UTANDIK

Bu haber 05 Şubat 2010 - 0:00 'de eklendi ve 549 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

O sahneleri gördükten sonra utanmayanımız var mı bilmiyorum.
Olamaz, zira kolay kolay kabul edebileceğimiz türden değil.
Düşünebiliyor musunuz?
Bizi yönetenler, aslında yönettiğini iddia edenler, sanki mahalle kavgasına tutuşmuş.
Oturumu yöneten meclis başkan vekilinin uyarılarına aldırış eden yok.
Yumruklar havada uçuşuyor.
Galiz küfürler ve de birbirine hakaretler gırla gidiyor.
Baktığımızda, kiminin gözlüğü kırılmış, gözü morarmış.
Bazıların parmağı kırılmış.
Evet bu eylem, sokak aralarında görmeğe alışkın olduğumuz mahalle çocuklarının kavgası değil.
Futbol müsabakasında oyuncuların hakem veya rakip takım oyuncularına saldırısı hiç değil.
İçkiyi fazla kaçırdığı için gözü hiçbir şey görmeyen bekri de değil bunlar.
***
Peki kim bunlar?
Bunlar, bizi yönetsinler diyerek parlamentoya gönderdiklerimiz.
Halkın iradesiyle Türkiye’yi içte ve dışta temsilde görevli vekillerimiz.
Evet bunlar bizim milletvekillerimiz.
Yadırgasanız, ayıplasanız da TBMM genel kurul salonunu arenaya çevirenler.
***
Aslında TBMM’de her yıl bütçe görüşmeleri yapılırken, ufak tefek sataşmaları görmedik değil.
Dozajı aşan konuşmaları da dinledik.
Ama hiçbiri bu denli arbedeye sahne olmadı.
Ne partileri adına konuşan parlamenterler bu denli sinirliydi, ne de hükümet adına konuşanlar kendinden geçmişti.
Dedim ya bu defa başkaydı.
Fitili ateşleyenler arasında gösterilen MHP milletvekili Osman Durmuş, AKP kanadından Sağlık Bakanı Recep Akdağ.
Sonrasında sataşma olduğu gerekçesiyle kürsüye gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç bu halde görmedik.
Bunca zaman içerisinde kendinden geçercesine ağzından çıkan sözlerin gelişigüzel sarf edildiğini tanık olmadık.
Ne yazık ki bu defa TBMM’de insanın küçük dilini yutturacak utanç sahneleri sergilendi.
***
Peki nedendi?
Neden koskoca adamlar, 73 milyonluk ülkemiz vatandaşının gözü önünde, birbirlerinin güzü ve kaşını patlattılar?
Onlar, tüm dünyaya rezil olmamızı sağlayan bir olayın müsebbibiydiler?
Gözlemlediğimiz kadarıyla bu tür istenmeyen sahnelerin yaşanmasına 2 olay sebep oluyor.
İlki, başbakan Erdoğan’ın eşinin, ne zamandır hasta olduğu için GATA’da yatmakta olan sanatçı Nejat Uygur’u ziyaret etmek istediği halde, “başörtülüler buraya gireme” tavrı ile karşılaşması.
Bir ikincisi, dönemin Aydın AKP İl Başkanının başbakana izafeten sarfettiği, “benim için başbakanımız 2.peygamberdir” benzetmesi.
MHP milletvekili Osman Durmuş, bu 2 konuyu genel kurul salonunda gündeme getirince olanlar oldu.
Ardından Başbakan Erdoğan’ın cevap hakkını kullandığı süreçte, kendinden geçercesine dile getirdiği sözler.
Birde baktık koca salon bir anda karışmış.
Birbirine giren milletvekilleri, olayları şaşkınlık içerisinde izleyenler.
Birde bu arbedeyi ayırmak isterken ara dayağı yiyenler.
***
Kısaca yaşananlar bunlar.
Ne var ki kabul etmek, asla mümkün değil.
Ne muhalif kanadın sözleri kabule şayandır, nede iktidar partisine mensup olanların tavrı hoş görülebilir.
Bir kere, başbakan eşinin genel kurul salonunda konu edilmesi ne denli yanlış ise Erdoğan’ın Peygamberimize şirk tutulması da o denli çarpık bir düşüncedir.
Bu nedenle 3 günden bu yana ülke gündemini meşgul eden olaylar, vatandaşı siyaset ve siyasilerden bir kez soğutmuştur.
Eğer her ağzını açan, bunlar mı bizi temsil ediyor?
Bizim seçtiklerimiz bunlar mı diyorsa, daha başka ne söylenir.
Yetmedi, TBMM’si demokrasinin tüm kurallarıyla daha bir yerleştiği ülkeler yerine, Uzakdoğu ülkeleri meclisiyle mukayese ediliyorsa, bu utanç yeterde artar.
Bu yüzden 3 gün öncesinde TBMM’de yaşanan olaylar, kara bir gün olarak kalacaktır.
Yüzyılın en utanç verici genel kurul toplantısı denmesi bu yüzden değil mi!
Yazık ki ne yazık!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.