Valilik Akbük Sözleşmesini iptal etmeli…

Bu haber 11 Nisan 2019 - 1:27 'de eklendi ve 2.167 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Gökova Körfezi‘nin en güzel koylarından ve en ünlüsü Akbük Koyu‘nda infiale neden olan endemik ağaç kıyımının yankıları devam ederken, bir ağaç kıyımı haberi de Bodrum‘dan geldi. Bodrum Kalesi restorasyon çalışmaları sırasında gece saatlerinde 4 ağaç kesilerek taşınmış…

Neden gece? Gündüzler torbaya mı girdi?

Güya o ağaçların kesimlerine izin de verilmiş. Hem de “Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü”nden galiba… İzin de verilmiş, o zaman niye gece? Bodrumlular görürse diye korkulmayacağına göre, utandılar mı acaba? Ayrıca resmi bir izin ‘yasaldır’ da, ama ‘meşru’ mudur?

Olay Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras‘ın twitter mesajı ile mi ortaya çıkmış ne… Sanırım birileride dronla kaçak kesim çekimi yapmışlar. Doğruysa yakında paylaşımı da başlar.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras‘ın o twitter mesajı ise şöyle:

Müze ve Röleve Müdürlüğü’nün bilgisi dahilinde, Kale restorasyon projesi kapsamında dört ağaç kesildiğini üzüntüyle öğrendim. Belediye olarak ağaç kesimine karşı olduğumuz ilgili birimlere iletilmiştir.

Sözün bittiği yerlerdeyiz, memleketin çivisi çıktı…

xx           xx           xx

Akbük‘te ağaç katliamının ortaya çıktığı günün gecesi Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün paylaştığı face mesajında “Muğlamızı ranta, talana ve betona asla teslim etmeyeceğiz.” derken, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş de mesajında “Katliamın sorumluların biran önce bulunması ve gerekli cezai işlemlerin yapılması için Menteşe Belediyesi olarak bizlerde takipçisi olacağız.” ifadesinde bulunmuştu.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras bir adım önde. O Kale‘deki katliamla ilgili “Belediye olarak ağaç kesimine karşı olduğumuz ilgili birimlere iletilmiştir.” demiş.

Kesilmişler ama… (!)

Neyse, Kale nihayet Mayıs ayında yeniden ziyarete açılacakmış galiba… Gider bakar, görürüz, nerede kesmişler… İnşallah Roma Batığı‘nın bulunduğu şapelin önünde, anforaların sergilendiği yerdeki ağaçları kesmemişlerdir.

Akbük’te kesilen ağaçların altında gölgelenen insanlar, Kale’deki ağaçların altında soluklanırlardı… Gidip göreceğiz, bakalım Kale’den çıkarken dua mı beddua mı yaparız gari…

xx           xx           xx

Dünkü yazımı Menteşe Kaymakamı Caner Yıldız tuhaf açıklaması ile Jandarmadan yapılan tuhaf açıklama ile ilgili şaşkınlığımı ifade ederken şöyle noktalamıştım:

Şaşkınlık içindeyim… Belki basın açıklaması metni özensiz hazırlanmış, kaymakam beyin de sözü maksadını aşmıştır. Bilemeyiz. Ancak Savcılıkta ve Mahkeme’de şüphelilere gerekli, doğru sorular sorulmuştur inancı içindeyiz. Ben noktayı koyduğumda mahkeme devam ediyordu. Biz de yarın devam ederiz.

Devam edelim…

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın yürüttüğü soruşturma sonunda, ağaçların kesilmesiyle ilgili gözaltına alınan, bölgede kamp alanı işletmecisi olduğu söylenen S.T. ve eşi N.T. ile yanlarında çalıştığı belirtilen M.T., önceki gün Savcılıkça nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Şüphelilerden karı-koca olanların bölgede işşletmeci olmaları, akıllara jandarmanın basın açıklamasında yer alan 3. maddeyi getirdi. Orada “Şu ana kadar yapılan çalışmalar sonucunda; söz konusu eylemi yapan şahısların, kesim yapılan yerin yakın çevresinde herhangi bir işletmelerinin bulunmadığı, ağaç kesilen bölgede turizm maksatlı ticari faaliyet göstermek maksadıyla açılmadığı, söz konusu bölgeyi kullanan şahısları zan altında bırakmak maksadıyla yapıldığı anlaşılmıştır.” diye yazılıydı…

