Üzülmedik Diyemeyiz…

Bu haber 22 Ekim 2015 - 23:05 'de eklendi ve 782 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Gazeteniz Hamle, bir terzinin 61 senedir dikmeye devam ettiğini manşete taşımış.

İlk bakışta bunda ne var?

Terzilik mesleği ölmüş değil ki!

Sadece Muğla merkez ilçede dahi birçok terzi var.

Onlar işlevlerini sürdürüyor denebilir.

Doğru, doğru da.

İstisna teşkil eden durumlar hariç, terzilerden kaç tanesi yeni elbise dikiyor?

Yoksa bunlar, daha çok tamirat işiyle mi uğraşıyorlar!

Hiç tevile yönelmeden cevap verelim.

Daha çok ikinci şık geçerli.

Bu durumda, kim bir zamanların en gözde mesleklerinden terziliğin, konumunu yitirmediğini söyleyebilir?

Söyleyemezsiniz.

Her şey apaçık ortada.

Buna karşın istisnai durumlar da var.

Öyle kişiler vardır ki, konfeksiyon yerine, terzilerin diktiği elbiseleri tercih ediyor.

Kendi ölçülerine göre elbise diktiriyor.

Dedim ya bu çok istisnai bir durum.

Hal böyle olunca kabul etsekde etmesekte terzilik mesleğinin konumunu yitirdiğini gözlüyoruz.

Yine de bize özgü bazı mesleklerin tarihe karıştığı sanılmasın.

Bakırcılık, semercilik, kalaycılık, nalbantlık gibi.

Elbette geçmişteki konumları yok.

O nedenle kabul edelim ki, geçmişi yüzyıllara dayanan aynı meslekler olmak veya olmamak anlamında direniyor.

Hatta can çekişiyor dense, afaki bir yaklaşım olmaz.

***

Bir zamanlar halkın mutlak başvurduğu mesleklerden sadece terzilik değildi konumunu yitiren.

Dolayısıyla unutulmaya yüz tutan.

Belirttiğim şekilde bakırcılık.

Ne var ki bakırcılık başka illerde geçerliliğini yitirmese de Muğla’da yok denecek kadar azaldı.

Buna neden, yüzyıllar boyu kullanılan bakır kapların yerini alüminyum ve porselen mutfak malzemelerinin almasıydı.

Oysa bakır kapların yeri başkadır.

Özellikle sağlık açısından.

Zaten aradaki fiyat farkı her şeyi açıklıyor.

Bu nedenle günümüzde aynı madenden, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, turizme yönelik malzemeler yapılıyor.

Bakırdan yapılan her türlü mutfak malzemelerinin yerini alüminyum ve porselen ürünleri alınca, bir başka meslek dalı da önemini yitiriyor.

Kalaycılık.

Zaten bakırcılık ve kalaycılık birbirini tamamlayan işlerdi.

Buna karşın bugün çok farklı konuma büründüler.

***

Birbirini tamamlayan bir başka meslek grubu semercilik ve nalbantcılık.

Bunlar da tıpkı bakırcılık ve kalaycılık gibi olmak veya olmamak sınırına gelip dayandı.

Bir yerde, istisna teşkil eden bölgelerimiz hariç diğer yerleşim birimlerinde yok denecek düzeye geldi.

Hiç kuşku yok ki, üzülsekte çok değil kısa bir süre sonra aynı meslek grubu tarihe karışacaktır.

Zira bu şartlar altında geleceğe uzanmaları mümkün görünmüyor.

***

Şimdi…

Denebilir ki, nasılsa yok denecek düzeye geldiler.

Bu konunun gündeme getirilmesi neden?

Doğru, doğru da!..

Kabul edelim ki aynı meslek grupları ve uğraşanlar, yıllar boyu geçimini bunlarla sağladılar.

İstisnasız her evde bu mesleklerin temsilcisi bir kişi vardı.

O nedenle, tükenmeğe yüz tutmuş meslekleri yeniden gündeme getirmenin ne anlamı var! demek, geçmişi görmemezlikten gelmekle eşdeğerdir.

Elbette, eksi konumlarında değiller.

Bundan sonra olmaları da mümkün görünmüyor.

Ne var ki, yüzyıllar boyu halkın geçimini sağlayan ama bugün için çırpınan meslekleri tümüyle unutmak, geçmişi inkar etmekten başkası değildir.

Bu da bize yakışan yaklaşım olmaktan uzaktır.

Aslında bu konuyu kaleme almaktaki asıl amacım, söz konusu mesleklerin konuşlandığı tarihi Muğla Arastası.

Burasının eski konumuna kavuşmasıydı.

Dolayısıyla terzilik, bakırcılık, kalaycılık ve semerciliğin geldiği nokta vesile oldu.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.