Yakıt için paşa devreye girmiş

Bu haber 03 Mart 2017 - 23:42 'de eklendi ve 584 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele baskın düzenleyen sanık askerlerden skorsy tipi helikopterin birinci pilotu Ali Aktürk, Dalaman’da gerçekleştirdiği yakıt ikmalini Tuğgeneral Ünsal Coşkun ile telefonla görüştükten sonra yaptığını söyledi.
Kadir Tamer
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele 15 Temmuz gecesi baskın düzenlenmesine ilişkin Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya sanık askerlerin savunmasıyla devam edildi. Bugün yapılan duruşmada polislerle çatışmaya giren skorsy tipi helikopterin birinci pilotu Yüzbaşı Ali Aktürk dinlendi.
Suçlamaları kabul etmeyerek savunmasına başlayan Ali Aktürk, “15 Temmuz akşamı birliğimde mesaideydim. İstanbul’da Davut Uçum komutanım acil kodu ile helikopter istedi, ben hazırdım. Komutanım ile birlikte Şükrü Binbaşı ve ekibini alarak Çiğli’ye götürdüm. Daha sonra Gökhan Şahin Sönmezateş paşa geldi. Genelkurmay Başkanı’ndan talimat aldığını ve operasyona gidileceğini söyleyip koordinatları verdi. Yakıt ihtiyacı olması halinde, Bodrum Imsık, Milas, ya da Dalaman’dan yakıt alabileceğimizi söyledi. Helikopterden indik, daha sonra telsizden görev iptal anonsu yapıldı. Ardından intikalin Ankara’ya olacağı söylendi. Daha sonra tekrar görev devam talimatı geldi. Gideceğimiz yerin meskun mahal olduğu söylendi. Marmaris’e gelince Helikopterde bulunan timi yere indirdim. Yakıt azaldığı için yakıt ikmali yapmak üzere Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na gittim” dedi.
‘TELEFONDA ÜNSAL PAŞA’YLA GÖRÜŞTÜM’
Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na inişi sırasında kule ile bir temasa geçmediklerini kaydeden Aktürk ifadesine şöyle devam etti: “Daha sonra kule özel kanaldan bizimle temasa geçti. Etrafımızın silahlı personel tarafından sarıldığını helikopterden inmemiz ve teslim olmamız istendi. Sadece görevde bulunduğumuzu ve yakıt ikmali yapmak istediğimizi söyledim. Etrafımızın silahlı personel tarafından sarılmasına anlam veremedik. Bunun üzerine havalandık. Havaalanına yakın bir yerdeki araziye indim. Daha sonra Ünsal Coşkun Paşama telefon açtım. Kendisine bize yakıt vermediklerini ve yaşananları anlattım. Ünsal Paşa da ‘Gidin Dalaman’a yakıtınızı alın’ talimatı verdi. Bunun üzerine Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na tekrar intikal ettik. Helikopterden inerek askerlerin yanına gittim. Cenk Bahadır Avcı Albay ile görüştükten sonra bize yakıt verdiler. Yakıtı aldıktan sonra Marmaris’teki otele indirdiğim personeli almaya gittim. Deniz üstünden yolumuza devam ettik. Aşağıda ili mermileri gördüm. Ne olduğunu anlamadım. Personeli bıraktığım bölgeye yöneldim. Üzerimize aşağıdan yoğun bir şekilde ateş açıldı. Bizi düşürmek ve öldürmek için ateş açtılar. Bu arada helikopter isabet almaya başladı. Ben de helikopterde bulunan makineli tüfekçiye bölgenin yerleşke içinde olmasından uyarı mahiyetinde ateş açmasını söyledim. Ancak makineli tüfekçi ateş etti mi etmedi mi bilmiyorum. Oteldeki personeli almak için bir kez daha inmeye çalıştım. Bu arada helikopterde bulunan Haldun Yüzbaşı vurulduğunu söyledi. Bu yüzden Imsık Havalimanı’na intikal ettim. İndiğimde herhangi bir ambulans görmedim. Sönmezateş Paşa ve ekibi benim helikoptere bindi ve Çiğli’ye gitmemizi istedi. Çiğli’ye indiğimizde askerler gelip bizi gözaltına aldı. Daha sonra polislere teslim ettiler. O ana kadar benim hiç bir şeyden haberim yoktu. Sonuçta bir emir verildi. Yapılan görev her zaman yaptığım rutin bir görevdi.”
BİLSEM YAPMAZDIM
FETÖ örgüt üyesi suçlamaları da kabul etmeyen Aktürk, “Örgüte üye değilim, bankalarına para

