Yalan Rüzgarlarına Cevap

Bu haber 30 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 2.072 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Ahmet Karataş
Önce Büyükşehir yasası kaynak gösterilerek köylerde kümeslerin ve ahırların yasaklanacağı sistemli olarak işlendi. Kent Konseyi öncülüğünde bir ekip köyleri dolaşarak halkı kışkırttı. Sonra da Bodrum Belediye Başkanı ve Kent Konseyi Başkanı ortak basın açıklaması yaptılar. Ancak “Tavşana kaç, tazıya tut” mantığı ile yapılan bu açıklamanın ve verilen bilgilerin gerçekle alakası olmadığı, yasaların çarpıtıldığı siyasi bir şova dönüşmesi bardağı taşıran son damla oldu. Süreç içinde iddia edilen veya açıklanan konuların ana başlıkları şöyleydi;
“1- Hayata geçirilen Büyükşehir Yasasına göre belde ve köylerde meskun mahal içindeki tüm ahır ve kümesler ivedi olarak kaldırılacak.
2-Kaymakamlığın, İlçe Tarım Müdürlüğü üzerinden köylere gönderdiği Hıfzısıhha Kurulu kararı yasa gereğidir. Gereğini yapmazlarsa bürokratlar suç işlemiş olur.
3-Bu yasaklama köylümüzün yaşam tarzına müdahaledir. Bürokratların kabahati yoktur. Tek çareniz Kocadon’dur.
4-1930’da çıkan Hıfzısıhha Kanunu’na göre meskun mahal içinde hayvan ahırı bulundurmak yasaktır. Ayrıca yeni kurulacak ve çoğu hayvancılıkla iç içe olan büyükşehirlerde şu kümes-ahır muhabbeti yok daniye sadece Bodrum’da var? Bir düşünelim.
5-Bu yasayla köylümüz yok sayılacak, mutsuzluğa itilecek ve daha da fakirleştirilecek.”
Şimdi isterseniz yukarıdaki iddiaları değerlendirelim. Anons edilerek halka duyurulması amacıyla köy muhtarlıklarına gönderilen yazının içeriği kısaca şöyle; “İlçe merkezi beldeler ve köylerde meskun mahal içindeki tüm ahırların ve kümeslerin İVEDİ olarak kaldırılarak yerleşim alanı dışına taşınması…” Bu yazı 22.11.2013’te İlçe Tarım Müdürlüğü’ne gönderiliyor ve 16 Aralık 2013 tarihine kadar gereğinin yapılması isteniyor.
Sonra ne oluyor? Ne olacak, anonstan sonra köylerde küçük kıyamet kopuyor. Kurt dumanlı havayı sever misali, siyasetçilerimiz ve Kent Konseyi Büyükşehir Yasası’nı ve iktidarı topa tutmaya başlıyorlar.
Olay Ak Parti İlçe Başkanlığı’na intikal ediyor. Küçük bir araştırma sonucunda bu uygulamanın doğru olmadığı ve gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıkıyor. Kaymakamlık bu sefer talimat içindeki “KÖY” kelimesinin yanlışlıkla yazıldığını, uygulamanın köyleri kapsamadığını açıklayan yeni bir düzeltme yazısı yayınlıyor.
Her ne kadar yanlış hesap Bağdat’tan dönmüş olsa da CHP ve Kent Konseyi “çamur at izi kalsın misali”, bu resmi açıklamaya rağmen, golü tasarlandığı gibi Ak Parti kalesine atmaktan vazgeçmedi. Şimdi bize düşen görev kandırılan, kafası karıştırılan köylümüze gerçekleri anlatmak.
Kent TV’de Açık Görüş programında söylediğim gibi bu basit ve ucuz bir siyasi komplodur. 10 yıl önce üfürülen, turizme zarar verecek yasakların geleceği ve yaşam tarzına müdahale edileceği gibi yalanların tutmadığı görülünce bu sefer köyler üzerinden yeni bir yalan rüzgarı üfürülmeye çalışılıyor. Ama bu sefer maske çabuk düştü, yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmadı.
Çünkü;
1-Büyükşehir Yasası ile ilgili CHP Genel Merkezi’nin hazırladığı 81 sayfalık “40 soruda Büyükşehir” adlı çalışmanın 49. Sayfasında “Mahalle niteliğine dönüşünce özellikle ahır ve kümesler için getirilecek yasaklamalar, geçimini bu yolla sağlayan köylüyü daha da yoksullaştıracaktır.” denmektedir. Yorum ve siyasi söylemden öte geçemeyen bu iddianın, Büyükşehir Yasası’nın hangi maddesine göre öne sürüldüğü belirtilmediğinden,seçim malzemesi olarak kullanılmak üzere hazırlanmış bir kuyruklu yalan olduğu açık ve net olarak bellidir. Çünkü kanıtı yoktur, ispatı mümkün değildir. Aksini düşünen varsa hodri meydan diyorum ve ispata davet ediyorum.
2-Kanun maddeleri o kadar acemice (veya kasıtlı olarak) çarpıtılmış ki, hiç hukuk bilgisi olmayan, sadece okuma-yazması olan herkes bu siyasi tuzağı pekala görebilir. Köylüyü cahil yerine koyanlara, ne verirsek yutarlar ve ne söylersek inanırlar mantığı ile hareket edip, o temiz kalpli dürüst köylümüzün iyi niyetini istismar edenlere diyecek bir söz bulamıyorum.