xx           xx           xx

Muğla İl Jandarma Komutanlığı Çevre Timi tarafından özel bir ekip ile Yerkesik Karakol ekibi ve Olay Yeri İnceleme ekiplerinin çalışmasında, işletmeleri ve araçlarında yapılan aramada suçta kullanıldığı değerlendirilen 2 adet kesim motoru, 1 adet üzerinde talaş parçaları bulunan yelek, 1 adet balta ve 1 adet orak bulunduğu belirtilen şüpheliler S.T. ve eşi N.T. ile yanlarında çalışan M.T.‘nin Savcılıkta olduğu gibi, Nöbetçi Mahkeme‘de de suçlamaları reddettikleri öğrenildi.

Ancak şüpheliler, önceki gün Nöbetçi Mahkeme tarafından 2863 Sayılı Yasanın 65. Maddesi gereğince tutuklandılar.

Tabi soruşturma devam ediyor.

Soruşturma sonunda şüpheliler suçsuz görülüp bırakılabilecekleri gibi, haklarında dava açılıp tutuklu veya tutuksuz yargılanabilirler.

Ben adalete güveniyorum. Hepimiz güvenmek zorundayız. İnanıyorum ki kimsenin yaptığı yanına kalmayacaktır. Kalmamalı da…

O ağaçları katledenler eğer bu üç şüpheli ise bunlar, değillerse de her kim veya kimlerse bulunup yargılanacaklar ve hak ettikleri cezaya çarptırılacaklardır.

xx           xx           xx

Şüphelilerin açık adlarını bazı arkadaşlarımız yazdılar, ama biz yazmadık. Sanık olmaları halinde yazarız. Eğer sanık olurlarsa, ilk iş hemen Valilik oradaki Akbük Koruma Derneği ile olan kira  sözleşmelerini iptal etmelidir.

Böyle koruma mı olur?

Valilik gerçekten oradan gelen kira gelirine ihtiyacı varsa, MUÇEV eliyle veya Muğla’ya Hizmet Vakfı eliyle Akbük Koyu’nu kendisi işletmelidir. Bunun için personelleri yoksa, koyu Menteşe Belediyesi işletmesine bırakmalıdır…

Umarız o tutuklu şüpheliler, aranan suçlulardır… Değillerse de bırakılırlar, gerçek suçlular bulunur… Bir şekilde bulunurlar ve yargılanırlar. Kaçış yok… Belki de suçlular bulunmuştur…

Hele bir soruşturma sonuçlansın…

xx           xx           xx

Gelin bir de şu kıyılarımız ve hazine alanları ile ilgili söylenenlere kulak verin. Kulak verelim…

Şurada Muğla Valiliği‘nin ve Büyükşehir Belediyesi‘nin burnunun dibindeki Akbük‘ten, Turnalı‘dan, Çınar‘dan, Akyaka Azmaklarından, Akçapınar‘dan pis kokular geliyor.

Bu konuda faceden en son iki gün önce Akyaka ile ilgili paylaşım yaptım. Kadir Tamer arkadaşımda haber yapacaktı. Gazetemizin bugünkü sayısında yapmış da olabilir…

Paylaşımımı Azmak’ta yapılan dolgu ve dolgunun üzerine kondurulan “gündüz kondu” fotoğrafları ve “Muğla ne ara bu kadar sahipsiz oldu?” başlığı ile yaptım.

Sahi ne ara böyle oldu, ne ara böyle olduk?

Bir zamanlar en ciddi “çevre hareketlerininMuğla‘da olduğuyla övünürdük… Hani neredeler?

Paylaşımımda “Akyaka azmaklarına kim sahip çıkacak?”, “O çirkin yapıyı kim kaldıracak? kim azmağı eski haline getirecek?…” diye sordum… Kim, kimler?

Kime mi soruyorum?

