Ya Şadi Pirci Kazansaydı?!!

Bu haber 21 Ocak 2015 - 0:00 'de eklendi ve 3.054 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

AK Parti’nin 5. Olağan İl Kongresi iktidar partisine yakışır bir havada geçti. Basına bütün partilere ve yerel yönetimlere, meslek odalarına örnek olabilecek biçimde rahat çalışma ortamı yaratılmıştı. Atatürk Spor Salonu tribünlerini dolduran sıkıştırılmış bin 500 kişi adeta “slogan korosu” haline getirilmişti. AK Partili gençler slogan atmaya da başlamışlar, ama acemiler! Kasıtlı olmadıklarına göre öyle olmalı…

Başbakan Davutoğlu konuşmalarında promter kullanmıyor. İrticalen konuşuyor. Yerli yersiz atılan sloganlar da Başbakan Davutoğlu’nun konuşma bütünlüğünü bozuyordu.

Önceki kongrelere göre salon düzenlemesi daha görkemli gibiydi, ama salon 4. Olağan Kongrenin yapıldığı spor salonu idi! Başbakan Davutoğlu’na genel seçim için yüzde 50 oy oranı sözü veren bir parti teşkilatı ile ters orantılıydı… Gelenlerin çoğu ya geri döndü ya dışarıda kaldı.

Giden İl Başkanının bilgisayarcı, gelen il başkanının elektronikçi olduğu bir kongrede salon dışına dev ekranlar konulamamış olması dikkat çekiciydi!

xx        xx        xx

Doğrusu Muğlalı Başbakan Davutoğlu’nun ağırlanmasına Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi daha yakışırdı.

Belki istenmiş alınamamış veya vermezler diye düşünülüp istenmemiş olabilir, ama yıl boyunca Danışma Kurullarının yapıldığı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin Atatürk Kültür Merkezi neden düşünülmedi, insan şaşırıyor…

Başbakan ile bir Genel Başkan Yardımcısı, 4 bakan ve 3 konuk milletvekilinin ağırlandığı kongreye o spor salonu yakışmadı…

Bir ara tavanda asılı pota düştü düşüyor durumu yaşandı. Düşebilirdi. Herhangi bir nedenle izdiham yaşanıp, insanlar birbirlerini çiğneyebilirlerdi… Kongre görkemliydi, ama salon olmadı, yakışmadı!

xx        xx        xx

Doğrusu kongreye Başbakan Davutoğlu’nun gelmeyebileceği beklentisi yüksekti. Çünkü AK Parti Genel Merkezi’nin “Kongre tek liste ile yapılacak” talimatına rağmen iki liste çıkıyordu. Bu yüzden Başbakanın gelmeyebileceği beklenirken, ikinci listeyi çıkaran Şadi Pirci’nin ikna edilip listesini geri çekebileceği beklentisi de yaygındı.

Her ikisi de olmadı. Şadi Pirci kararlıydı, ancak kongrede Pirci salona alınmak istenmedi, girdiğinde görmezden gelindi, konuşma yapmasına engel çıkarıldı, ama o “hak aramaktan” vazgeçmedi!

Öteki partilere göre AK Parti’de kongrelerinde iki ayrı liste çıkmıyor. Buna parti tüzüğü engel değil, ama tek liste bu partinin önemli teamüllerinden biri…

Ancak Şadi Pirci teamüle uymadı. Bu tutumunu “isyan”, “başkaldırı” olarak algılayanlar oldu. Kongre salonunda Pirci’nin adaylığına isyan eden yeni İl Başkanı İhsan KüreciŞadi abi bize biat etmeyi bize sen öğrettin” diye tepki gösteriyordu. Eğer öyle ise, biat kültürüne sahip olmakla birlikte öğreticisi olan birinin de partisinin genel merkezine, büyüklerine isyan veya başkaldırı da bulunması söz konusu olamazdı. Pirci’nin yaptığına bu anlamda “hak arama” diyebiliriz.

Tabi partinin önemli kesimine göre yeni il başkanı belirlenirken “istişare kültürü” unutulmuş; bu kültürün unutulduğu yerde “biat kültürünün” unutulması yadırganmamıştı… (!)

xx        xx        xx

Başbakan Davutoğlu da bu mücadelenin tarafı durumuna düşürülmeyebilirdi. Düşürülmese şık olurdu… Ben Başbakan Davutoğlu’nun bu kongrede “taraf” olmaya mecbur edildiğini düşünüyorum. Çünkü ne olur ne olmaz diye kongreye gelmesi engellenebilirdi. Ya kongrede kazanan Şadi Pirci olsaydı?!!

Kongreden önceki İl Başkanı Nihat Öztürk de milletvekili adayı da olduğu için kesinlikle taraf olmamalıydı… Eğer “teamül” bir müessese ise dönemin İl Başkanı Gültekin Akça milletvekili adayı olup görevinden istifa ederken, yerinin taliplileri ile ilgili taraf olmamış, istişareye başvurulmuştu…

Bu kongrede AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ve Muğla’dan Sorumlu İzmir Milletvekili Aydın Şengül’de taraftı… İlginçtir, Şengül ve Soylu Trabzonlu… Nihat Öztürk de Giresun kökenli… (!)

Bu üçlünün kongrede presleri müthişti. Sayın Şengül’ün Pirci’ye “Seçilirsen görevden alınırsın” dediği öne sürülürken, Sayın Soylu’nun bir gün önce yerleştiği Muğla Otel’de ilçe başkanlarına baskı yaptığı öne sürülüyordu…

xx        xx        xx

Nihat Öztürk’ün bir anlamda veda konuşması denilebilecek konuşmasında “Makamlar, koltuklar gelip geçici” derken, “Sayın Başbakanın aday gösterdiği küreci ile seçime gideceğiz.” demesi, Şadi Pirci’nin adaylığını görmezden gelmesi manidardı.

