Vefa

Bu haber 23 Aralık 2014 - 0:59 'de eklendi ve 981 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İster bireysel bazda olsun veya kurumsal bağlamda asıl olan, birilerin gösterdiği duyarlılık karşısında kayıtsız kalmamaktır.

Dolayısıyla böylesine bir kadirşinaslık üzerine gereği yerine getiriliyorsa, tasvip gören bir yaklaşım olur.

Aksi takdirde vefasızlık olacağında en küçük şüphe yok.

Bu yüzden kim, özellikle bu düzeyde yardımlarını esirgemedi.

Ülkenin geleceğinde yadsınmaz görev üstleneceklerin önünü açmak için taşın altına elini koydu.

Şüphe yok ki onlar, hem kul indinde hem de Yüce Yaratan yanında en makbul kişiler olarak yerini alırlar.

Bu nedenledir ki, bir yükseköğretim kurumu Muğla Üniversitesinin, sadece ülke sınırları içerisinde değil dünya genelinde yer edinmesinde, rahmetli Sıtkı Davut Koçman’a ne denli vefa duygularımızı iletsek azdır.

Aksi düşünülemez.

Eğer bir fani, aynı üniversite adına günümüz koşullarında 50 milyon dolar gibi bir meblağı hiç düşünmeksizin tahsis etmişse, her birimize düşen görev, vefa duygularımızı eksiksiz yerine getirmektir.

Değilse gerçekten vefasızlık edilmiş olur.

***

Aslında üniversite camiası kayıtsız kalmadı.

Başlangıçtan itibaren özellikle üniversitenin kurucu rektörü Prof.Dr: Ethem Ruhi Fığlalı, aynı öğretim kurumu isminin Sıtkı Koçman Üniversitesi olması adına, tahminlerin üzerinde mücadele verdi.

Üniversite senatosunun aldığı kararın yükseköğretim kurulu ve TBMM’ce kabul edilmesi için çok efor sarfetti.

Ama olmadı.

Ardından rektörlüğe seçilen Prof.Dr: Şener Oktik’de aynı yaklaşım içerisinde oldu.

Ne var ki, iş başındaki hükümet öyle bir gerekçe önü sürdü ki, akıllara ziyan.

Önce, her hangi bir kişinin sağlığında isim verilmesinin mümkün olamayacağının altı çizildi.

Ardından öyle bir yaklaşım sergilendi ki, anlamak mümkün değil.

Aynı üniversiteye 150 milyon tutarında bir yardım yapılırsa! isim hakkına sahip olur! dendi.

İşte bu yaklaşıma anlamak mümkün değildi.

Ne demek, 150 milyon yardım yapılırsa isim verilir?

Kaldı ki rahmetli Koçman, o günün koşullarında 100 milyon civarında bir meblağı hiç düşünmeksizin üniversiteye tahsis etmişti.

Bu gelişmeleri yakından izleyen, yanı sıra rahmetli Sıtkı Davut Koçman’la kısa da olsa bir söyleşi yapma imkanı bulan gazeteci olarak, bu tür bir yaklaşımı kabullenmek olası değildi.

Üstelik Koçman, yardımların gizli kalmasından yanaydı.

Sadece üniversite bağlamında değil, ülkemizin bazı yerleşim birimleri yanında Ula, Karabörtlen, Fethiye ve Milas ilçelerinde de birçok eğitim kurumu yaptırarak Türk Milli Eğitimine bağışlamıştı.

O süreçte kimsenin bundan haberi yoktu.

Ne zaman sonra yaptığımız araştırmalarda gördük ki Koçman, bu ülkenin çocuklarının çağdaş bir ülke yaratılmasında olmazsa olma koşul eğitim ve öğretim adına hep var olmuş.

İşte böylesine kadirşinas ve eğitim adına duyarlı birisinin isminin üniversiteye verilmesinden doğal ne olabilirdi?

Rahmetli Koçman, sağlığında tahminlerin üzerinde yardımlarda bulunduğu halde, bizler neden ona bir ismi çok görmüştük!

Bu asla kabul edilemez bir yaklaşımdı.

Olamazdı, olmaması gerekirdi.

Galiba, ilgili ve yetkililer yaklaşımlarının yanlığının farkına varmış olmalıydılar ki, bir süre sonra rahmetli Sıtkı Davut Koçman’a aynı payenin verilmesi taraftarı oldular.

Özellikle günümüz Üniversite Rektörü Prof.Dr.Mansur Harmandar’ın çabaları sonucu nihayet yükseköğretim kurumu isminin Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi olarak tescil edildi.

Bundan ailesi, üniversite camiası kadar Muğla halkı da mutlu olmuştu.

Buna karşın isim hakkı Koçman’ın sağlığında verilse, çok daha yerinde bir girişim olmaz mıydı?

Hem de çok yerinde olurdu.

Dedim ya rahmetli sağlığında bu mutluluğa erişemedi.

Zaten ailesinin bir süre alınganlık göstermesi, ilişkin olarak yardımlarını kesmesinin başkaca sebebi yoktu.

***

Dönemin iş başındaki hükümetin, başlangıçtaki anlamsız tavrına karşın üniversitesi camiası Sıtkı Davut Koçman’ı hiç unutmadı.

Her yıl adına “anma günleri” düzenledi.

Bu yıl yine “ 14. Sıtkı Koçman Günleri” etkinliklerini başlattı.

Kim ne derse desin, üniversite camiasının geçmişten günümüze bu yaklaşımı takdire şayandır.

Bunun üzerine rektör Prof.Dr. Mansur Harmandar;

Üniversitemizin hamisi rahmetmli Sıtkı Davut koçman, o dönemin parası ile üniversitemize 50 milyon dolar gibi bir yardımda bulunarak, özellikle fiziki mekanların yapılmasında katkılar sağladı.

1999 yılından bu yana 80 bin Metrekarelik alanın inşa edilmesini sağladı. Yapımı tamamlanan inşaatlar içerisinde en gözde olanı, kampus alanı içerisindeki öğrenci sarayıdır.

Bu bina Türkiye genelinde konuşlanan öğrenci sarayları içerisinde en görkemli olanıdır.

Daha önemlisi, rahmetli Koçman aynı binaların yapımı sürecinde vergi indiriminden yararlanmamış, aksini vergisi ödemiştir.

Böylesine bir yaklaşım üzerine acaba! diyorum.

Bir eğitim kurumu adına böylesine yaklaşım gösteren birisine saygı duyulmaz da ne yapılır?

Bu kadar da değil.

Harmandar’ın açıklamalarına göre, rahmet Sıtkı Davut Koçman adına kurulan vakıf kanalıyla her yıl yaklaşık 400 öğrenciye burs, yurt dışına giden öğretim görevlilerine destek verilmektedir.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.

Her birimize düşen görev, aziz hatırası önünde saygıyla eğilmektir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.