YABANCILAR BİZDE OKUL AÇABİLİR

Bu haber 18 Mart 2010 - 0:00 'de eklendi ve 935 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

YABANCILAR BİZDE OKUL AÇABİLİR,
BİZDEN BAŞKA ÜLKELERE OKUL AÇMAK SUÇ SAYILIR
Osmanlı hakanlığının 1820’li yıllarda azınlıklara okul açma izni vermesi, ülkede gerileme döneminin başlamasına sebep olmuştur. 1824’de Anadolu coğrafyasında 120 tane Ermeni okulu vardı. (kaynak: Doç.Dr.Remzi Kılıç.) 1834’de Amerika, Ermeni Rum ve Yahudi azınlık okullarına yardım adı altında, Misyonerlik hareketleri için Goodeli’yi İstanbul’a göndermiştir. Ermeni çocukları için 1834’de Pera’da bir tür erkek lisesi açılmış, bu liseler çoğaldıkça, 13 Eylül 1838 yılında Üsküdar’da yüksek okul açılmıştır. Burada azınlıkları ülke aleyhine eğitim verilmiş, nitekim okulların bulunduğu yerlerde isyan hareketleri görülmeye başlamıştır. Yabancı dil öğrenmek, İslamiyet aleyhine neler yapılabileceği programlanmıştır. Ülkede bir yanda Türk askeri okullarını bitirdikden sonra Fransa, İngiltere ve Almanya gibi ülkelere staj maksadıyla gönderilenlerin mason olarak döndüğünü, (Yeni Rehber Ansiklobedisi’nden öğreniyoruz. Osmanlı’da Saraya karşı isyan hareketlerini başlatan Devlet adamlarının gerisinde yabancı okullarda çöreklenen casuslar bulunuyordu. Mesela 1878’de başlayan ve tarihte 93 Harbi olarak geçen Rus harbi Mason olan Mithat Paşa’nın İngilizlerin tesiri ile sebep olduğu yazılıdır.
Yabancı okullar vasıtası ile ülkeyi saran misyonerlik, 1905’lere gelindiğinde Ordunun masonların eline geçmiş ve alavere dalavere ile koskoca Hakan Sultan Hamit Han tahttan indirilmiştir. Masonların yönetimindeki İttihat ve Terakki Partisi, hiç de mecbur değilken birinci cihan savaşına girmiş ve yedi cephede savaşa sokulan Anadolu’nun Müslüman gençliği telef edilmiştir. Aynı düşmanın Çanakkale boğazından geçerek, İstanbul boğazını da hakim olmak istemesine orada dur diyen asil komutan: Yorgun ve acemi olan yeni gençliğimizle karşı koymuştur. Çanakkale savaşlarında yeniden toparlanmamıza rağmen, daha evvelki, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Trablus savaşlarında yenik düşmemiz sebebiyle bizi mütarekeye zorladılar. 1918’de yapılan Mondros mütarekesi sonrası Savaşa sebep olan İttihat ve Terakki yetkililerinin yurt dışına kaçması ile, yeni bir dönem başlamış oldu.
Padişah Vahidettin ile Mustafa Kemal Paşa’nın gençlik yıllarından tanışık olmaları sebebiyle, ülkenin geleceği hakkında bizzat Padişah ile planlar yapılmıştır. İstiklal savaşı sonunda düşman yurtdan kovulmuş ve Mustafa Kemal Paşa’nın büyük hayali olan Cumhuriyet ilan edilmiştir.
Büyük Ata’nın çok önemli olan ilk sözü şöyle olmuştur. Bundan böyle: (Kışla’ya-Hukuk’a-Cami’ye-Okul’a) siyaset giremez. Atatürk inkilabı sayılan bu istek kanunlarla da kesinleşmiştir.
Ancak, çok partili döneme geçtiğimiz 1945’den itibaren, kışlanın, okulların ve hukukun siyasete girdiğini öğrendik. Bunlardan Cami, Cumuhuriyetin ilanından itibaren Atatürk’ün çok samimi Müslüman olmasına rağmen, İslam dini hep tehlike sayılmıştır. Kazım Karabekir Paşa, Ata’nın ricasi üzerine parti kurduğuna kuracağına bin pişman olarak canını bile zor kurtarmıştır. Yedi yıllık günlükleri yok edilmiştir. Ülkede üçüncü siyasi partiyi gene Atatürk’ün ısrarı ile kuran Fethi Okyar’a neler olduysa üç ay içinde partisini kapatmıştır. Dördüncü Partiyi kuran Adnan Menderes vatan haini iftirası ile idam edilmiştir. Onu yargılayan Savcı ve Hakim, onu ceza evinde iken işkence eden subay, asılması için fetva hazırlayan Profösörler mi Atatürkçü? 1961 Anayasasını savunup, 1924 Anayasasını rafa koyanlar mı Atatürkçüdür? 27 Mayıs’ta ihtilalcilerle birlik, 12 Mart 1971’de de ihtilalcilerle birlik, 12 Eylül 1980 olayında birazcık kendilerine dokununca, öfkeleri 30 yıldan beri geçmiyor. Şimdi de Sayın muhalefet liderimiz ne inciler döktürüyor: Orduya ve Hukuka, siyaset girmeyecekmiş!. Gel de siyaseti onların elinden kurtar ki, bundan sonra girmesinler…
Bu günkü yazımı, İstiklal Marşı üzerine veya Çanakkale Zaferi üzerine yazmak isterken, Allah hayır çıkarsın, Muhalefet liderimiz nihayet, Ordu ile hukuk için siyaset yapmayın dedi.
Artık yapmazlar!
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI
Yazımızın ön tarafında yabancı okulların koca İmparatorluğun yıkılmasına sebep olduğunu anlatmaya çalıştım. Şimdi de diyorum ki, biz de yaban ülkelerde yüzlerce okul açtık. Kimler açtı bu okulları ? Devlet mi, hayır. Laikçiler mi ? hayır. Dinciler mi ? Evet. Neye açtılar bu kadar okulu, parayı nereden buldular?
Dinciler diye isim koydukları Bin yıllık asaletimizdir. Okul açmaktan gayemizi anlamak için bir an fitneyi bırakıp tarihi okumak yeterlidir. Tarih konusu dışında bu günkü menfaatimizi görmeyen gözler kör olur. Afrika’da Bizim Cumhurbaşkanımıza İstiklal Marşı-Mehter Marşı ve Türk bayrakları ile karşılayan Türk okulları öğrencilerinin yanında o ülkenin Kralı da vardı. Bunlar sizi hiç mi ilgilendirmiyor? Fakat ne hazindir ki, yüzlerce okulların açılmasına sebep olan kişi yurt dışını mekan seçti. Bu ayıbın sebebi milleti dinciler ve Laikler veya Masonlar diye ikiye bölenlerdir. Aslında bizim okul açmaktaki niyetimiz farklıdır. Gittiğimiz yerlere insanlık, medeniyet, hür yaşama azmini götürüyoruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.