasın.

Üretici olarak malımızı kendimiz ihraç edelim. Kooperatiflere destek olalım.

Her halde valinin bu yaklaşımına karşı çıkılamazdı. Özellikle asıl alın teri akıtanların üreticiler olduğu noktasından bakınca.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Muğla’ya 33 milyon lira üzerinde hibe desteği sağladığını vurgulayan Vali Çiçek, çiftçinin her zaman yanında olan devletimiz ve destek veren kuruluşlarımız var.

Bu nedenle çiftçimize düşen görev, akılcı hareket ederek modern tarıma yönelmesidir.

İhracata uygun ürün üreterek Pazar alanını çoğaltmalıyız.

Vali Amir Çiçek, konuya ilişkin açıklamasını tamamlarken son noktayı koyuyor.

İhracatta tek ülke ile bağlantı kurmamalıyız. Rusya bizden ürün almıyor diye telaşa kapılmamalıyız.

Mülki amirin, özellikle son sözleri işi özetliyor.

Türkiye adına asıl olan, kaliteli mal üretip, hile hurdaya tevessül etmeden ürünlerin ihracını sağlamaktır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.