Yağmur Yağar İnce İnce « Hamle Gazetesi

Yağmur Yağar İnce İnce

Bu haber 13 Temmuz 2015 - 18:40 'de eklendi ve 755 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini 

Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından.”

Nurullah Genç

 

Ne de güzel, rahmet dolu günler yaşıyoruz Ya Rabbi! Bir yanda çocukluğumun kırk ikindilerine benzer yaz yağmurları, bir yanda tüm rahmetiyle, bereketiyle Ramazan! Gündüzleri kendi içimize dönük yaptığımız yolculuklardan sonra gurûb vaktinden sabah ezanına kadar yaşanan akışı durdurulmaz bir hareketlilik. On iki ayın sultanı kendi saltanatında farklı zamanlara taşıyor bizleri. Farklı zamanlarda kendimiz oluyoruz, kendimize geliyoruz.

Her yaşın Ramazan’ında da farklılıklarımız bir bir ortaya çıkıyor. Yaşımızı aldıkça daha sabırlı, daha sükunet dolu hatta daha huzurlu oluyoruz. Bunu aheste aheste deminde hissetmek de cabası. İftarları ayrı bereket, ayrı güzellik; teravihleri, mukabeleleri, hatimleri, sahurları ayrı ayrı manada güzellik. Bu güzeller resmi geçidinde yar ile ağyar oluyoruz. Dost yüzlüler, dost gönüllüler çıkıyor karşımıza. Fani âlemin tüm kirleri, çıkmazları, hırsları, kayıpları kaybolup gidiyor gözümüzden, kulağımızdan, gönlümüzden.

Muğla’da Ramazan, şehrin kendine ait mütevaziliğinde, kendine ait farklılığında devam ediyor. Bu seneki yaz okulu uygulamalarının üniversitemizde başlaması nedeniyle öğrenciler de katılıyor bu hareketliliğe. Herkes kendi seyrinde, kendi havasında eşlik ediyor Ramazan’a. Muğla’da Ramazan denilince önce camilerden başlıyoruz. Camiler beş vaktinde ışıl ışıl, cıvıl cıvıl. Gündüz kendi sükunetinde, mütevazılığında seyr ederken çocukların şenliği camileri bayram yerine döndürüyor. Çocuklar yirmi dokuz günü beklemeden her günü bayram havasında yaşıyorlar. Kimisi oruç tutma heyecanında, kimisi sureleri ezberleme telaşında. Bir şenlik, bir şenlik. Yaşlıların teslimiyeti cami cemaatinin ruhunu yansıtıyor. Beş vakitte Ramazan onlar için rahmet dolu, dünyadan çok ahirete yakınlaşmanın mutluluğu, ibadet havzının huzuru yüzlerinde okunmakta.

Teravihler ise kendine has cemaatiyle camilerin yüzünü güldürüyor. Kimisi cami cami gezerek bir seyrü sefere çıkıyor, kimisi hatimli namazların rikkatinde Şeyh Cami’ye yöneliyor. Muğla’nın Ramazanlarında camilerin sultanı tartışmasız Kurşunlu Cami!. Her camiyi ayrı ayrı ziyaret hevesinde olsam bile ayaklarım beni çoğu kez Kurşunlu’ya çekiyor. Memduh Hoca’nın hüzünlü, içli aynı zamanda her sesi okşarcasına müstesna bir ritimle okuduğu ayetler eşliğinde kılınan namazlar ruhumuzu farklı iklimlere götürüyor. Kimi zaman yağmur damlalarının akıcılığında ummana yolculuk yapıyor gönüller.

