Vali Şahin’i yazacaktım ama…

Bu haber 01 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 641 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla’nın yeni Valisi Fatih Şahin önceki gün “işbaşı” yaptı. Sayın Vali’nin ayağının tozu ile yaptığı açıklamaları değerlendirecektim bu gün… Ama İsrail’in insanlık dışı saldırısı ile İskenderun’da Mehmetçiklerimize yönelik hain saldırı öne çıktı…
Ayrıca Vali bey hızlı çıktı. Bu sabah Karabağlar Yaylası’nda basınla birlikte olacak. Gerek geldikleri günkü ve gerekse bu sabah yapacakları açıklamaları yarın değerlendiririz.
 
xx      xx      xx
İnsanlık vicdanı, Yahudilerin bir “yurt” sahibi olmalarını onayladı ve 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti resmen kuruldu.
Aradan 62 yıl geçti. İnsanlık vicdanı Filistinliler için parmağını kıpırdatmadı. Filistin’in kendi topraklarında “devlet” olmasına izin verilmediği gibi, Filistin halkı İsrail Yahudilerinin “insafına” terk edildi.
Filistin halkı 62 yıldır, öldürülüyor, hapsediliyor, aç bırakılıyor…
İnsanlık vicdanı 62 yıl sonra uyandı ve Filistin’e gemiler dolusu yardım gönderdi.
Ama…
 
xx      xx      xx
Türkiye, Yunanistan ve Amerika bayrakları taşıyan “insani yardım gemileri” içinde 20’nini üzerinde ülkenin vatandaşları, din adamları olduğu halde uluslar arası sularda “Ortadoğu’nun alikıran baş keseni” İsrail’in saldırısına uğradı.
İnsanlık şokta…
İsrail’in saldırısı uluslar arası hukuka göre, açıkça savaş halidir.
Herkes bu “vahşet”, “cinayet”, “haydutluk”, “terör” karşısında Amerika’nın ve Yunanistan’ın ne yapacağını merak ediyor olmalı…
Türkiye ne yapacak?
Türkiye, İsrail’e savaş mı açacak?
 
xx      xx      xx
Bu yazı yazılırken, Mynet’in düzenlediği ankette, İsrail’e savaş açılmasını isteyenlerin oranı yüzde 80’e ulaşmıştı ama, umarım ve dilerim bir “savaş ortamına” girilmez.
Ben asıl “insanlık vicdanının” ne yapacağını merak ediyorum…
62 yıldır Hitler Almanya’sında maruz kaldıklarını unutup, “insanlığa” rest çekerek, Filistin halkına yaptırımlar uygulayan İsrail’e yaptırım uygulanacak mı uygulanmayacak mı?
İnsanlık vicdanı çok önemli bir sınavla karşı karşıya…
 
xx      xx      xx
Türkiye sadece İsrail’in açık sularında, İsrail’e karşı değil, İskenderun’da da sınavla karşı karşıya…
Bu anlamda önceki gün Muğla Barosu’ndan Türkiye’ye dikkat çekici mesajlar verildi. Bu mesajlar için “Muğla’nın görüşü” demek ne kadar mümkün olabilir bilemiyorum ama Baro Başkanı Av. Mustafa İlker Gürkan, açıklamalarında ortaya koydukları mesajın temelinde “Muğla’nın genel görüşünün bu yönde olduğu izlenimlerinin bulunduğunu” da vurguladı.
 
xx      xx      xx
İsrail’in Gazze’ye yardım malzemeleri götüren gemi konvoyuna saldırısına tepkiler sürerken, Muğla Barosu tarafından yapılan açıklamada, İsrail’e uluslar arası müdahale yapılması istendi. Muğla Barosu Başkanı Av. Mustafa İlker Gürkan, “İsrail temsilcileri hangi düzeyde olursa olsun Türkiye den kovulmalı olmazsa zorla sınır dışı edilmelidir.” dedi. Gürkan şöyle devam etti:
“İsrail ile Türkiye ilişkileri kesilmelidir. İsrail temsilcileri hangi düzeyde olursa olsun Türkiye den kovulmalı olmazsa zorla sınır dışı edilmelidir. Türkiye’nin Cumhuriyet Savcılarına suç duyurusunda bulunuyoruz. Türkiye sınırları dışında T.C. vatandaşlarını öldürmekten TCK’na göre açıkça sorumlu olan İsrail hükümet üyeleri,  Askeri yetkilileri ve bu operasyonda sorumlu olan erler dahil bütün failler hakkında soruşturma açıp uluslar arası yakalama emri çıkarılmasını temin etmelidirler. Siyonizme lanet olsun.”
 
xx      xx      xx
Barosu Başkanı Av. Gürkan’ın İsrail terörizmi ile ilgili yaptığı açıklama kadar PKK terörünün İskenderun saldırısı ile ilgili açıklaması da dikkat çekici ve düşündürücü…
31 Mayıs’tan sonra Türkiye de şiddeti tırmandıracağını açıklamış olan PKK’nın kararının İskenderun’da fiiliyata geçirilmiş olduğunu belirten Baro Başkanı Gürkan, mesajında “Bu ‘kararın’ getireceği hukuksal sonuçları göstermek ve herkesi uyarmak istiyoruz.” diyerek şöyle devam etti:
“Halkla yakın ilişkisi olan avukat arkadaşlarımızca, Muğla halkının ‘seferberlik ya da sıkıyönetim ilan edilmesi’ isteğini dillendirdikleri aktarılmaktadır. Bilindiği gibi seferberlik ve sıkıyönetim hiç istenmeyen ancak koşulları oluştuğunda da uygulanan-uygulanması zorunlu olağandışı hukuk rejimleridir. Olağandışıdırlar. Temel hak ve özgürlüklere önemli sınırlamalar getirirler. İstenmezler. Ancak hukuk rejimleridirler. Şimdi bu noktaya doğru sürükleniyoruz. Özellikle başta ülkemizdeki barış yanlıları ve Kürt aydınları olmak üzere herkes ve barışçı dünya kamuoyunun aktif aktörleri bu güne kadar olduğundan çok daha fazla etkin biçimde PKK terörünün son bulması için çaba göstermelidirler. Eğer bu cinayeti kınamazlarsa, eğer bu ‘karara’ karşı tavır almazlarsa, hala ‘bunun sebebi operasyonların durmamasıdır’ diye şiddete mazeret/meşruiyet tanırlarsa bu topluma en büyük kötülüğü yaparlar.”
 
xx      xx      xx
Evet, siyaset yapmanın sırası değil… AKP Hükümeti değil, hem “insanlık vicdanı” hem de biz Türkiye’de yaşayanlar büyük bir sınavla karşı karşıyayız.
Söyleyecek söz bulamıyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” veciz sözüne sığınıyorum…
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.