Üniversitenin Ilgın Ağaçları

Bu haber 29 Ekim 2019 - 0:20 'de eklendi ve 790 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

 1999 yılında kampüse taşındığımız zamanlardı… Senatoda kampüse ağaç dikilmesi konuşuluyordu. Kurucu rektörümüz Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, konuyu senato üyelerine sordu ve “Ne tür ağaçlar dikelim?” dedi. Senatonun çoğu çam ağacı dikilmesini teklif etti ben ise “Her taraf zaten çam. Doku farkı olan ve güzün yaprak döküp bize hazan yaşatacak ağaçlar dikelim.” dedim. Kampüsteki yaprak döken ve güz hüznünü yaşayan ağaçların arkasında o felsefe vardır. Hem o kadar çok çamın olduğu yerde yeni çamlar dikmek, kampüse bir zenginlik katmazdı… Bazı yerlere servi dikildi ama yaprak döken ağaçlar taa o zamandan beri dikilir oldu…

2011 yılında bir “temizlik” ekibi, çalı diye camiin üst tarafındaki tümsekte bulunan sarı alıç ağacını kesince “Alıç Ağacına Ağıt” diye bir yazı yazmış ve Hamle’de neşretmiştik.

Bir ara da “Üniversitenin Servileri”ni yazmıştım. Tören alanındaki servileri… Onları ayakta tutma çabalarımızı falan…

Üniversitenin kedilerini, güvercinlerini, köpeklerini de yazdım… Çünkü orada bitkilerle beraber bir evcil hayvan canlılığı da var… Bu zenginliği yazmak lazımdı…

Şimdi de ılgınları yazma sırası…

Kampüste, akasyalar, erguvanlar, akçaağaçlar, oya çiçeği ağaçları, filbahriler, cevizler, ıhlamurlar, iğdeler, kirazlar, bademler, incirler, dutlar, zeytinler, kış tatlıları ve söğütler de var… Her birisi ayrı bir yazıyı hak ediyor ama biz bugün sizlere ılgınları yazalım.

Ilgın.. Latince adı amarix… 90 kadar çeşidi varmış… Karasal iklime dayalı, susuzluk çekmeyen ve tuzlu suda da yetişebilen bir ağaçtır ılgın (yaprakları tuzludur) ve kışın da yeşil kalır. Zaten tuhaf bir yaprak türü vardır: minik dallar üstüne minik noktalar. İri toz gibi noktalar.

Mevsimi geldiğinde, dal uçlarından çiçeklenirler… Beyaz, pembe, açık kırmızı, morumsu renkte açar çiçekleri…

Ilgın biraz da çocukluğumdur…

Bizim köyde olmazdı… Aşağı Bozkır taraflarına gidince Irlamaz çayı kenarlarında görürdük ılgın ağaçlarını. Çalı yapısı gösterir ama dallar uzayınca ağaç olur.

Üniversite kampüsünde gördüğüm ilk ılgın ağacı, caminin yanındaki söğüt ağacının dibinde idi.  Bir sene falan büyüdü ama sonra söğüt ağacını rahatlatmak (!) için kesmişler. Soruşturdum… Sorumlusunu bulamadım… Çok üzüldüm…

Sonra kampüste gezerken üç yerde daha ılgın gördüm. Biri rektörlük binasının Doğal Yaşam Parkı tarafında; biri Atatürk Kültür Merkezi’nin arka kapısının orada; üçüncüsü de Güzel Sanatlar Bölümü binasının Kapalı Spor salonu tarafında… Bu üç ılgını görünce ne kadar sevindim anlatamam… Çocukluğumda kaybettiğim bir oyuncağı bulmuş gibi sevindim. İlgilileri bilgilendirdim ve bu üç ağacı kesmemelerini rica ettim.

Belki henüz büyümemiş başka ılgınlar da vardır. Ilgın, pek çok ılgın ve pek çok türde ağaç olmalı ki böyle yerlerde, hayat aksın o alanlarda… Her çeşidiyle hayat!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.