Vatan lafla değil…

Bu haber 14 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.024 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Bir şarkı var, mutlaka da duymuşsunuzdur.
Volkan Konak söylüyor; bu vatan bizim; bu memleket bizim; ile giden sözler…
İşitince insanın tüylerini ürpertiyor ve derin duygu yoğunluğu yaratıyor. Sanırım ülkesini seven herkeste de bu his oluyordur ve olmalı diye düşünüyorum…
Günlük yaşamda materyalleri okurken, vatanını seven, insanların fikirleriyle karşılaşıp düşünceleriyle tanışabiliyorsunuz.
Bende kişilerle yapılmış röportaj yazılarını okumayı çok seviyorum. Bireyler uzaklarda olsalar da, tanımasanız da, fikirleri, düşünceleri ve yazdıkları yazılarda  onları anlama fırsatı doğmaktadır…
Söylemleri ve düşünceleri de bizleri etkilemekte, pozitif değişimciliğe ve gelişimciliğe katkıları da olabilmektedir; kendilerine karşı, uzaklardan hayranlık duygusu yaratabilmektedir.
Kişilerle yapılmış röportajları okumanın son derece keyifli olduğunu düşünüyorum. Bazen  kendimize örnek alabileceğim bir sürü güzel etkilenimler ortaya çıkabilmekte…
Nasuh Mahruki’nin okuduğum röportajlarında vatan sevgisi için söylediği ‘vatan lafla değil eylemle sevilir’ söylemi her bireyimize sorumluluk yüklemektedir.
Bu söylemden kendimize pay çıkarıp, ülkesi ve milleti için özveri gösteren, yüce değerleri olan bir millet yaratalım; kararlı ve cesur bir duruşu olan; geçmişe saygılı, geleceğe ise inançlı ve güvenli; geçmiş ve geleceğin arasındaki bağı anlayan, sahip çıkan, sorumluluk hisseden, koruyan ve yücelten olabilmek… Gerçek millet sevgisi, budur bence….
Volkan Konak, “.. bu vatan bizim; bu memleket bizim” derken, ben de bu dünya bizim demek istemiştim. Bu kavramı pekiştiren bir gerçek var ki oda bu dünya bizim söylemini anlamlaştırıyor…
Bu da insanlığın bindiği dalı kesmesi sonucu ekosistemin alarm vermesi ve canlı yaşamının tehdit içinde kalmasıdır…
Son yıllarda en fazla duyduğumuz ve bizleri endişeye sürükleyen bir kavram var ki; bu da küresel ısınma ve sera gazı etkisidir…
Gerçekten bu konuya duyarlılık yaratmak ve dikkat çekmek gerekiyor.
Bizlerin sorunu değil yaklaşımı sergilemek, dünya sorunlarını görmezden gelme yaklaşımıdır.
Çok geç kalmadan da dünyanın sorunlarını tüm insanlık görmelidir…
Biz insanoğlu biraz canavar ruhluyuz. Duyarsızlığımız, ruhumuzu da sürekli besliyor. Egomuz şiştikçe de dünya kaynaklarına, canlı yaşamına saygımız azalmakta gibi geliyor; diye düşünüyorum.
Son günlerde de ilimiz de 2. termik santralin açılması konusundaki tartışmalar ve aktiviteler yerel basında izlediğimiz olgular.
Bu çağda, bu teknolojik imkanlar da, enerji üretimi için insanlığa ve ekosisteme zarar veren fosil yakıt sisteminin  kurulacak olmasına anlam ve mana vermede sıkıntı çekiliyor insan…
Tamam! Enerji gerekli ve enerjisiz üretim olmaz .. ama çevreye ve insan sağlığına verdiğimiz zararlar ne olacak?
Şartlı refleks oluşturulmuş gibi, kirletici fosil yakıtı mı? Tüm yetkililere sormak lazım… Şart mı?..
İnsanın  çevredeki doğal kaynakları değerlendirmesi olağan bir süreçtir, ancak kaynakların düzensiz ve kötü kullanımı endüstriyelleşme adına çevreye önem verilmemesi sonucu doğa kendisini yenileyemez ve dengesini koruyamaz hale geldi. Artık ekosistem sürekli alarm vermekte. İnsanların sadece kendilerini ve bugünü düşünmeleri sonucu gelecek nesillere yeterli kaynak ve temiz bir çevre kalmayacaktır.
Dünyadaki varlıkların  güvence altına alınması ve gelecek nesillere  bu mirası bırakabilmemiz için, çevrenin geniş kapsamlı olarak koruma altına alınması şarttır… Bilmeliyiz ki dünya varlıkları sonsuz değildir… Kaynakları katlederek sürdürülen dünya yaşamının, dünyanın sonu olacağını çok geç olmadan algılamalıyız.. Bu nedenlerden dolayı, doğayı korumak ve doğal kaynakların kullanımını denetim altında  tutmak bizlerin temel görevidir.
Sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi ancak sağlıklı bir çevre ile mümkündür.
Çevrenin korunması, geliştirilmesi ve  iyileştirilmesi ile ilgili çabalar, insanlığın daha sağlıklı güvenli ve nitelikli, kesintisiz yaşam sürmesini sağlamayı amaçlamaktadır…
Sonuç olarak,  daha sağlıklı bir çevre ve sürdürülebilir bir yaşam için, bireyleri, kamu ve özel kurumları, sivil toplum kuruluşlarını, okulları, ulusal ve yerel basını, eğitim kurumlarını, gençleri, çocuklarımızı, yaşlıları ve tüm çevre bilinci gelişmiş erdemlileri aktif olmaya ve çevre bilinci oluşturmada  etkin olmaya davet edebiliriz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.