Yahudilere Filistin’i Satan Masonlardır « Hamle Gazetesi

Yahudilere Filistin’i Satan Masonlardır

Bu haber 29 Haziran 2016 - 22:59 'de eklendi ve 1.003 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Masonluk, Osmanlı ülkesine 1800’lü yıllarda etkili olmuştur. Yeniçeri ayaklanması, Sultan Aziz Han’ın katledilmesi, 93 Harbi ve nihayet Meşrutiyet’in ilanı gibi tarihi olayların gerisinde hep masonlar olmuştur. Tarihin şeklini değiştiren Sultan Aziz’in katledilmesi olayının başını çeken Mithat Paşa olmuştur.

Aynı Mithat Paşa, Ruslarla Osmanlı arasında geçen 93 savaşı hakkında ağıtlar yakılmıştır. (Tuna nehri akmam diyor, etrafımı yıkmam diyor. Ünü büyük Osman Paşa Plevne’den çıkmam diyor ) ve ağıt içinde, Osman Paşa’nın çok zor durumlarda dahi yenilmeyi kabul etmediğini anlatır.

Ordu içine giren hainlik yüzünden, Sofya’da bulunan depodan Plevne’ye yardım gönderilmiyor. Bu olayların içinde hep İngilizler ile bizim satılmış Masonlar vardır. Mithat Paşa, Padişah Sultan Hamit Han tarafından sürgün edildi. Yerine gelenler ve koca Osmanlı’nın yok olmasına sebep olanların Filistin’den Yahudi’lere toprak satan bu vatan hainlerinin kuruluş yıl dönümünü ve olanları kısmen yazan değerli tarihçi yazar Yavuz Bahadıroğlu’nu okuyacaksınız.

İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN 127. YIL DÖNÜMÜ: “SAHNELERDE YİNE AYNI OYUN”

Tarih: 02-03 Haziran 1889 (127. Yıldönümü)…

Yer: Askeri Tıbbiye Mektebi bahçesi…

Saat: Gece yarısına yakın…

İshak Sükûti, İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, Çerkez Mehmed Reşid adlarında dört öğrenci o gece bir araya gelip, akıllarınca kötü giden durumu düzeltmek için “İttihad-i Osmanî” (Osmanlı Birliği) isimli bir cemiyet kuruyorlar…

Kısa süre içinde kendilerine katılan Hüseyinzade Ali Bey, Konyalı Hikmet Emin Bey, Cevdet Omsan, Kerim Sebatî, Mekkeli Sabri Bey, Selanikli Nazım Bey, Şerafettin Mağmumi, Giritli Şefik isimli öğrencilerle birkaç gün sonra da ilk toplantılarını gerçekleştirdiler…

Toplantı yeri bu kez okulun bahçesi değil, Edirnekapı dışındaki bir bağlıktır.  12 öğrenci, bağ bekçisi Aluş Ağa başkanlığında yapılan bu toplantıda en yaşlı üye sıfatıyla Ali Rüşdî’yicemiyet başkanlığına seçiyorlar…

Sekreterliğe Şerefeddîn Mağmûmî, saymanlığa Âsaf Derviş getiriliyor (piknik görüntüsü verilen bu toplantı daha sonra, “İnciraltı Toplantısı” veya “Onikiler Toplantısı” olarak anılacaktır).

Birkaç öğrencinin inisiyatifinde kurulduğu izlenimi verilen bu cemiyet, aslında dış kaynaklı bir projedir. Hatta Osmanlı Devleti’ne yapılması düşünülen “operasyon”un ilk önemli adımıdır. O kadar ki, cemiyeti yöneten genel merkez üyesi yedi kişinin kimlikleri, Meşrutiyet îlân edildikten sonra bile açıklanmıyor. Ayrıca cemiyetin masraflarını Fransa mason locaları üstleniyor. Paris’te faaliyet gösteren “Jon Türkler”le irtibatları da Fransa tarafından sağlanıyor.

Teşkilâtlanma örneği bile “yerli” ve “milli” değildir:İtalyan Karbonari Mason Locası örnek alınarak teşkilâtlanılmış, tıpkı onun gibi hücrelere bölünülmüştür. Ayrıca her üyeye bir sıra numarası verilmiştir. Birinci hücrenin birinci üyesi “İbrahim Temo”dur. Üyeler kendi hücrelerindekiler dışında kimseyi tanımıyorlar. Masonlukta olduğu gibi burada da aşırı gizlilik esastır

Bu dış himayeye mazhar oldukları için çok hızlı büyüyorlar. Aynı amaçla kurulmuş diğer irili-ufaklı pek çok örgütü yutarak, kısa sürede Osmanlı coğrafyasının en güçlü, dış dünyanın en itibarlı siyasi örgütü haline geliyorlar.

Amaç bellidir: Önce Meşrutiyet ilân edilip Padişah’ın yetkileri budanacak, sonra da tahttan indirilecektir. Çünkü Sultan II. Abdülhamid, Avrupalı büyüklerin Osmanlı toprakları üzerindeki emellerini (özet olarak: Filistin’de Yahudi devleti kurulması, Osmanlıların sınırları içinde bulunan petrol yataklarına el konulması ve İslâm âlemini bütünleyen hilâfetin kaldırılması) zora sokan en büyük engeldir.

Bir süre sonra cemiyet isim değişikliğine gidiyor. “İttihad-ı Osmanî Cemiyeti” olmaktan vazgeçip, “İttihad ve Terakki Cemiyeti” oluyorlar. Yöntem olarak da “ihtilâlcılık” benimseniyor.

Ama iç eğitimle işe başlıyorlar. Toplantılarında topluca Namık Kemal, Ziya Paşa gibi Genç Osmanlılar grubuna mensup yazarlarla İranlı Ali Şefkati’nin eserlerini okuyorlar.

Kuşkusuz cemiyet üyeleri arasında iyi niyetli, vatansever, “yerli” ve “millî” insanlarda vardır, ama suyun başını “Batıcılar” tuttuğu için etkili olamıyorlar. Bu durumda cemiyet masonların kontrolünde gidiyor.

Zaman içinde çizgisi tekrar değişiyor: İlk zamanlarda takip ettiği “Osmanlıcı” çizgiden çıkıp, “Türkçü-milliyetçi” bir çizgiye oturuyor.

Bu çizgi, Osmanlı şemsiyesi altında yüzyıllardan beri sorunsuz yaşayan gayrimüslim unsurları “ırkçı” perspektifte ayaklandırmayı kolaylaştırdığı için Avrupalı büyüklerin emellerine çok hizmet ediyor. “Bakın onlar Türk, siz Yunansınız, Bulgarsınız, Ermenisiniz” diyorlar, silâhlandırıp ayaklandırıyorlar.

Yarın “İttihad ve Terakki Cemiyeti”nin “algı operasyonları”nı konuşalım inşallah… ( Devamı haftaya…)

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.