Üreticiler Dert Küpü (II)

Bu haber 25 Mart 2015 - 23:59 'de eklendi ve 714 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Aynı başlığı taşıyan yazımın ilk bölümünde iki ayrıntıdan dem vurdum.

Önce, Muğla genelinde konuşlanan Ziraat Odalarının Ankara temsilcisi üye seçimi..

Diğeri, her kesimde yer alan üreticilerin konumu.

İlk defa 2 listenin karşı karşıya geldiği anlaşılan birliktelikte başkanlardan bazıları, Ankara düzeyinde temsil edilen üyelerin değişmesi gerektiği üzerinde dururken;

Halen aynı görevin temsilcileri, karşılaşılan sorunları hükümet nezdinde gündeme getirdiğimiz için girişimlerde sona yaklaşmak ve netice almak üzereyiz.

Bu yüzden bir kez daha yetki istiyoruz demişlerdi.

***

Aslında önemli olan Muğla tarımının hangi noktada olduğuydu.

Muğla’yı Ziraat Odası Genel Merkezi düzeyinde kimin edeceği o denli önemli değildi.

Asıl olan ülke ve Muğla tarımı, ilişkin olarak üreticilerin sorunlarının giderilmesiydi.

Bu nedenle aynı yazımın ilk bölümünde Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı, Seydikemer Başkanı Muhsin Gümüş’ün konuya ilişkin açıklamalarını dile getirdim.

Aynı birliktelikte görüşlerini açıklayan sadece bunlar değildi.

Ortaca Ziraat Odası Başkanı diyor ki;

Biz daha çok eğitim çalışmaları yaptık.

Tüccarla üreticinin yüz yüze gelmemesi için çaba gösterdik. Ne var ki tam olarak üstesinden gelinemedi.

Zira ürünler için kullanılan ilaçlar pahalı olduğu gibi ihracat bağlamında sıkıntılar çekiyoruz.

Bu kadar da değil diyordu başkan.

Ürün karşılığı aldığımız çek’ler ödenmemeye başlandı.

Konuşmasının sonunda kişisel görüşlerini belirtiyor.

Odaların birbirinden üstünlüğü yok. Gençlere fırsat vermeliyiz.

***

Bu arada hayret edilen bir açıklamaya tanık olduk.

Bodrum Ziraat Odası Başkanı diyor ki, biz henüz 6 aylık odayız.

Amacımız, ilçemizde tarımı geliştirmek.

İlk planda meşrubat fabrikası kurmayı düşünüyoruz.

Hayret edilen derken vurgulamak istediğim, Bodrum gibi bir ilçede odanın yakın zamanda kurulmuş olmasıydı.

Elbette Bodrum turizmin ön plana çıkardığı bir yerleşim merkeziydi. Ne var ki geçmişte, tarım çalışmalarının önem kazandığı bir ilçeydi.

Bu nedenle, turizm yanında tarım çalışmalarının da işlerlik kazanmasına engel yoktu.

Zira Bodrum, her bakımdan elverişli şartlara sahipti.

***

Bu konuda en yoğun eleştiri Fethiye ilçesinden geldi.

Tarım sektörü içler acısı bir konumda diyen oda başkanı, ilişkin olarak Türkiye gerçeğinin altını çiziyor.

Dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri idik. Ne yazık ki eski konumumuzu kaybettik. Bir yerde tarımı kaderine terk ettik.

Bu yüzden, mutlaka ülke tarımını istenen düzeye getirmek zorundayız.

Fethiye temsilcisinin dile getirdiği bir ayrıntı daha vardı ki kimse itiraz edemez.

Küresel güçler, tarım ürünlerimize kota getirilmesini sağladı. Bu nedenle tarım kesimi derdini anlatamıyor.

Fethiye olarak şu aşamada ilk düşündüğümüz Toprak Analiz Laboratuvarı kurmaktır.

Dedim ya en sağlıklı yaklaşım gösterenlerden biri Fethiye Ziraat Odası temsilcisi idi.

Aksi düşünülemez.

Gündeme getirdiği konular, ülke tarımının geldiği nokta ve bundan sonrasında nasıl hareket edileceğini ilişkin rasyonel girişimlerdi.

***

Seydikemer temsilcisinin bir yaklaşımı daha vardı ki, olmazsa koşul olduğuna şüphe yok.

Bizler mutlaka proje üretmek durumundayız.

Şayet kurumsal tarım işletmesine yönelmezsek, dünya ile rekabet etme şansımız o oranda azalır.

Bu nedenle kurumsal bazda çiftçi güçlendirilmeli. Yeni nesil kurumsal yapıya kavuşturulmalı.

Aslında tarım adına faaliyet gösteren üreticiler, sorunların ne olduğunun farkındalar. Bu yüzden birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeliyiz yaklaşımını yadsımak olası değildir.

***

Muğla ilçeleri Ziraat Odası temsilcilerinin açıklamalarını dikkatle dinleyen genel başkan yardımcısı Nuri Sayman, görüşlerini açıklıyor.

Tarım sektörü, dünyada olmazsa olmaz hale gelmiştir. Ne var ki bizim gibi ülkelerde tarım geriye gitmektedir.

Oysa koşullar itibariyle çok büyük bir güce sahibiz. Bu nedenle her kim olursa olsun taşın altına elini koymalıdır.

Gelişmiş ülkelerde hükümetler tarım politikalarını desteklerken, biz hala tarım planlaması yapamadık. Altyapıyı tamamlayamadık.

Ne yapıp edip kooperatif ve üretici birlikleri oluşturulmalı.

Aksi halde üreticiler, yüksek maliyet karşısında üretmekten vazgeçmek zorunda kalır. O nedenle sektör mutlaka revize edilmeli.

Peki, aksi durumda ne olurdu?

Bir başka yazımda kaleme almak koşuluyla…

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.