Verilen Mücadele Yadsınamaz

Bu haber 27 Nisan 2014 - 18:49 'de eklendi ve 845 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER

Gazetemiz Hamle’nin sahibi Hayati Nizamoğlu’nun 24 Nisan tarihli “ Büyük Hedefler” başlığını taşıyan yazısını okuduğumda, yıllar öncesine uzandım.

Söz konusu olan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesiydi.

Her ne kadar Kurucu Rektör Prof.Dr. Ethem Ruhi Fığlalı;

Üniversite bünyesinde konuşlandırılacak yeni fakülteler, bölgenin konumuna göre şekillendirilmelidir eğiliminde olsa da gözde fakülteler olmalıydı.

Bunların başında şüphe yok ki Tıp Fakültesi geliyordu.

Zira Muğla’nın yıllık 3.5 milyon yabancı, 5 milyonun üzerinde yerli turist çektiği düşünülürse, Tıp Fakültesinin kurulması kaçınılmazdı.

En azından, dünyanın varoluş nedeni insandır.

Onların sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmesi, tam donanımlı hastanelerle mümkündür diye düşünüldüğünde.

***

Ne var ki, Nizamoğlu’nun ayrıntılı bir şekilde ele aldığı gibi başta üniversite senatosu olmak üzere dönemin Muğla Milletvekilleri, Tıp Fakültesinin açılması adına yeterli yaklaşımları göstermemişti.

Aynı dönemin AK Parti Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu hariç.

Mevcut üniversite kadrosu açıkça dile getirmeseler de, Tıp Fakültelerinin olduğu iller üniversitelerinde asıl söz sahibi hep zaman tıpçılar olmuştur yaklaşımı içindeydiler.

Hatta Hayati Nizamoğlu’nun da belirttiği gibi Hamle Medya Grubunun düzenlediği bir iftar yemeğinde, aynı görüşte oldukları açıkça görülmüştü.

Buna karşın Hamle Grubu kararlıydı.

Her ne şartta olursa olsun, Muğla Üniversitesi bünyesinde Tıp Fakültesi açılması adına mücadelesini sürdürecekti.

Nitekim öyle de oldu.

Dönemin üniversite Rektörü Prof.Dr.Şener Oktik, mali sorunlar halledilirse ben üniversite senatosundan bu kararın çıkmasını sağlarım yaklaşımı içerisinde olunca, hep birlikte sevinmiştik.

Nihayet senato Tıp Fakültesinin açılması kararını alır.

Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu da Ankara’da takipçisi olunca TBMM’den geçen karar YÖK’e bildirilir.

Artık Muğla bayram etmelidir derken birde ne görelim.

YÖK, Tıp Fakültesi adına alt yapı olmadığı için kararı beklemeye alır.

Hani dense ki hevesimiz kursağımızda kaldı.

Kesinlikle yalan değildi.

Zira Tıp Fakültesinin açılması, kararı alınmasından 4 sene sonra ancak mümkün olabildi.

Burada, Prof.Dr. Şener Oktik olmak üzere konunun devamlı takipçisi olan Rektör Prof.Dr. Mansur Harmandar ve de zamanın Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu’na Muğla olarak ne denli teşekkür edilse azdır.

Bilhassa Harmandar, konunun çok sıkı takipçisi oldu.

Şimdi, ilk defa eğitim ve öğretime başlayan Tıp Fakültesi öğrencileri 3.sınıfta.

***

Tabi Tıp Fakültesi açılmasıyla iş bitmiyordu.

Her ne kadar işlevler Muğla Devlet hastanesi bünyesinde sürdürülmekte ise de asıl olan Üniversite Sağlık Kompleksi alanında konuşlandırılacak hastanelerin tamamlanmasıydı.

Nihayet geçtiğimiz gün Hamle Gazetesinin manşetinde Karadağ Mevkiinde Tıp Fakültesi için yer tahsisi yapıldı haberi çıkınca, derin bir oh çektik.

Nasıl çekmeyelim.

Kaç senedir, aynı hastanenin biran önce yapımına başlanılması beklentisi içerisindeydik.

Şimdi bütün mesele hastanenin kısa süre içerisinde tamamlanması.

Yine de çok önemli ayrıntılar var.

Bir kere mevcut devlet hastanesi, konumundan hiçbir şey kaybetmeden işlevlerini aynen sürdürmelidir.

Tekrar altını çizmek istiyorum.

Devlet Hastanesi kesinlikle 2.plana atılarak, üvey evlat muamelesi görmemelidir.

Sonra yapılması karar altına alınan “Eğitim ve Araştırma Hastanesi” sıradan bir sağlık kuruluşu olmamalıdır.

Değil mi ki Muğla yıllık 8 milyonun üzerinde yerli yabancı turist çekiyor.

Kendi vatandaşımızla birlikte turistlere en iyi şekilde hizmet veren sağlık kuruluşu olmanın yanında, değişik alanlarda gerçekleştirdiği operasyonlarla uluslararası bir düzeye kavuşması sağlanmalıdır.

Kısaca ne yapıp edip, Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ayrıcalıklı bir sağlık kuruluşu olarak yer edinmesinin önü açılmalıdır.

Bunu da gerçekleştirecek olan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi bünyesinde görev üstlenen akademik personeldir.

Nasıl ki, Tıp Fakültesinin eğitim ve öğretime başlaması adına dönemin rektörü Prof.Dr. Şener Oktik ve üniversite senatosu yanında en son görev yapan Prof.Dr. Mansur Harmandar ve milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu, bugün minnet ve şükranla anılıyor.

Mevcut üniversite bünyesinde görev yapan akademisyenler de aynı payenin sahibi olacaklardır.

Her halde, bu kentin yaşayanları olarak bu tür bir hizmeti esirgemezler.

O takdirde halkın yaklaşımı, VERİLEN MÜCADELE YADSINAMAZ olacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.