Utandım Sevgili Muğlalılar!…

Bu haber 21 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.148 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz
Aslında Aralık ayının ikinci haftası yazacaktım ama gündem yoğun olunca, bugüne kaldı.
9-10 Aralık 2013 günlerinde Konya’da “Günümüzde Yurt İçi Mevlevihanelerin Durumu ve Konumu Sempozyumu”nda idim.
2 gün boyunca, Türkiye Mevlevihaneleri konuşuldu. 25 kadar Mevlevihane’nin durumu, nasıl kullanıldığı, restorasyonu, çeşitli bilim adamlarınca ele alındı. Gelibolu, Manisa, Afyon, Kütahya, Tokat, Urfa, Kilis, Gaziantep, İzmir, Tire, Kayseri, Çankırı, Bilecik, Samsun, Eğirdir, Çorum gibi şehirlerdeki Mevlevihanelerin tamamına yakını restore edilmiş ve her birine değişik fonksiyonlar verilip hayata geçirilmiş. Bazıları hâlâ cami olarak kullanılmaktayken, bazıları da kültürel amaçlı kullanılmakta.
Diğer şehirlerden gelen bilim adamları ve uzmanların tebliğlerini dinledikçe, utandım. Elin olu, ne yapmış etmiş, Mevlevihane’sini restore edip terk edilmişlikten kurtarıp yeniden imar etmiş ve vızır vızır kullanıyor.
Muğla Şahidî Mevlevihane’sine durumda peki?…
Herkes imar edilmiş Mevlevihane fotoğraflarını gösterirken, ben neredeyse mezbele haline gelmiş bir Mevlevihane’nin fotoğraflarını gösterip konuşabildim.
Semahanesinden, mutfağına, derviş odalarına, meydanına kadar her şeyi kurtarmış ve ortaya çıkarmış millet. Bir güzel de düzenlemişler her tarafı… Tam bir kültür kompleksi çıkmış ortaya…
Neredeyse 15 yıldır yazıyorum, gerekli şahıs ve kurumlara bilgiler, raporlar veriyorum ama Muğla Şâhidî Mevlevihane’siyle ilgili yaprak kıpırdamıyor.
2 sene önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu Muğla’ya geldiğinde, Şahidî Camiini ve Türbesini de ziyaret etmiş ve Mevlevihane’nin kurtarılması için, yan tarafındaki metruk ve mezbele haline gelmiş evin (Bence bu ev derviş odaları ve mutfağın olduğu mahaldi) külliyeye dâhil edilerek derlenip toparlanması gerektiğini; bunun için yardım ve destekte bulunacağını söylemişti.
Davudoğlu’nun gidişinden birkaç gün sonra beni birileri aradı. O güne kadar çok yazdığım ve sunduğum raporlardan bir daha istedi. Verdim ve bu teşebbüsün hayata geçmesi için bütün birikim ve heyecanımla destek verdim.
Noldu?…
Hiç!…
Hâlâ caminin avlusu bakımsız; mezar taşları düzensiz, müştemilatı gecekondu ve duvarları hapishane duvarı gibi.
Yazık!…
Herkes, elindeki mevcut kültürel zenginliği yeniden ihya ederken, Muğla, gözünün önünde bir zenginliğin yok olmasına seyirci kalıyor.
Yazık ki ne yazık!…
O gün Konya’da konuşurken utandım sevgili Muğlalılar.
Ve biz hâlâ, şehir içindeki yön göstergelerinin tamamına “Şahidî” yazamadık. (2 tane yazıldı. O da hatırlatmam üzerine.) Ve hâlâ Muğla şehir haritası bilboardlarında Şâhidî yok.
Gel de hayıflanma!… Gel de utanma!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.