VATANA VE ATATÜRK’E İHANET EDİYORLAR

Bu haber 04 Şubat 2010 - 0:00 'de eklendi ve 749 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Atatürk’ün, 125. doğum yılı dolayısiyle konuşan Profösör Ethem Nuri Fığlalı; konu hakkında şunları söyledi; Atatürk, dindar bir anne ve babanın oğludur. Atatürk’ün, dini hiçe saydığını ileri süren bir kısım insan olduğu gibi, dinsiz olduğunu ileri süren bir topluluk var.
Atatürk’ün din konusundaki görüşlerini anlayabilmek için, sürekli onun hayatını ve görüşlerini okumak gerekir. Atatürk; Kuran-ı Kerim’in tefsirini yapabilecek kadar Arapça bilgisine sahiptir. Bunu bıraktığı notlarından anlıyoruz.
Erzurum Kongresi’nin sonunda yaptığı konuşma, onun ne kadar dinine bağlı olduğunu gösterir. Atatürk’ün din aleyhine ve dine karşı olduğunu gösteren bir tek söz bulamazsınız.
Aksine, dini konularda büyük çaba göstermiştir, dedi.
HUTBE OKUYAN İLK VE TEK CUMHUR BAŞKANIDIR
Atatürk’ün din ve Allah tasavvufunu en güzel anlatan konuşmalarından birisi de 7 Şubat 1923’de Balıkesir Zağnos Paşa Camiinde yapmış olduğu hutbesidir. Bu hutbede Atatürk;
Ey millet; Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz, Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara hakayık-ı diniyyeyi tebliğe memur resul olmuştur. Kanun-u Esasisi, cümlemizce malumdur ki, Kuran-ı azümişşan daki nusustur. İnsanlara feyz vermiş olan dinimiz, son dindir. Ekmel dindir. Çünkü, dinimiz akla, mantığa, hakikata tamamen tevafuk ve tetabuk ediyor. Eğer akla, mantığa, hakikate tevafuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavanin-i tabiiye- ilahiye beyninde tezat olması icap ederdi. Çünkü bilcümle kavanin-i kenviyyenin menbaı Cenabı Hak tır.
Arkadaşlar; Cenab-ı Peygamber mesaisinde iki dara, iki haneye malik bulunuyordu. Biri kendi ikamet ettiği hanesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu Allah’ın evi idi. Kendi hususi işlerini kendi evinde görür, ammenin, ümmetin hizmetini de Allah-ın evi olan cami-i şerifte ru yet eylerdi. Biz de Hazreti Peygamber’in usülüne iktida ederek, milletimize taalluk eden husus için şu Beytullah’ta toplandık. Şimdi Hazreti Allah’ın huzurundayız. Bunu bana müyesser eden Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarına arz-ı şükran ederim. Çok memnunum ve bu vesile ile büyük bir savaba nail olacağımı ümit ediyorum.
Efendiler; Camiler biri birimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalmak için yapılmamıştır. Her şeyden evvel itaat ve inkiyat-ı tamme ile ibadet, din ve dünya için neler yapılması lazım geldiğini düşünmek için yapılmıştır. Millet işlerinde her fert başlı başına bir hizmet ifa etmelidir. İşte bizde burada din ve dünya için istiklal ve istikbalimiz için, bilhassa hakimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncelerini almak istiyorum. Amal-i milliye (milli emeller) irade-i milliye (milli irade) yalnız bir şahsın düşüncesinden değil, bil umum efrad-ı milletin arzularının, emellerinin muhassalasından ibarettir. Binaenaleyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.
Atatürk’ün dinin asli unsurlarından (inanç, ahlak ve ibadet) olan ibadetle ilgili düşünceleri dinin belirlediği ve Hz. Peygamber’in uygulamasıyla aktüelleştirdiği formel biçimiyle, yaratan- yaratılan…Allah-insan arasındaki samimi irtibatı temsil eden ibadet felsefesiyle ahenkli bir uyum içindedir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.