yatırmadım. Hiçbir temasım yok, okul ve dershanelerinde bulunmadım. Sukiast suçlamasını da kabul etmiyorum. Böyle bir şeyi kabul etmiyorum. Böyle bir şeyi bilsem kesinlikle yapmazdım” dedi.
Ünsal Aktürk Marmaris’te yerdeki personeli almaya çalıştığı esnada Şükrü Seymen’in kullandığı helikoptere ateş açtığı iddialarını yalanlarken, Seymen’den şikayetçi olmadığını söyledi.

 

 

 

 

 

 

Emrin Genel Kurmay Başkanından geldiğini sanmış

Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Cumhurbaşkanına suikast davasında yargılanan ‘Yurtta Sulh’ Konseyi üyesi olduğu iddia edilen ve 15 Temmuz’da Ankara Kara Havacılık Okul Komutanı olarak görev yapan Ünsal Coşkun Mahkemeye ifade verdi. Coşkun ifadesinde sıkıyönetimin kararının saat 22.15’sıralarında gelen mesajla öğrendiğini söyledi.

Kadir Tamer

15 Temmuz Darbe girişiminde ‘Yurtta Sulh’ Konseyi üyesi olduğu iddia edilen ve Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Cumhurbaşkanına suikast davasında yargılanan Ünsal Çoşkun, duruşmanın öğleden sonraki oturumunda ifade verdi.

İfadesine kara havacılığa ait terimlerin tanıtımı ile başlayan Ünsal Coşkun, “O sabah Ege Ordu Komutanlığından telefonla aranarak, öğleden sonra faaliyetlerinin biteceğini, Balıkesir ile bir planlamanın yapılıp yapılmayacağını sordular. Ben de yapılabileceğini söyledim. Saat 16.00 gibi yeni Alay Komutanı Murat Dağlı telefonla aradı. Ben de kendisine Ege Ordu Komutanlığı’nın bir faaliyetinin olabileceğini ilettim. Bana Tugay’a giriş saatini sordu. Herhangi bir detay verilmediğini söyledim. Bu sırada kuvvet komutanının Kara Havacılığa geçtiği söylendi. Biz de oraya gittik. Kuvvet Komutanı uçuşların kısıtlandığını bildirdi. İstanbul’a gideceği için uçak hazırlattı. Ancak saat 22.00 gibi Genelkurmay Başkanı ile görüştüğünü ve uçağa gerek kalmadığını söyledi ve daha sonra buradan ayrıldı. Bir süre sonra Murat Dağlı aradı ve uçuş yasağının kaldırıldığını söyledi. Saat 22.00 sıralarında Genelkurmay Başkanlığından 6 helikopter talep edildi ve bu helikopterler kalkış yaptı. 2 helikopter Genelkurmay’a, 4 helikopter Akıncı Üssü’ne geçti. Daha sonra Genelkurmay Başkanını bu helikopterlerle Akıncı Üssü’ne geçtiğini pilotlardan öğrendim. Biz bunu bir VIP uçuş olarak algıladık. Ben diğer alaylarda da 4’er helikopterin hazır bekletilmesi talimatını verdim. O esnada Malatya Alay Komutanı telefon ile beni aradı ve sıkıyönetim kararı alındığın, ne yapacağını sordu. O esnada bu bilgi bana da ulaşmıştı. Ben de emrin bana ulaştığını Genelkurmay’ın emrini yerine getirmemiz gerektiğini söyledim” dedi.

 

Pilotları uyarırdım

Murat Dağlı’nın İzmir Çiğli’ye 4 helikopterin gittiğini ve görev için beklediğini kendisine söylediğini kaydeden Coşkun “Daha sonra Ali Yarbay ile telefonda görüştüm. Ben de faaliyetleri takip etmeye başladım. Saat 04.00 gibi Ali Yarbay telefon ile beni tekrar aradı. Dalaman’da yakıt ikmali yapamadığını ve araziye iniş yaptığını ifade etti. Ben de tekrar Dalaman’a gitmesini ve yakıt işini çözeceğimi söyledim. Bu durumu Murat Albay’a telefondan mesaj atarak bildirdim. Onun da bu görevde olduğunu beni arayınca öğrendim. Imsık Havaalanına gittiklerini söyledi. Ben Imsık’ı arayarak gelen helikopterlere yakıt konusunda gerekenin yapılmasını söyledim. Ali Yarbay ile yaptığım görüşmede Çiğli’ye doğru yola çıktıklarını, helikopterde bir yaralının olduğunu söyledi. Ben Dalaman Hava Meydan Komutanlığında kimse ile yakıt verilmesini konusunda irtibatım olmadı” diye konuştu.

