Vekillik Şart Mı?

Bu haber 22 Ekim 2015 - 23:05 'de eklendi ve 1.464 kez görüntülendi.
Hayati Nizamoğluhayatinizamoglu@muglahamle.com.tr
Gündem

Hayati NİZAMOĞLU

Kuvvetler ayrılığı üzerine sistem kurmuşuz. Yasama, yürütme ve yargı birbirinden bağımsız olmalı. Ancak yürütme organını, yasama organının çoğunluğu çıkarıyor. Yürütmeyi aynı çoğunluk denetliyor. Bu garip sistemde biz, aslında yasama organına vekil değil, muhtemel yürütme organına vekil gönderiyoruz. Onun için genel seçimler kıran kırana geçiyor.

Ancak öyle isimler, öyle güzel işler yapıyor ki, onlara iltifat etmemiz, marifetlerini takdir etmemiz gerekiyor.

Birinci örnek: Bir Türk şirketi güvenlik görevlilerinin kullandığı çelik yeleğin çeliği yerine bor karbür seramik kullanmayı başarıyor. Böylece maliyet yüzde yirmi ucuzlarken, yeleğin ağırlığı ise azaltılıyor.

Elektrikli otomobillerde, hidrojen yakıtlı araçlarda bor madeni stratejik öneme sahip. Önümüzdeki yıllarda her sektörde, hatta sağlık alanında birçok hastalığın tedavisinde bor altın çağını yaşayacak. Dünya rezervlerinin yüzde 73’üne Türkiye’nin sahip olduğu bu bor, nasıl bu ülkenin elinde kaldı hatırlıyor musunuz? Bakın anlatayım.

2001 yılında ülkemiz büyük bir ekonomik kriz altında inliyor. Ülke, Kemal Derviş’i kurtarıcı olarak getiriyor. Derviş’in kurtarma paketi devreye giriyor. Tarlalar ekilmez, çarklar dönmez oluyor. Bankaların usulsüz işlemlerinin bedelini zor durumdaki halk ödüyor. Derviş, bor madenlerinin özelleşmesini ve yabancılara satılmasını istiyor. Kabinede bakan olan Şükrü Sina Gürel rest çekiyor. Bor özelleşirse istifa ederim diyor. Giderek stratejik hale gelen bor madenlerini kurtarıyor. 15 yıl sonra bile kendisini takdirle hatırlarım.

İkinci örnek: 1915 yılında ülke Çanakkale gibi büyük savaşlarla mücadele ediyor. Doğumuzdaki Ermeniler kışkırtılıyor ve kendi içimizden cephe açılıyor. Devlet ya öldürecek ya tehcir edecek. Yakın tarihimizde ise çoğu dostumuz çok sayıda ülke parlamentosunda “Ermeni soy kırımını kınamak” adı altında aleyhimizde kararlar alındı. Fransa daha da ileri gitti. ”Ermeni soy kırımı yoktur demek suçtur.” diye karar verdi. İsviçre de peşine katıldı.

Bizim hükümetler bu sorun için birçok ülke ile mücadele etmek zorunda kaldı.

Bu sırada Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek İsviçre’ye gitti. “Ermeni soy kırımı yoktur.” dedi. Bu bireysel mücadelesi ile Perinçek hakkında İsviçre’ de dava açıldı. Perinçek duruşmalara katıldı. Fikrini cesaretle savundu. Sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidildi. AİHM Perinçek’ i haklı buldu ve konunun parlamentolarca yorumlanmasına karşı çıktı ve “Ermeni soy kırımı yoktur demek suç değildir.” diye karar verdi.

Perinçek milletvekili mi? Devletin on yıllarca boğuştuğu bu sorunun çözümünü tek başına buldu. Bize takdir etmek düşer. Hem Şükrü Sina Gürel’e, hem Doğu Perinçek’ e teşekkür borçluyuz.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.