VAHŞET

Bu haber 03 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 779 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dünyada konuşlanan tüm Müslümanlar için önem arzeden zaman birimi şüphesiz Kurban Bayramını içine alan günlerdir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye Hicret’in 2.yılından bu yana kutlanan bayramın en büyük özelliği, inananların kurban kesmesidir.
Bu görevin yerine getirilmesinde asıl olan Allah’a olan teslimiyet.
Ne var ki olayın özünde, Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban edeceği vaadi vardır.
Rivayet odur ki, Hz. İbrahim sözünü tutup oğlunu kurban edeceği sırada, gökten bir koç indirilir.
Bunun anlamı, Allah’a verilen sözün yerine getirilmesinin tescilidir.
İşte o gün bugün inananlar tarafından kesime uygun hayvanlar kurban edilmektedir.
***
Buraya kadar beis yok.
İmkanları elveren her Müslüman için farz kılınan bir görev, bu şekilde ifa edilmektedir.
Ancak…
Asıl vurgulamak istediğim son yıllarda İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropol kentlerimiz başta olmak üzere daha nice yerleşim merkezlerinde, kurban kesiminin yerine getirilmesinde izlenen yol.
Her kurban bayramında olsa da bu bayramda da gördük ki, bir vahşet işleniyor.
Yerel yönetimler tarafından nerelerde ve ne şekilde kurban kesileceği açık açık belirtilmesine karşın, yöre halkının belirli bir kısmı ne yapıyor?
Gelişigüzel yerlerde ve de iptidai şartlarda hayvan kesilmesine neden oluyor.
İlişkin olarak kurbanlıkların usulüne uygun kesilip kesilmediği bir yana, sözüm ona eline bir bıçak alıp kendine kasap süsü verenler!
Bu yüzden değil mi, 2500 civarında acemi kasapların elini, kolunu, bacağını kesmesi?
Aksi olsaydı, insanlık suçu işlercesine, önce hayvanın arka bacaklarını kesmeye yeltenir miydi?
Hal böyle olunca, kurbanlıkların usulüne uygun kesildiği söylenebilir mi?
Bu düpedüz “acemi kasap ne satır bırakır ne de masat” değilse ne?
Evet bir kez daha altını çiziyorum.
Yapılan açıkça vahşettir.
***
Şimdi sormak istiyorum.
Dolayısıyla, halkın aydınlatılması noktasında, ilgili ve yetkililerin açıklama yapması kaçınılmazdır.
Bir önemli görev ifa edilirken, bu şekilde hayvan kesilmesi caiz midir?
Bu açıkça hayvanlara eziyet değilse nedir?
Bir din adamı, yanı sıra ulema değilim ama bildiğim, bize öğretilenlerle yapılan uygulamanın çeliştiği.
Dolayısıyla, yerine getirilmek istenen görev eksik olmanın ötesinde yanlıştır.
Bir yerde “kaş yapayım derken göz çıkarmak” la eşdeğerdir.
***
Başta din adamları olmak üzere belirli bir kesim karşı çıksa da inancım o ki, bu tür kurban kesmekle görevin yerine getirildiği inancını taşımıyorum.
Siz, ne denli niyet taşısanız.
Asıl olan niyettir deseniz de, usulüne uygun kesim yapılması sağlanmadığı için kurban faraziyesi eksik olmuştur.
Daha da öte günah işlenmiştir.
***
Şimdi denebilir ki ne yapılmalı?
Ne edilmeli de vahşet derecesine varan kurban kesimleri usulüne uygun yapılmalı?
Her halde eski köye yeni adet getirilecek değil.
Herkes ne şekilde kurban kesileceğinin bilincindedir.
Ama siz, yer yokluğu gibi bir takım şartlar öne sürerek, insanlık dışı görüntülerin müsebbibi olursanız, görevi tam yaptığınızı söyleyemezsiniz.
Bu yüzden, büyük kentler belediye yetkililerinin gösterdiği yerlerde kesim yapılması sağlanmalı.
Bayramın ilk gününde kesim yapmanın şart olmadığı açıklandığına göre 2. hatta 3.günde kesim yapılması, şimdikinden daha uygundur.
Hiç kimse size, niye bayramın 1.gününde kurban kesmedin! diyemeyeceğine göre.
Yok eğer, yine bildiğimizi okur, bu sene izlenen yol takip edilirse, bilinsin ki bunun adı kurban kesmekten öte vahşettir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.