Üniversitenin Köpekleri

Bu haber 29 Kasım 2016 - 9:41 'de eklendi ve 1.060 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Bütün çocukluğu tabiatın kucağında geçmiş biri olarak hayvanlardan, bitkilerden, taştan ve topraktan anlıyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ve zaman zaman da siz okuyucularımla tabiatı konuşuyoruz.
Üniversite kampüsünün çamlarını, servilerini, ormanını, güvercinlerini ve kedilerini yazdım. Şimdi de üniversitenin köpeklerini konuşalım siz sevgili okuyucularımızla.
Kampüsün kralı PAŞA
Paşa kampüse 2012 yılında geldi ve herkes tarafından sevilen bir köpeğimizdir. Muhtemelen evden atılmış bir can olan Paşa geldiği ilk günden beri uysal ve insancıldır. Kangal ve kurt kırması olduğunu düşündüğümüz Paşa insanlarla, çocuklarla ve kedilerle iyi geçinmektedir. Diğer köpekler bölgesine yaklaşmadığı ve yemeğine dokunmadığı sürece Paşa’yı rahatsız etmezler. Paşa’nın en önemli özelliği de kampüsteki kafelerin en sadık müdavimlerinden olmasıdır. Kocaman cüssesi ile koşarak ve yerlerde yuvarlanarak sevincini sevdikleri ile paylaşan Paşa en çok et ürünleri ve kaşarlı poğaçayı sevmektedir. Paşa yazın serin mermer zeminlere uzanarak serinler ve uyur; kışın en kuytu terlerde gizlenerek uyur. Kimseye bir zararcığı görülmemiştir.
Kampüsün kraliçesi: KARAKIZ
Paşa’nın eşi olan Karakız da yaklaşık Paşa ile aynı zamanlarda kampüse gelmiştir. Paşa’nın aksine ürkek olan Karakız insanlara yaklaşmamaktadır. Ancak kesinlikle saldırgan değildir. Kurt ve Rottweiler kırması olduğunu düşündüğümüz Karakız’ı 2013 yılında bir taşın kovuğunda beslediği dokuz tane yavrusu ile barınağa göndermek için yakalamaya çalıştığımızda bile Paşa bir an olsun eşinin başından ayrılmamıştır. Yavrular büyüyüp sahiplendirildikten sonra Karakız kısırlaşıp geri geldiğinden bugüne kadar da Paşa ile bir an olsun ayrılmamaktadırlar. Paşa kendisine verilen bir simidi bile eşi ile paylaşan vefalı bir candır.
Kampüsün serserisi: KIRPIK
Upuzun tüyleri ve yelesiyle kampüsümüzün ziyaretçilerinden olan Kırpık kızımız büyük boy bir Terrier kırmasıdır. En belirgin özelliği çok gezmesidir. O bir Muğla merkezde, bir Kötekli’de ve bir de bakmışsınız ki Kampüs’te idi. Son derece insancıl ve evcil olan Kırpık en çok sevdiklerine pati vermekten ve sırt üstü yatıp kendini sevdirmekten hoşlanmakta idi. En çok sevdiği de çimenlerde uyuklamak olan Kırpık yavaş hareket eden biraz tembel bir can idi. Öyle ki yemek verdiğinizde bile gelip gelmeme konusunda kararsız kalmakta idi. Tembel yavrumuz yolda yürürken de işi ağırdan aldığı için bir trafik kazasında hayata veda etti.
Kampüsün kabadayısı: SİYAH
Fakültemizin kabadayısı Siyah’ımız, pek hırçındır. Tek sözünü geçiremediği köpek Paşa’dır. Bunun dışında eğer bir yemek verilecekse bu sadece Siyah’a verilmeli, eğer bir köpeğin başı okşanacaksa bu sadece Siyah’ın başı olmalıdır. Aksi takdirde diğer köpekler Siyah’ın kıskançlığına maruz kalabileceklerdir. Ancak kendi cinslerine gösterdiği bu davranış, insanlar söz konusu olduğunda çok farklı bir yönde gelişmektedir. Kampüsteki öğrencilerimizin maskotu haline gelen Siyah, tam bir öğrenci dostudur. Bu nedenle etrafta başka köpek yokken dünya tatlısı olan Siyah’a diğer köpekler de uyum sağlamıştır. O varken pek mama yemek ve sevilmek istemezler.
İnsanlarla sıcak ilişkileri olan köpeklerimizin kış soğuğunda dersliklere girip uslu uslu uyuduğu da olur. Kampüsümüzün bütün patileri Doç. Dr. Nurdan Saraç ablalarını çok seviyorlar; çünkü Nurdan ablaları onların her şeyiyle ilgileniyor ve hatta gelecek günlerde gönüllü grubuyla “köpekle iletişim” toplantıları bile yapacakmış.
Unutmayın dostlar, öpücük sesine, yani “mucuk mucuk” sesine mayışmayacak köpek yoktur. O ses köpeğe selam gibi gelir.
Başka köpeklerimiz de var… Onları da başka yazımızda anlatalım artık.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Nilgün Çelebi 03 Aralık 2016 / 10:42

Üniversitenin köpekleri yazınız bana 2009 yılında emekli olarak kampüsteki lojmandan taşındığım günü hatırlattı. Hasta annemi arabayla sabahtan yola çıkarttım. Nakliyeciler öğleden sonra evi kamyona yükleyip gittiler. Ben de evi kilitleyip akşam otobüsüyle ayrılmak için tek başıma kampüsten Kötekli’ye dolmuşa yürüyorum. İçimde tarifsiz acılar var. Arkamdan birinin gelme sesini duyuyorum, dönüp bakacak mecalim yok. Baktım biri elimi yalıyor:Kampüsün köpeklerinden biri.Beni sadece yolcu etmek için değil teselli etmek için de geldiğini halinden anladım.