USUL ESASTAN ÖNCE GELİR

Bu haber 02 Ağustos 2017 - 0:09 'de eklendi ve 3.073 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İş hayatı, “” ve “ilişki” olmak üzere iki boyutlu bir süreçtir. Dolayısıyla iş hayatında başarı, sahip olduğumuz meslekî bilgi ve tecrübe kadar, sosyal ve kurumsal ilişkilerde “iyi” olmamıza bağlıdır. Çünkü modern dünya, sahip olduğumuz bilgiden ziyade, bu bilgiyi nasıl sunduğumuzu daha çok önemsemektedir.

Görüntü ve sunumun önemsenmesi yalnızca modern dünyaya özgü değildir. Örneğin geleneksel kaynaklarda şöyle bir ilkeden bahsedilir: “Usul esasa mukaddemdir.” Geleneksel kaynaklarda diyorum, çünkü iddia edildiği gibi Mecelle’de böyle bir hüküm yok.

Usul, esastan önce gelir.” anlamındaki bu ilke, yüzlerce yıldır bilimsel çalışmaların, hukuk sistemlerinin ve iletişimin yazılı olmayan temel hükümlerinden biri olarak kabul edilegelmiştir.

Usul, Arapça “asl” kökünden gelen çoğul bir kelimedir. Asl, “bir şeyin varlığa gelişi bakımından dayandırılan şey” anlamına gelir. Asıl, bir şeyin varlığına delil olarak kabul edilir. Örneğin, çocuğun varlığı açısından anne-baba bir asıldır. Çocuğun (esas) varlığı, anne babanın (usul) varlığına bağlıdır.

Konumuz açısından usul; bilimde, hukukta ve iletişimde belli bir sonucu elde edebilmek için, izlenen yol, yöntem, metot ve yaklaşım tarzıdır. Eskilerin tabiriyle usul, “yol-yordam” ya da “âdab-erkan” bilgisidir.

Bir şeyin nasıl yapılacağına dair bilgi, o işin bizatihi kendisinden önemlidir. İşte bu nedenledir ki;  metot bilimden, yöntem amaçtan, usul esastan, üslup mesajdan önce gelir.

İş hayatı ve kurumsal ilişkilerde de aynı ilke geçerlidir. İş hayatında usul; bir yöntem, biçim, şekil ve eylemdir. Bir işin nasıl yapılacağına, bir hedefe nasıl ulaşılacağına, bir ortamda nasıl davranılacağına, biriyle nasıl iletişim kurulacağına dair davranış bilgisidir.

Peki, usulün esasa üstünlüğünün nedeni nedir?

İnsan, yüzyıllar boyunca yaptığı gözlem ve elde ettiği deneyimler sonucunda bir takım simgeler geliştirmiştir. Toplumsal kültürün bir parçası olan, düşünce ve tutumlarımıza yön veren bu simgeler, yaşamımızdaki ve ilişkilerimizdeki biçimsel formlar yoluyla somut hale gelir. Bu açıdan soyut olanın (esasın, niyetin, hedefin) nasıl somutlaştığı (usul); yani bir şeyin varlığına nasıl ulaşıldığı önemlidir.

Kişinin iletişim sırasında kullandığı bu simgeler ve biçimsel davranışlar, değerlendirmelerimizde en önemli kriterdir. Dolayısıyla usul, esasın bir adım önüne geçer.

Çoğu zaman bu noktada, önemli olanın insanın niyeti olduğu itirazı yapılabilir. Unutmamalı ki, niyeti ve kalpte olanı yalnızca Allah bilir. İnsan, ancak beş duyusu ile bilir.

Dolayısıyla kişinin kalbinde taşıdığını, zihninde biriktirdiğini, söylemek istediğini ve niyetini doğru ifade etmesi; mesajını doğru bir üslup ile aktarması, iletişimde doğru yaklaşımlar ve uygun davranışlar sergilemesi; kısaca usul-erkan bilmesi, kişinin sahip olduğu bilgi ve beceriler kadar önemlidir.

İş hayatında bu davranış/usul bilgisine sahip olduğumuz, bunu ilişkilerimize yansıttığımız ve çevreyle iyi ilişkiler kurabildiğimiz oranda iş ortamına/kuruma ve topluma pozitif değerler hâkim olacak, kişisel ve kurumsal başarıyı yakalamamız daha kolay olacaktır.

İş hayatının usul bilgisi de “protokol kuralları”dır.

“Protokol” deyince yükselen itirazları duyar gibiyim. İki yıl Adalet Bakanlığı Eğitim Merkezindeki eğiticiliğim ve sonraki iki yılda da farklı kurumlarda verdiğim eğitimlerde çok çetin itirazlara tanık oldum. Bu itirazların çok büyük oranda “protokol”e dair bilgi eksikliğinden ve “protokol” adına yöneticilerin keyfi uygulamalardan kaynaklandığını da gördüm. Önümüzdeki haftalarda bu konuları okuyucularımla paylaşmaya çalışacağım.

Haftaya görüşmek üzere…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Sadık dastan 02 Ağustos 2017 / 11:01

Hocamıza teşekkür ederiz

Bayram Ural 03 Ağustos 2017 / 21:20

“Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.” Allah gönlünden damlaları, hayatından umudu ve sevdiklerini eksik etmesin. Yüreğine ve kalemine sağlık. Selam ve dua ile kal.

hayati nizamoğlu 05 Ağustos 2017 / 12:07

Aramıza hoş geldiniz. Yazılarınızı zevkle okuyorum.