Muğla Valiliğine, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına? 

xx           xx           xx

Bu konuda kendi sayfasından mesajlar verdiği gibi, başkalarının sayfalarına da mesajlar bırakan Harita Mühendisi Özden Ahmet Akgüç aylardır kıyılarımız için feryat ediyor. Önceki gece yaptığım paylaşımın altında da şu ifadelerde bulundu:

İmar Barışı, 31.12.2017 tarihinden önce yapılan kaçak yapıları kapsıyor. Ancak kaçak yapılar ve fotoğrafta görüldüğü gibi yapıların halen SİT bölgelerine konmaya devam ediyor. Bu eylemlere kimse ses çıkarmıyor. İmar barışı çok kötü kullanılmaya devam ediyor. Uydu fotoğraflarından kaçak yapıların hangi tarihte yapıldığını belirlemek mümkün. Uydu fotoğraflarını kim hangi kurum kullanıyor? Eğer bir suçlu var ise, teknolojinin bu kadar ilerlediği günümüzde, bu teknolojiyi kullanmayanlar suçludur.

Acaba diyorum, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı başkanlığında, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ve Muğla Büyükşehir ile Milas, Menteşe, Ula, Marmaris, Datça, Köyceğiz, Fethiye Belediyeleri İmar Müdürlükleri‘nden birer temsilci ile bir “komisyon” oluşturulup, şu imar affından yararlananlar ve yapı kayıt belgesi alanlar bir mercek altına alınsalar nasıl olur?

Böyle bir komisyonun kurulacağı duyurulsa, çok sayıda kişi imar affı girişimini geri çeke!

Nolur “siyaset yapmadanMuğla‘nın, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım…

Burada kesilen ağaçların köklerini köklemeyip koruma altına alan yetkililere teşekkür ediyorum…

—————————–                                                               ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Gazeteciler Süleyman Demirel’e seçim günü “Sandıktan ne çıkar?” diye sormuşlar. “Ne girerse, o çıkar.” demiş. (Alıntı)

ÇİVİ

Arkadaşım “Seçim sandığından tavşan çıkarmaya kalkan acemi sihirbaz tavşanı öldürmüş” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

————————————————————————————————————————–

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Emre Çakır 11 Nisan 2019 / 15:54

Tam sayısını ve tarihini hatırlamamakla beraber (evraklar ofisimde) Çevre ve Şehirçilik Bakanlığı’nın bir yazısı var. Bu yazıda kısaca; kentsel sit alanlarında ve kültür varlığı olarak tescillenmiş parsellerde, yapı kayıt belgesinin hiç bir hükmü olmadığı yazıyor. İmar Kanunu ve Koruma Kanunu farklı kanunlar ve imar barışı 2863 nolu Koruma Kanunu’nu kapsamıyor(muş). Anıtlar Kurulu, Belediyeler ve bu konuda iş yapan bizler bu görüş yazısıyla aydınlanmış olduk. “Belediye İmar Müdürlükleri’nden temsilcilerin bulunduğu komisyon kurulması” gibi çok mantıklı bir düşünce ortaya atmışsınız. Ama bahsettiğiniz kurumların kaçında bu konuda kendini geliştirmiş, araştırıp öğrenmiş personel mevcut? Bir kaç ay önce bir ilçe belediyesine tescilli parselde hazırladığımız rölöve-restorasyon projesini Anıtlar Müdürlüğü havale etmesi için verdiğimizde: ” biz o parselden yol geçireceğiz, mevcut yapıyı yıkacağız bu sebepten talebiniz uygun görülmemiştir.” diye cevap geldi. Yazıda belediye mimarının, fen işleri müdürünün ve belediye başkanının imzası var. Bu yazı imar kanununa ve koruma kanununa aykırı, kanuna muhalefet. Ne yazıyı yazanın ne onaylayanın bilmediğini bir kenara bırakıyorum araştırrıp öğrenmeye bile tenezzül etmiyorlar. “Sonra bu tür insanlardan oluşan komisyon kuralım.” Bu komisyonun kararlarınıda denetleyecek komisyonda kurmak lazım.