Suçlamaları kabul etmeyen Coşkun ifadesine şöyle devam etti:

“İddianamede suikast planı eylemcisi olarak telefon görüşmelerim olduğu iddia ediliyor. O gece yaptığım görüşmeler bunlardır. Emirler Genelkurmay’dan gittiği için benim faaliyetler ile ilgili bilgim yoktu. 03.00 gibi Cumhurbaşkanımızı televizyonda açıklama yaparken gördüm. Böyle bir plan içinde olsam, beni arayan pilotlara Cumhurbaşkanı’nın televizyonda açıklama yaptığını söyler ve orada ne yapıyorsunuz diyerek uyarmam gerekirdi.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hadi Çakan, ‘Sıkıyönetim emri nerden nasıl tebliğ edildi’ sorusuna Ünsal Coşkun, “Genelkurmay Başkanlığı karargahından gelen mesaj ile aldık. Gelen sıkıyönetim mesajında herhangi bir isim yoktu. Genelkurmay Başkanının Akıncı’ya gidiyor olması, bunun bir bütün içerisinde yapıldığı kanaati uyandırdı” dedi.

Cumhuriyet Savcısı’nın ‘Ünsal Coşkun’un Cumhurbaşkanına azmettirmek suçundan değil, asli faili olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. Mahkeme sanığa dönerek, ‘Savcının bu iddiası ve talebi ile ilgili ne diyeceksiniz’ diye sorması üzerine Ünsal, “Bu konuda bir şey demeyeceğim. Avukatım ile konuşacağım. Ondan sonra savunma yapacağım” dedi.

 

 

 

 

 

İkinci Pilot Davut Uçum: “Helikopter kaldır talimatı telefonla geldi”
Kadir Tamer
Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada Yüzbaşı Ali Aktürk’ten sonra Skorsy helikopterinin 2. pilotu Yarbay Davut Uçum dinlendi.
O günü alaydaki en kıdemli kişinin kendisini olduğunu söyleyen Uçum savunmasında şunları anlattı: “Ali albayımla görev olduğuna dair Salı günü konuştum. Helikopterler bana bağlı. Ben bakır tabur komutanıyım. Emrimde 150 personel var. 16’sında 3 helikopter hazırlanacaktı. VIP tarzında görev olacaktı. Cuma sabahı Şükrü binbaşı yanıma geldi. Kendisi benim devrem. Harp Okulu’ndan tanışıyoruz. Bana geçerken uğradığını söyledi. Şükrü Seymen görev olacağını ve helikopter ihtiyacı olacağını söyledi. Görev içeriğiyle ilgili bir şey söylemedi.