Her caminin ayrı bir hazırlığı, farkındalığı mekanı hissettiriyor. Bazı gençler en hızlı namaz kılınan camilerin arayışında. Bunları duydukça yüzümüzdeki mütebessim çizgiler artıyor. Çocukluğumuzda biz de az aramamıştık en hızlı namaz kılınan camileri. Gönlümün kırıldığı, burulduğum hatta hüzünlendiğim anlar da olmadı değil cami ziyaretlerimde. Bahis konusu olmasını istememin sebebi şehrimizin değerli yöneticilerinin de dikkatini çekmek istememdir. Tabi karar organlarının yanında hemşehrilerimizin de ata yadigari bu mirasa sahip çıkması gerekiyor. Biz sahiplendikçe camilerimiz, çeşmelerimiz, evlerimiz çocuklarımıza bırakacağımız kültür mirası olarak ayakta kalmaya devam edeceklerdir. Yurt dışında yaptığım gezilerde terk edilmiş, viran halde kimsesiz taş yığını haline gelmiş ata mirası eserlerimizi gördükçe içim ne kadar yangın yerine döndüyse elimizin altındaki, yanıbaşımızdaki tarihi varlıklarımıza gösterdiğimiz duyarsızlık daha da yakıyor içimizi. Çünkü biz kendimize ait olana sahip çıkmazsak yavaş yavaş özgürlüğümüzü ve benliğimizi de kaybediyoruz.

Neyse Muğla’da dikkat çekmek istediğim ilk yer Üç Erenler. Şehrin dokusunda mahallesiyle, insanlarıyla ruh ikliminde ayrı bir mirasa sahip olan bu mekan da gördüklerim içimi titretti. Hele mahalle sakinlerinin bu kutsal mekanı bu kadar sahipsiz bırakmaları bir Muğlalı olarak beni epey utandırdı. Geçmişe dönük bir yüreğimiz olmalı. Geçmişten haz alıp bugüne ve geleceğe yön vermeli. Üç Erenlerin bulunduğu belediyemiz tarafından kalıntıları ortaya çıkartılan mekan bir çöplük haline gelmiş. Orası yıllardır çöplük olarak kullanılmaktan bir türlü kurtulamadı. Bu kadar önemli bir miras o halde bırakılmamalı, düzenlenmeli hatta ibadete açılır duruma getirilmeli.

İkinci içler acısı mekanımız Kavaklı Cami. Hamamönü’nde doğmuş büyümüş biri olarak Kavaklı Cami bizler için çok özel bir yere sahiptir. Namaza başlamamız, Kur’anı öğrenme adımlarımız, ilk teravihlerimiz hep güzide mekanda gerçekleşmişti. Bu mahallenin sakinleri için bu mescit ayrı bir yere sahip oldu her zaman. Baştan başa sacla kaplı minaresi yıkılmak üzere iken geçirdiği restorasyonla değişik bir kimliğe bürünmüştü. Hele baştan başa ahşapa bürünmüş minaresi Karadeniz fıkrasına mevzu olabilirdi. Sıkıntı caminin içinde gelişi güzel gerçekleştirilmiş düzenlemelerde. Tarihi mekanın içinde orantısız bir şekilde hanımlar için perde ile ayrılmış bölüm mescidin içindeki genişliği, düzeni, ritmi tamamen yok etmiş. Yan mahfil hanımlara ayrılamaz mıydı, diye düşündüm bir an. Müftülük yetkililerimiz en azından Ramazan öncesi camilerimizi şöyle bir dolaşsalar, eksiklikleri tespit etseler yaraşır olan gerçekleşirdi.

Küçük bir tespit de Pazar Cami’yle ilgili. Yatsı ve teravih süresince çevre mekanlar biraz daha sessizliğe riayet edebilirler. Cami ile birliktelik de bu yaklaşımı beraberinde sürdürmeye çağırıyor neticede.

Bayram vakti erdi şimdi. Önce bedenlerimiz, sonra ruhlarımız erdi demine. Yundu, paklandı inşaallah. İnsan olma asaletine döndü. “Ben” olmaktan çıktı, “Biz”e döndü. “Bir kâsedir alev dolu gönlüm yana yana / Men ta senin yanında dahi hasretim sana” beyitlerinden dökülen mananın hükmünce bir aşık olarak Ramazan’dan ayrılışın hüznü doldurmakta içimizi. Boynumuz bükük, çaresiziz. Meğer Ramazan’ın içindeyken, Ramazan’la hemhâlken Ramazan’dan ayrılışın hasretiyle yanmaktaymışız. Gelecek Ramazanlar adına, Ramazan’ın sunduğu rahmet aşkına Bayram’ a ermekteyiz. Ailemizin, milletimizin, İslâm âleminin, tüm insanlığın bayramı kutlu olsun. İnsanlığa rahmetiyle güzellikler getirsin dileyelim.

“Nefsinle yeniden çizilecek desenler 
Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü’mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Nurullah Genç

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.