ÜNLÜ MEKANDA NOSTALJİ « Hamle Gazetesi

ÜNLÜ MEKANDA NOSTALJİ

Bu haber 20 Haziran 2016 - 0:08 'de eklendi ve 1.024 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

 Muğla merkez ilçede bir mekan düşünün.

Tam da eski Muğla ile yeni şehrin kesişme noktasında.

Bir yerde sınır.

Aslında burası, yıllar boyu istisna bir mekan olarak konumunu muhafaza etmesini bildi.

Hem de her eğilimde kişilerin, bir gün dahi olsun her hangi olumsuzluk yaşamadığı müstesna bir mekan olarak.

İşletmeci de işinin ehli olunca, farklı bir yer olarak onca yıl dikkatleri üzerinde toplamış oldu.

Sonra burada çay içmenin keyfi başkaydı.

Hele sohbetlerin tadına doyum olmazdı.

Ne de olsa, “gün görmüş” kişilerdi sözünü dinleten müdavimler.

Dolayısıyla yıllar boyu üzüm üzüme baka baka kararmıştı.

***

Böylelikle aradan yıllar geçti.

Buna karşın aynı mekan, konumunu muhafaza etmesini bildi.

Ta ki 2 sene öncesine kadar.

Zira bunca süre içerisinde o yerin farklı bir özellik kazanmasında çok önemli etkisi olan işletmeci, artık yorulduğunu, dolayısıyla işi bırakmak istediğini söylüyordu.

İşte bu kişi, söz konusu mekanın “Ankara’lının Kahvesi” olarak farklı bir konum kazanmasını sağlayan Nurettin Mutlu idi.

O, bizim tabirimizle “haza” bir işletmeciydi.

Yoksa, çok uzun yıllar burasının farklı bir mekan olarak ünlenmesi mümkün olmazdı.

Belirttiğim şekilde yorulduğunu gerekçe gösteren Ankaralı Nurettin Mutlu, bir süre sonra o meşhur kahveyi devreder.

Meşhur kahve diyorum.

Burasını Ankara’lının Kahvesi olarak ün kazanması sağlayan oydu.

Sonuçta kahveyi genç bir arkadaşımız devralır.

Alır ya belirli bir süre işlettikten sonra o da bugünün işletmecilerine devretmek durumunda kalmıştı.

***

Bunun üzerine işletme sahipleri işe koyulur.

Hem de o mekanı yeni baştan yaratmak suretiyle.

Bir süre sonra, modern-klasik karışımı bir yapı ortaya çıkar.

Gerçekten burası, restorasyon sonrasında yepyeni bir çehreye bürünmüştü.

Ne var ki ilginç olmanın ötesinde düşündürücü olan, bundan böyle burasının kahvehane olarak işletmenin mümkün olmadığı!

İşletmeci bağlamında 2 defa el değiştirdiği için yeni ruhsat alınması söz konusuydu.

Zira, yakınında bulunan camiye uzaklığının 100 M.den az olması ve de bitişiğinde kreş bulunması, yeniden kahvehane olarak işletilmesine engeldi.

Bunun üzerine yılların Ankara’lının Kahvesi, pide salonu olarak hizmet vermeye başlar.

Ne var ki bir noktaya kadar açık kalabildi.

Ondan sonra, tabir yerindeyse devre dışı kaldı.

Ne yazık ki o gün bugün, yıllarca çok farklı bir mekan olarak haklı yer edinen “Ankara’lının Kahvesi” şu an itibariyle hizmetten uzak bir şekilde duruyor.

***

Yine de geçtiğimiz Çarşamba Akşamı, aynı mekanda bir kez daha geçmişi yaşamak istedik.

Özellikle Mimar Erol Kapiz ve Avukat Biray Demircan’ın gösterdiği duyarlılık sayesinde.

İlişkin olarak, yıllardır Mübarek Ramazan Ayında birlikte olduğumuz dost ve arkadaş grubu, önceki yıllarda olduğu gibi bir kez daha Muğla’yı yönetenler, bir yerde ilin kaderi üzerinde rol oynayanlarla birlikte olmak istedi.

Bu isteğimizi başta Vali Amir Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar, yardımcıları Prof. Dr. Bayram Akça ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Erdil, İl Jan. Alay Komutanı Kıdemli Albay Yavuz Özfidan, Tic. Ve San. Odası Başkanı Bülent Karakuş ve İl Em. Müdür Vekili Adnan Karayel ve Müftülük mensupları icabet edince, arkadaşlarımız son derece mutlu olmuşlardı.

Son anda Büyükşehir Belediye Başkanı Gürün’ün önemli bir mazereti çıkınca, bu kez aramızda olamadı.

Aslında bu birliktelik sıradan olmanın ötesindeydi.

Zira aynı sofra etrafından toplananlar, Muğla’nın kaderi üzerinde rol oynayanlardı.

Bu nedenle tüm arkadaşlarımız ve basın mensupları, mübarek Ramazan gününde aynı grupla birlikte olmanın hazzını tattılar.

Nitekim, yapılan konuşmalar ve birebir ilişkiler sırasındaki yakınlaşma üzerine gördük ki, insanımızın bu tür birlikteliklere ihtiyacı var.

Hani denir ya, “bu tür birlikteliklerde yemek bahane sohbet şahane” aynısıyla vakiydi.

Sonuçta asıl olan Ramazan ayının bizlere yüklediği sorumlulukların yerine getirilmesiydi.

Bizler de bu vecibeyi yerine getirebilme çabası içerisinde olmanın, nostalji bağlamında hazzını tattık.

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.