Akşam saat 18.00’de harekat merkezi nöbetçi subayı beni aradı. Özcan Karaca telefonda uçuşlar kesik dedi. Ben bunu birliğimdeki helikopterlere uçuş kesik diye algıladım. 19.00’da Şükrü Seymen beni arayarak helikopter ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de kendisine ‘Sen isteyince helikopter kaldıramam’ dedim. Daha sonra Özcan Karaca beni aradı. Kendisi Kara Havacılık Nöbetçi Amiri ve emir alacağım ilk kişi. Bu süreç yaklaşık 45 dakika sürdü. Şükrü acil olduğunu söyleyerek sürekli arıyordu. Daha sonra Kara Havacılık Nöbetçi Amiri Özcan Karaca, beni tekrar aradı ve Kara Kuvvetleri Komutanı, Kurmay Başkanı burada acil helikopterin kalkması gerekiyor, ekip bekleme, gerekirse kendin kaldır dedi. Acil bir şekilde çıkış telaşımı görünce Ali Albay sordu. Ben de kendisine ‘Kara Kuvvetleri Komutanı takip ediyor acil uçuş var’ dedim. ‘Tamam ben de geliyorum’ dedi. Helikoptere gittik. Koşuşturmamızı gören personel hemen geldi. Ben de acil bir şekilde helikopteri hazırlamalarını istedim. Helikoptere bindik. Biz koşturmaca yaparken teknisyen helikopterden inmiş ben fark etmedim. Bu arada kesik olan uçuşları açıldığını da teyit ettim. Kalkış yapıktan sonra Atatürk Havalimanına indik. Görevin İstanbul’da olacağını düşünüyordum. Aprona inince personel geldi, bindi ve oradan kalktık. Kaç kişi bindi görmedim. Çiğliye iniş yaptık. Ben ‘dönecek miyiz’ dedim. Birinci pilot ‘bekleyelim’ dedi. Oradaki pilotlar bana VIP uçuşlarına geldiklerini söylediler.
HAVADA HELİKOPTER GÖRDÜM
Sonra Çiğli’den Marmaris’e gitmek için havalandık. Marmaris’e yaklaşırken, helikopter gördüm. Helikopterin seyrü-sefer ışıkları açıktı. Bence bu uçan helikopter Dalaman istikametinden geliyordu. Ben de bu helikopterin Cumhurbaşkanının helikopteri olduğu algısı oluştu. Marmaris’e gelerek personelin inişinden sonra havalandık. Dalaman’a yakıt almaya gittik. Kuleden ‘teslim olun’ çağrısı yapıldı. Olayların anlamsız olması benim için burada başladı. Tekrar kalkarak boş bir araziye gittik. Birinci pilot birileri ile görüştü ve tekrar Dalaman Hava Meydan komutanlığına iniş yaptık. Yakıt aldıktan sonra tekrar kalktık. Marmaris’te askerleri bıraktığımız bölgeye tekrar gittik. Havada iken polisin askerlerin etrafını yay şeklinde sarmış olduğunu gördük. Askerlerin tek gidebileceği nokta deniz tarafı idi. Her taraftan mermi geliyordu. Benim için bunun bir terörist eylemi olma ihtimali yoktu. O noktadan sonra bırakıp gidemezdim. İki grup birbirine ve bize ateş ediyordu. Çatışmazlık anlamında benim askerleri oradan almam gerekiyordu. Elimden gelen her şeyi yaptım. Sürekli ağır ateş altındaydık.
Eğer ben direnseydim orada bir tane mermi yemeden 2 kilometre geriye çekilerek makineli tüfek ile baskı ateşi yaparak herkesi etkisiz hale getirirdim ve askerleri alırdım. Şükrü Seymen ile telefonda konuştum. Bana ‘Çabuk olun sıkıştık’ diyerek bulundukları bölgeyi tarif etti. Onların bulunduğu pozisyondan dolayı geri geri gelmeye başladım. İndiğimizde önce Fethi Yarbay’ı, sonra da Gökhan generali gördük. Gökhan Generalin yanına giderek helikopterde yaralı var dedim. Ne yapacağız dedim. Hiçbir şey söylemedi. Biz de İzmir’e giderek burada polislere teslim olduk.
‘YAZICOĞLU SORUŞTURMASINDA DA YIPRATILDIM’
Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili olarak da yıpratıldım. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri 25’inde düştü. Ayın 28’inde de Özel kuvvetlere ait helikopter bu bölgede kırıma uğradı. Aradaki mesafe 50 metre idi. Herkes burada tek helikopter var diye biliyor. Burada iki helikopter vardı. Ayın 29’unda Genelkurmay’ın emri ile askeri helikopterin kırımına giden ekibin içindeydim. Bu olayda kamunun vicdanını rahatlatmak için 7-8 askeri öne sürdüler. Bunlar arasında ben de vardım. Ben kazadan üç gün sonra olay yerindeydim. Medyada sürekli olarak beni yıprattılar. Araştırma yapıldı. Helikopter araziye terk edilmiş bir haldeyken ‘cihazlar söküldü’ denildi. O dönemin özel savcı ve mahkemelerinde yargılandım. Benim Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ile sonuçlanan helikopter ile bir ilişkim yoktu. Bir şekilde o olaylara çekildim. Eğer ben, bu insanlarla yakın olsaydım, beni yıpratmazlardı.”
Davut Uçum, FETÖ ile bir bağlantısı bulunmadığını ve hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirterek ifadesini sonlandırdı.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.