3-Kent Konseyi Başkanı’nın basın açıklamasında atıfta bulunduğu, (sehven yanlış yorumlandığına inanmak istediğim), 24.04.1930 tarihli Umumi Hıfzısıhha (genel sağlığı koruma) Kanunu’nun 246.maddesi şöyle diyor;
“20.000 den fazla nüfusu olan şehirlerde umumi caddelerde veya belediyelerce tayin edilecek mıntıkalar içinde hayvan ahırı bulundurulması memnudur (yasaktır).”
Gelin şimdi bu maddeyi anlamaya çalışalım. Kanun ne diyor? a) Şehirlerdeki umumi caddelerde veya b) belediyelerce tayin edilecek yerlerde yasak getiriyor. Yasa buradaki “VEYA” ile yetkiyi tamamen belediyeye veriyor. Yani yasaklanacak veya izin verilecek yerleri ancak BELEDİYELER belirler diyor.
Peki, buradan Kent Konseyi Başkanı’nın dediği gibi “Meskun mahaller içinde hayvan ahırı bulundurmak yasaktır.” anlamı çıkıyor mu? Her şeyden önce bu yasada kesinlikle köy kelimesi geçmiyor. Ayrıca köy demese de kümes ve ahır için meskun mahallerde yetkiyi belediyeye veriyor. Daha da ilginci, bu yasanın 83 yıl sonra, tam da seçim sürecinde gündeme getirilmesi sizce manidar değil mi?
O halde; benim, zorlama yorumlarla ve yanlış beyanlarla köylü aldatılıyor ve kışkırtılıyor diyerek oyunu bozmam veya arkadaşların yanlış yolda olduklarını hatırlatmam suç mudur? Ben vicdanımın sesini dinleyerek, özelde sevdiğim saygı duyduğum bu dostlarıma yanlıştan dönmeleri için sadece küçük bir uyarıda bulundum. Katkılarımdan dolayı teşekkür edip düzeltme yayınlayacaklarına “Kent Konseyi’nden Karataş’a Cevap” gönderiyorlar. Ama ne cevap! Muğlak ifadeler bir yana, köylerde ahırlara ve kümeslere yasak getiren Büyükşehir Yasası’nın maddesi yine belirtilmemiş. Belirtemezler, çünkü böyle bir yasak yok. Halbuki Kent Konseyi, sehven veya teammüden yasayı yanlış yorumladıkları için dolaştıkları tüm köylere özür ilanı gönderseydi daha makbule geçerdi.
3-Bırakınız böyle aslı astarı olmayan bir yasaklamayı, ek kanunlarda ve içtihat kararlarında tarım ve hayvancılığın desteklenmesini zorunlu kılan maddeler var. Mesela, 12.11.2012 tarih ve 28489 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan on üç ilde Büyükşehir Belediyesi ve yirmi altı İlçe Kurulması ile bazı kanun ve kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair 6360 sayılı kanunun 7.maddesinde şöyle diyor;
“Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilirler.”
Ayrıca yine Büyükşehir Yasası’nda “Köyden mahalleye dönüştürülen yerlerde, köylerde, köylüye önceden tanınan tüm haklar aynen devam eder.” diyor. Yine aynı yasada, “Köylü mera, kışlak, yaylak gibi yerlerden 4342 sayılı Mera Kanunu’na göre yararlanmaya devam eder.”diyerek köylümüzün haklarını garantiye alıyor.
4-Bütün bunlar bir yana, Türkiye Büyükşehir’le bugün tanışmıyor ki. İstanbul başta olmak üzere Kocaeli, Kayseri, İzmir, Antalya, Diyarbakır gibi büyükşehirlerin hangi köyünde ahır ve kümes yasaklanmış da, Bodrum’un köylerinde yasaklanacak?
Gerçekten yazık oluyor, siyasi hesaplar uğruna köylünün iyi niyetiyle oynamak ve onları kandırmak hangi insafa ve siyasi etik anlayışa sığar?
Siyaset…
Tabi ki yapacağız, demokrasimizin vazgeçilmezi. Herkesin topluma hizmet etmek amacıyla siyaset yolunu tercih etme hakkı elbette olacaktır. Bu toplum adına kendini feda etme diyebileceğimiz hizmet yolunu tıkamaya veya eleştirmeye hakkımız asla olamaz. Hatta kutlamak gerekir. Ancak, seçmenin algılarına ipotek koymaya kalkışmak, sosyal mühendislik yöntemleriyle siyasi rant hesapları yapmak kabul edilebilir bir tarz değildir.
Görüyorsunuz, güneş balçıkla sıvanmıyor, hakikat er geç ortaya çıkıyor, hatta yasal dayanağı olmadığı için adı geçen uygulama Kaymakamlık tarafından sehven (yanlışlıkla)gerekçesiyle yeni bir yazıyla durduruluyor. Mesele bundan ibaret. Buradan durumdan vazife çıkarıp köylüyü önce korkutup sonra iktidarı lanetleyip, kendini kurtarıcı melek rolü biçerek halkın oyları üzerine abanmak hiç de hoş olmadı. Benden söylemesi.
Umarım bundan sonra Bodrum’a değer katacak ve gelecek vizyonumuzu aydınlatacak somut, yapıcı ve gerçekçi projeler üzerinde tartışma fırsatı buluruz.
Hoşçakalın…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.