Bir AK Parti kurmayı o sırada, “Muğla dışında Ankara’da 13 kişi ile görücüye çıkan başka bir il yok. Muğla’da istişare yapılıp, ortak akla başvurulsaydı Ankara’ya iki, üç isimle gidilirdi ve içinde İhsan Küreci olmazdı. Üstelik Küreci kendisi aday olmadı.” diyordu!

xx        xx        xx

Bütün olup bitenlere, delegasyonu selamlaması, konuşması bile engellenmek istenen Şadi Pirci, büyük bir mücadele sonunda 2 dakikalığına geldiği kürsüde, “Bu güne kadar partimizde kongreler tek liste ile yapılmış olabilir. Ancak partimiz artık iki üç yıllık bir parti değil. İki liste ile kongre yapılmasına alışılmalı. Ben bu yolu açıyorum. Seçilmem halinde beni görevden alacaksanız da alın.” dedi, kürsüden indi. İyi de alkış aldı… Sadece alkış değil, yüzde 40 oranında da oy aldı. Şadi Pirci 231 oyda kalırken, Pirci’nin ardından kürsüye geldiğinde “Şadi abi biat etmeyi bize sen öğrettin. Bu kongreyi sadece Muğla değil, Türkiye, bütün dünya izledi. Ben Başbakanımızın adayıyım.” diyen İhsan Küreci 343 oy alarak il başkanı seçildi.

xx        xx        xx

Oysa delegasyona baskı yapılmasa, taraf olunmasa, özellikle Nihat Öztürk taraf olmasaydı bu kongrede İl Başkanı seçilen yine Sayın Küreci olurdu! Çünkü Pirci’nin alabildiği oyların büyük bölümü kendisinin değil, Öztürk’e ve Genel Başkan Yardımcısı Sayın Soylu’ya tepkili olanların oylarıydı…

Ben AK Parti delegesi olsaydım ve normal koşullarda demokratik bir kongre yapılsaydı Şadi Pirci’ye oy vermezdim!

Çünkü adayların listeleri karşılaştırıldığında yeni İl Başkanı İhsan Küreci’nin listesi birkaç tartışmalı ismin dışında “Yürütme Kurulu’na yansıması halinde” daha kucaklayıcı ve temsil gücü yüksek bir listeydi.

Ancak hafta sonundaki kongrede delege olsaydım “hak arama mücadelesi” veren Şadi Pirci’ye oy verirdim.

xx        xx        xx

AK Parti’deki Biat Kültürü, İstişare Kültürü ve “tek liste ile kongre yapma geleneği” Refah ve Fazilet Partileri’nden AK Parti’ye taşınmış bir kültürdür…

Ancak Fazilet Partisi’nde “Yenilikçi Hareket”in lideri Abdullan Gül, Milli Görüş hareketinde ikinci liste çıkarma cesaretini gösteren ilk kişi olurken yanında Şadi Pirci de vardı. O günleri anımsayalım:

2001’de Fazilet Partisi kapatıldığında, bu partinin devamı niteliğinde Recai Kutan önderliğinde Saadet Partisi kuruldu. Fazilet Partisi kongresinde Abdullah Gül‘ü destekleyen; kendilerine yenilikçiler diyen ve “Milli Görüş”ü terk eden bir grup ise ayrılarak Abdullah Gül liderliğinde daha sonra Recep Tayyip Erdoğan‘ın başına geçeceği Adalet ve Kalkınma Partisi altında toplandılar. Fazilet’teki kongrede Sayın Gül’ün yanında yer alan isimlerden biri de Şadi Pirci idi…

Ben parti içi demokrasiye sahip olmakla övünen CHP’de “atama kültürü” boy verirken, AK Parti’de iki liste yolunu açan Şadi Pirci ile kendisini destekleyen yüzde 40’ı kutluyorum.

Umarım, CHP’liler bu gelişmeden feyiz alırlar…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

4 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 21 Ocak 2015 / 08:41

Gocuman; dünden devam niteliğindeki yazınızı okudum. tespit ve teşhis doğru. Umarım Muğla Akparti Teşkilatı bu kongreden iyi dersler çıkarır da, sonuç a ulaşır.Çığır açmak en zor eylemlerden biridir. Sevgi ve saygı.

Dava adamı 24 Ocak 2015 / 22:44

Sayın şadi pirci ve diyer adaylar mülakata gitti. Başbakanımızın şadi pircinin aday olduğunu bilmemesi gibi bir algı oluşturmak, sizin gibi bir yazara yakışmıyor. Başbakanımız hem Aydın’da hemde Muğla’da bu konuda Fazlasıyla bilgilendirilmiştir. Bence akpartiyi karıştırma fitne çabası içindesiniz. Muğla’ya yakışmıyor bu fitne ve fesat tohumları…

kadir sarihan 24 Ocak 2015 / 23:22

Herşeyde bir hayir vardir. Geriye dönmek Akpartinin işi değildir.Içten hesap yerine içten kucaklamak esas çizgimiz olduğuna göre yol doğrudur. .Saygilarimla..

Süreyya turker 09 Nisan 2015 / 04:24

Partiye ilk bayrak tasiyanlardan olarak ve ilk tanidigim değerli kişilerden biri sayın pircidir, , Muğlanin parti gidisatinda malesef hic yanilmadim, bu zihniyet yüzünden asla ve asla Muğla’da bize yer çıkmaz, , saygılar, , yazık ki be yazık verdiğimiz inandığımız ve emeklerimize