UTANDIRAN TEKLİFLER

Bu haber 03 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 853 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Bodrum’da eskiye güzel şeyler olmuyor değil. Nankörlük yapmayalım ama önemli olan sürdürülebilir kaliteli turizmin önünü açacak kalıcı yatırımlar için doğru kararlar vermektir. El yordamı veya deneme-yanılma ile kaybedilen zamanın ve kaynak israfının önüne geçmek için daha tutarlı, daha bilimsel teknik çalışmalara ihtiyaç var.
Bodrumlu hemşehrilerimiz ve misafirlerimiz iyi bilirler, cezaevinden Belediye Meydanı’na kadar olan cadde (Cevat Şakir Caddesi)’nin asfaltı geçen yıl atılmıştı. Daha üzerinden bir yıl geçmeden bir de baktık ki, asfalt kazınmış. Mazeret neymiş efendim? Ağır tonajlı araçlar geçince asfalt kaymış veya bozulmuş. Şimdi bu mazeret mi? Hani derler ya özrü kabahatinden büyük.
Evet, Sayın Başkan çalışıyor, çabalıyor ama artık altyapıda kalıcı yatırımlara geçme zamanı çoktan geldi. Öyle güzel eserler bırakın ki üç nesil sizi hayırla yad etsin, adınız tarihe geçsin. Eğer kamu kaynaklarını israf eden, çarçur eden, bu yıl yaptığını ertesi yıl “PARDON” deyip düzelten başkan olmak istemiyorsanız, lütfen sakin olalım, bin düşünüp bir yapalım. Panikle yapılan görsel yatırımlar saman alevi gibi çabuk gelir geçer.
Yanılmayı çok isterdim ama olmadı. Yepyeni yollar yine kazılıyor. Alt yapının en kalıcı ve en mantıklı çözümü; galeri veya tünel sistemidir. Öyle eskisi gibi abartılacak bir şey de değil. Zaten 2×2 kare büzler hazır dökülüyor. İyi bir planlama ile günde 500 metre galeri döşemek işten bile değil. İnanın mermerlere verdiğimiz parayla, şu anda ana caddelerimizin tamamı galeri sistemine geçerdi. Ve böylece en az 100 yıl Bodrum’un caddeleri kazılmayacaktı. Çünkü kanalizasyon, su, elektrik, ilerde doğal gaz vb. tüm boru ve kablolar tünel içine alınacaktı. Hatta önümüzdeki yıllarda muhtemel su ihtiyacına karşı yağmur sularını bile geri kazandıracak bir sistem kurulacaktı ama niçin olmuyor bir türlü anlamış değilim. İnanın bu teklifi tekrar tekrar yazmaktan utanıyorum. Sanki çok matah bir şeymiş gibi, işgüzarlık yapıyor olmaktan çekiniyorum.
Yani uzun lafın kısası, süslü laflara ve taşlara kanmayın, bu sisteme geçmedikçe Bodrum’un cadde ve sokakları daha çok kazılacak. Olan yine halka, esnafa ve Bodrum turizmine olacak.
Biraz hafızalarımızı yoklayalım. 30 yıldır Bodrum’un su sorunu tartışılıyordu. Hükümet duruma el koydu, DSİ iki yılda “Yarım milyar TL” ye yaklaşan bir maliyetle arıtmasıyla birlikte Bodrumlunun kapısına kadar içme suyu kalitesindeki suyu getirdi. Bir de ne görelim, Belediyelerimiz suyu almazük dediler. Peki niçin? Efendim şehir içi şebekelerimiz eskimiş de, kaçaklarımız varmış da… kem küm.
Şayet bunun adı Belediyecilikse ben bir şey bilmiyorum. DSİ herkesin gözü önünde dağ tepe demeden harıl harıl Bodrum için çalışırken, siz ne yaptınız Allah aşkına? Bunun adı ihmal mi, aymazlık mı, yoksa başka bir şey mi?
Bu arada belirteyim, benim şebekem ve alt yapım hazır diyen başkanlarımız varsa onların açıklamalarını da bu köşede yayınlamaya hazırım.
Hep eleştirdiğim sanılmasın. O halde gelelim doğrulara; gümrük kapımız Bodrum’un kalesiyle ve doğal dokusuyla uyumlu hale getirildi. Önceki halinden resmen utanıyorduk, adeta bitpazarı gibiydi. Baraz Otelin yıkılması ve Cumhuriyet Caddesi’nin denize açılması, Neyzen Tevfik Caddesi’ndeki düzenlemeler hiç şüphesiz takdire şayan şeyler. Yeter mi asla yetmez? Artık bunları belde belediyeleri bile yapıyor. Çünkü Bodrum için turizme katkı sağlayacak orijinal ve kültür içerikli projelere ihtiyaç var.
Bu makyajlardan öte daha kalıcı daha bilinçli şeyler yapılamaz mı? Elbette yapılır. Ancak mega yatırımlar için önce stratejik plan sonra da Ankara’nın desteği şart.
Sizlerle ikinci utancımı daha paylaşmak istiyorum. Artık yıllardır yazmaktan utandığım ve usandığım bir proje daha; “OTTOMAN Gösteri ve Kültür Merkezi”
Bu proje için Gökçeler veya Pedesa bölgesine kurulacak dev bir otağ bile işimizi görür. Bu teklifinim özü şöyle; Anadolu’nun tüm renklerini temsil eden halk oyunları, Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği, Mehter Takımı, kız isteme, nişan gibi düğün gelenekleri, Osmanlı Sarayından bazı törenler, sefer hazırlığı gibi tarihi, milli ve özgün-otantik kültür değerlerimizin maksimum iki saatte sergilendiğini düşünün. Günde en az 5 seans, bir ayda 150, 6 ayda 900 defa kültürümüz ve geleneklerimiz canlı olarak sergilenecek. En az 250 bin turistin bu etkinliğe çekilmesi işten bile değil. Varın ekonomik getirisini siz düşünün.
Peki daha niye bekliyoruz? Niye hala çelik çomakla uğraşıyoruz? Hani derler; kurbağanın gördüğü kuyunun ağzı kadarmış. Ufuk lazım, vizyon lazım, öngörü lazım. Hepsinden önemlisi mangal gibi yürek lazım. Sonra da sil baştan yeniden yapılanmaya ve yeni belediyecilik anlayışlarına yelken açmak lazım.
Hoşça kalın!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.