VATANDAŞA SAHİP ÇIKMANIN ÖLÇÜSÜ

Bu haber 03 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 676 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Özellikle son yıllarda gündemden düşmeyen, yeri geldiğinde dillendirilen bir önemli konu var.
Türkiye vatandaşına sahip çıkıyor mu?
Hangi alanda olursa olsun müşkül durumda kalmanın ötesinde çaresizlikten kıvranan halkın yanında mı?
Yanı sıra yardımlaşma duygusu en yüksek halk kitleleri arasında bulunan vatandaşımızın, imrenilen yaklaşımları hala devam ediyor mu?
Ne yazık ki bu sorulara karşılık verirken iyimser olamıyoruz.
Hem devlet, hem de vatandaş bağlamında.
Dolayısıyla önemli beklentiler içerisinde olunmasına karşın,  devletin yaklaşımları noktasında halkın mutlu olduğunu söylemek olası değil.
İster anlayışın değişmiş olduğuna, isterse şartların zorunlu kılmasına bağlansın, şu aşamadaki tablo bu.
Devletin vatandaşına olan yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği görüşü, itiraz edilse de gerçek.
Aksi olsaydı şu aşamada kişi, kurum ve kuruluşlar bazında bu denli şikayetler olmazdı.
Her kim olursa olsun bir şekilde şikayet ettiğine göre, devlet, dolayısıyla ülke yönetiminde bulunan hükümet, gereğini yerine getirmekten oldukça uzak demektir.
***
Vatandaşımızın yaklaşımlarına gelince.
Şu sıra, o güzelim hasletlerin yerli yerinde olduğunu söylemekten oldukça uzağız.
Oysa, dünya ülkeleri arasında karşılıklı yardımlaşma anlamında Türk insanının yadsınmaz bir ünü vardı.
Hep şu söylenirdi.
Türk insanı misafirperverdir, iyilikseverdir.
Yardımlaşma duygusu en yüksek ulusun fertleri Türklerdir.
Sadece kendi halkımız değil, bizatihi başkaları da aynı kanaatte olunca, gerçekten mutlu olmuşuzdur.
Bizi başkalarından ayıran bir özelliğimiz, hem kul indinde hem de yüce yaratan katında en makbul olandır diyerek, gururlanmışızdır.
Tarihin nice dönemlerinde bu hep böyle olmuştur.
Ne yazık ki günümüzde, sahip olunan o güzelim değerler, bir bir kaybolmakta.
Hal böyle olunca üzülmemek, hatta kahrolmamak elde değil.
Başkaların yanında gıpta edilen ülkenin fertleri iken bu duruma düşmek, elbette ki düşündürücüdür.
Şimdi, zaman zaman kaleme aldığım bu konuyu neden mi gündeme getirdim!
Gazeteniz Hamle’nin manşetinde yer alan bir haber üzerine, ister istemez ülkemiz ile başkalarını mukayese etmek istedim.
Haberin başlığı aynen şöyle.
Fransız Turiste Hava Ambulansı.
Muğla’nın Datça ilçesinde tatilini geçiren Fransız turist Heivere Kerinec, sol bacağındaki aort atardamarında yırtılma baş gösterince, Muğla Devlet Hastanesinden hava ambulansla İzmir Yeşilköy Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkedildi.
Aslında Muğla’da karşılaştığımız bu olay ilk değildi.
Geçmiş yıllarda da benzer rahatsızlık geçiren yabancı turistler için ait olduğu ülke, benzer yardıma koşmuştu.
İşte bunun üzerine kendi ülkemi düşündüm.
Acaba bizim vatandaşımız aynı rahatsızlıkla karşı karşıya kalsa, devletin imkanları seferber edilir mi?
Tam olarak edilmez demiyorum ama aynı yaklaşım içerisinde olacağımızı söylemek…
Hele sade bir vatandaşımız için!..
***
Peki nedendi?
Neden devletimiz ve de vatandaşımız, bir zamanlar sahip olduğu o yüce değerleri bir bir yitiriyor?
Sanırım bunun cevabı açık.
Bir kere son yıllarda karşı karşıya kaldığımız ekonomik sıkıntılar, bu tür yardımlaşmayı engelleyen en önemli unsur.
Hükümetler bakıp gördü ekonomik göstergeler istenen rakamlar içermiyor.
Vatandaşına el uzatmada maalesef uzak kalıyor.
Devlet bu durumda olunca elbette vatandaş farklı olmazdı.
Demek ki karşılıklı sahip çıkmanın ölçüsü şartlara endeksli.
Yine de şartları yaratan hükümetler olduğuna göre, sahip olduğumuz değerlerin kaybolması noktasında asıl sorgulanması gereken, geçmişten günümüze görev üstlenen hükümetlerdir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.