VATANDAŞIN KAFASINA TAKILAN BAZI SORULAR

Bu haber 18 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 882 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Ramazan dolayısı ile bazılarının, diğer vatandaşlarımızın dini ibadetlerine hoşgörü ile bakamadığını, üstelik de onları geri kafalı veya orta çağı yaşayanlar olarak gördüğü seziliyor.
Bu durumda olanların hemen hemen cümlesi Atatürkçü olduklarını iddia edenler. Oysa Atanın
Din hakkındaki görüşlerini büyük titizlikle hazırlayan Din Eğitim Daire başkanı Sayın Şükrü Öztürk’ün Diyanet Dergisinde çıkan uzun makalesinden bölümleri veriyorum.
Din, Kur an eğitimi, dinsiz bir milletin var olamayacağını önemli delillerle anlatan bu yazının en mühim özelliği ise (Bazı Atatürkçü! Geçinenlere ibret ) Atatürk ün İlk – orta – yüksek okullar ve Din konusunda söylediği önemle vecizelerdir. Şimdi söz Atatürk ün;
Bir Milleti Millet yapan değerler vardır. O milletin geleceğini güven altına alabilmesi bu değerlere verdiği önemi ve bu değerlerin gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarılmasına bağlıdır. Söz konusu değerlerin en önemlilerinden birisi de hiç şüphesiz ki Din gerçeğidir. Tarih ve Sosyal bilimler bu gerçeği ispatlamıştır.
Din, bir fert ve toplum gerçeği olarak ortaya çıkınca, ister örgün eğitimde olsun, isterse yaygın eğitimde olsun, din eğitim ve öğretimi önem kazanmaktadır. Fert ve toplumun problemlerine akılcı çözümler getirmek gerekir. Gelişmiş ve sosyal Devlet olmanın gereği de budur. Eğer devlet bu problemlere çareler bulmaz, fert ve toplumun dilden kaynaklanan ihtiyaçlarını karşılamazsa, fert, dolayısıyla toplum bu ihtiyaçlarını illegal yollardan karşılama
Çarelerini arar ve bulur. Biz istesek de, istemesek de bu böyle olur. Nitekim yakın tarihimizde ve günümüzde bu tespitimizi haklı çıkaran gelişmeleri görüyoruz.
Laik Devlet, dinlere karşı tarafsızdır. Ancak, bu tarafsızlık dine karşı olmak ve ilgisiz kalmak anlamına gelmemelidir.
CUMHURİYET İMİZİN KURUCUSU ATATÜRK;
A) Dinin toplum için ne kadar önemli olduğunu; Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.
B) Milletimizin dindar olması ve dini asliyesine uygun olarak öğrenmesi gerektiğini,
“Türk milleti daha dindar olmalıdır demek istiyorum.”
C) Dinin nereden nasıl öğrenileceğini. “Elbette her fert dinini, diyanetini öğrenecek bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. (okul)
D)Milletimizin özelliklerini belirtmek ve din duygusu insanların gönüllerinden; Yasaklama, dayatma, baskı altına alma ve zorlama ile sökülüp atılamayacağını; Milletimiz,
DİN ve DİL gibi kuvvetli iki büyük fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin
Kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.” Sözleri ile ifade etmiştir. Atatürk, dine karşı olan rejimlere de şiddetle yasak getirmiştir. Bu cümleden olarak, Komünizm bir afettir her görüldüğü yerde ezilmelidir. Demiştir. Ancak, bugün komünist ülkeler dahi dinlere himaye etmektedirler. Mesela; Rusya yüzlerce cami inşa etmektedir. Bizden yüzlerce din adamı Müslümanlara hizmet etmektedirler. Yüz sene gibi uzun zamanda Dinini unutmayan Türkler
Ayni yerde yaşamlarını Müslüman olarak devam ettirmektedirler.
BUNLARI NEYE YAZMAK İHTİYACI DUYDUM
Mübarek Ramazan günlerindeyiz. Benim milletimin bir kısmı, İslami hayatını yaşayamıyor. Oysa, babası, dedesi camilerin müdavimi idiler. Eğitimde büyük yanlışlıklar yaparak, çocuklarımızın aile bağlarını zayıflattık. Gusül abdestini bile bilmeden evlenenleri duyuyoruz. Bizim inancımıza göre, aptessiz emdirilen bir çocuk her şeyi küçükten inkar edebiliyor. Bizim dini kitaplarda pek çok olmuş vakalardan bahseder. Bunlardan biri var ki her ailenin başına bu günde gelebilir. Olay şöyle; Zamanın dürüst bir ailenin çocuğu, sırtında yağ tuluğu ile gitmekte olan hamalın sırtındaki yağ tuluğunu bir çivi ile deliyor. Tabi ki yağ akıyor tuluk boşalıyor. Çocuğun babası çekeceği zarara yanmıyor da neden bu çocuk bu kötü hareketi yaptı? Diye feryat ediyor. Meğerse anne hamile iken, komşunun nar ağacından bir narın suyunu narı delerek içmiş ama helalleşmeyi becerememiş. Kocasını da söyleyememiş.
Hemen gitmişler, nar ağacının sahibine anlatmışlar. Yani helalleşmişler. Bu defa çocuğun eline bir tığ vermişler. Git yavrum şu geçen yağ tuluğunu del demişler. Çocuk, bunu siz mi bana söylüyorsunuz? Günah değil mi diye cevap veriyor. Bu olayı yaşayanların kimliği ve tarihi bende mevcuttur. Atatürkçü yüz diyenlere inşallah birazcık olsun ibret olur diye yazıyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.