Usul, Hukuk-Ahlâk İlişkisinin Neresinde?

Bu haber 13 Mart 2019 - 1:14 'de eklendi ve 1.046 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Her disiplin veya kavram farklı şekillerde izah edilebilir. Ancak bu anlatımlar sırasında en çok kullandığımız yöntemlerden biri de bu disiplin veya kavramların farklılıklarını ortaya koymaktır.

Derslerde veya kitaplarda hukuk ve ahlâk kurallarını anlatırken de aynı yöntemden hareketle, hukukun ve ahlâkın farklı alanları düzenleyen sosyal düzen kuralları olduğu söylenir. Buna göre ahlâk insanın iç dünyasını, hukuk ise insanın dış dünyasını düzenleyen kurallardır.

Acaba insana dair birçok konuda olduğu gibi hukuk ve ahlâk kavramlarını da bu şekilde keskin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün müdür?

Yine aklıma şu soru geliyor: İnsanın iç dünyası ile dış dünyası arasında bir bağ, bir ilişki ya da bir etkileşim yok mudur?

Hukukçu Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Perspektif Kodları isimli kitabında hukuk (adalet) ve ahlâkın ontolojik olarak kardeş olduğunu şu cümlelerle açıklıyor:

Hukuk ve ahlâk, çıkış noktası ve ontolojik açılardan, aynı zamanlarda ortaya çıkmış ve aynı göğüsten süt emen iki kardeş gibi birlikte gelişmiştir. Bu iki kardeşin anası vicdandır. Sağdaki meme adalet, soldaki ise iyiliktir.”

Prof. Dr. Yücel Oğurlu, ahlâkın temel amacının iyi olanı gerçekleştirmek, iyiliğe ve gerçeğe ulaşmak olduğunu açıkladıktan sonra şunu söylüyor:

Hukuk da sosyal düzeni ve adaleti, bu ‘ortak iyiliği’ sağlamak için kurmaya çalışmıyor mu? Bir yönüyle hukuk, insanların iç dünyasında doğuştan var olan adalet duygusunu tatmin ederek dış dünyada karşılığı olan ‘ortak iyiliğe’ yönelen bir araçtır.

Bu açıklamalara göre birer sosyal düzen kuralı olan hukuk ve ahlâk kuralları, insanın vicdan duygusundan neşet eden ve “ortak iyiliği” hedefleyen kurallardır. Dolayısıyla içiyle ve dışıyla, bedeniyle ve ruhuyla, aklıyla ve duygularıyla, düşünceleriyle ve davranışlarıyla bir bütün olan insan açısından bakıldığında hukuk ve ahlâk kurallarını net çizgilerle birbirinden ayırmak oldukça güç; hatta anlamsızdır.

Bugün materyalist ve kapitalist düşünce ve yaşam biçiminin bir sonucu olarak, insana dair birçok konuda parçalı bir sistem ve yaşam önerilmektedir.

Örneğin, iman ve amel ayrımı, dünya ve ahiret ayrımı, insanlarla ve Allah ile olan ilişkilerin ayrımı, iç ev dış dünya ayrımı, para ve iman ayrımı, dostluk ve alışveriş ayrımı, kadın ve erkek ayrımı bu parçalı yaklaşımın birer sonucudur.

Hukuk ve ahlâk ayrımı da bunun bir diğer örneğidir.

Bu parçalı zihin ve duygu yapısı, ne yazık ki işimizde ve ilişkilerimizde “ortak iyilik” etrafında buluşmamıza engel oluyor.

Prof. Dr. Yücel Oğurlu’nun tarihin, coğrafyanın ve zamanın ruhunu anlayan geniş perspektifli ve ilkeli bir model arayışına çıktığı; hukuk, yönetim, eğitim, kültür, çevre ve sosyal meselelere dair tahlillerini paylaştığı Perspektif Kodları isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim. Kitabı okurken usul ve esas üzerine bir süredir okuyan, yazan ve konuşan biri olarak bir cümle daha dikkatimi çekti: “Usul ve adabı kaybedenin, ahlâkı kaybetmesinin yolu açılmıştır.

Evet, Yücel Hoca usul ve adabı kaybetmenin, ahlâkı kaybetmenin de yolunu açtığını söylüyordu. Bunun bir adım sonrasında ise ahlâkı kaybetmek de hukuk ihlalinin kapısını aralamakta.

İşte bu noktadan bakıldığı zaman, kendince esasa odaklanan ve usulü göz ardı eden birçok insan için önce ahlâkı kaybetmenin, sonra da hukuku ihlal etmenin kapısı aralanmış oluyor.

Usul, bir şeyin varlığa gelişi bakımından dayandırılan şey; yani adap, yol, yöntem, metot…

Usul, bir şeyin nasıl yapılacağına dair bilgi…

Usul, özde var olan güzelliklerin dışa yansıma şekli olan davranış biçimleri…

Unutmayalım ki, usul ve adap ahlâkı muhafaza etmenin kapısını aralarken, usul ve adabı kaybetmek de ahlâkı kaybetmenin yolunu açıyor. Biraz dikkat edersek, etrafımızda buna dair birçok örnek bulabiliriz.

Benim kalbim temiz!” diyenlere duyurulur.

Şekil değil, öz önemli!” diyenlere duyurulur.

İçimi Allah biliyor!” diyenlere duyurulur.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.