Üniversitenin Güvercinleri « Hamle Gazetesi

Üniversitenin Güvercinleri

Bu haber 21 Haziran 2016 - 0:52 'de eklendi ve 1.032 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Yanlış hatırlamıyorsam, 2004 veya 2005 idi. Öğle yemekleri için fakülteden Öğrenci Sarayı’na giderken, İktisâdî-İdârî Bilimler Fakültesinin önünde güvercin görmeye başladık. Birkaç gün takip ettim… Çoğunlukla İİBF’nin idarî bloğu ile derslikler arasındaki alanda yem yiyorlar; oralarda dolaşıyorlardı…

Güvercinleri kimin getirdiğini sordum-soruşturdum… İİBF’de hizmetli kadrosunda çalışan Bülent Yaşar getirmiş. Bir kaç gün sonra Bülent’i buldum ve güvercinler konusunu konuştuk.

Güvercinler 11 tane imiş ve evinde bakım işi zorlaşınca kampüse getirmiş. Geldikten sonra biraz çoğalmışlar. Benim dikkatimi meçtiğinde 15-20 tane olmuşlar.

Güvercinlerin beslenme meselesini sordum. “Ben de yem getiriyorum. İktisad’dan birkaç hoca da getiriyor.” dedi. Öğrenciler de simit, poğaça, açma gibi hamur işlerini veriyorlar ve zavallılar iki bina arasında yaşayıp gidiyorlardı.

“Güvercinlere ben de yem alıvereyim”. dedim ve çuvalla aldığım buğdayı fakültede uygun bir yere koyduk. Bülent ve arkadaşları güvercinlere benim aldığım yemden de vermeye başladılar.

Bir müddet sonra, güvercinleri dar alandan daha geniş alana çıkarmak ve hatta bizim fakültenin önüne getirmek sevdası düştü yüreğime. Öyle ya!… Bu güvercin güzelliği bizim fakülteye de yakışırdı. Hem, bizim öğrenciler de İstanbul’daki, Ankara’daki, Bursa’daki gibi güvercin kültürüyle yaşasınlardı. Bir Beyazıt Meydanı veya Yeni Cami taraflarındaki güvercin güzelliğinden bizim öğrenciler niye mahrum kalsınlardı?…

Yemleye yemleye ve diş-dudak ıslığı ile güvercinleri kendime de alıştırdım. Hem sayıları da 50’yi falan bulmuştu. İki fakülte arasındaki meydana kadar çıkıyorlar ve hatta zaman zaman Geçit Kafe’nin önüne kadar geliyorlardı.

Bana iyice alışmışlardı. Uzaktan gördüklerinde, başıma üşüşüyorlardı…

Artık hem İktisad’ın tavanında vardı yuvaları, hem Fen-Edebiyat’ın derslik binasının tavanında. Nazar’ın önüne gelip birkaç ıslık çalıp avucumdan buğdayları saçtığımda hepsi başıma üşüşüyor, omuzuma, koluma, elime konuyordu.

Gün geldi sayıları 100-150 oldu.

Yuvalarının olduğu saçaklardan veya pencere kenarlarından üstüme üşüşmeleri, kuş kültürü olmayanlar için korku filmi sahnesi gibi oluyordu. Alfred Hitchcock’un Kuşlar (Birds) filmi halt etsindi bizim güvercinlerin uçuşlarının karşısında. Hepsi birden üstüme üşüştüğünde, ben aralarında kayboluyordum.

Sonra, güvercinler hızla azalmaya başladı.

Önce İİBF’deki yuva yerlerinin kapatılmasına ve Fen-Edebiyat’taki yuvalara da yabancı kalıp başka yerlere gittiklerini düşündük. Birkaç arkadaş, kedilerin ve köpeklerin saldırısına uğradıklarını da görmüş…

Araya başka işler girdi; ben güvercinlerle pek ilgilenemez oldum.

Gel zaman git zaman güvercinlerin sayısı iyice azaldı. Tekrar 15-20’li günlere dönüyorduk. Ben tekrar el attım güvercinlere. Nazar’ın bayatlamış simit, poğaça, açma ve böreklerini güvercinlere vermeye başladım. Sonra buğday da aldım ve öğleyin verdim güvercinlere.

Geçen 12-13 sene zarfında, kampüste hayli bir güvercin kültürü oluştu. İlk zamanlarda güvercinden korkan öğrenciler vardı; şimdi yok. Zaman zaman 2 kafede de masaların, sandalyelerin arasında dolaşan güvercinlerimiz var.

Biz güvercinlere, güvercinler bize alıştı üniversitede. Beyazıt  Meydanı veya Yeni Cami etrafında olduğu kadar olmasa da, 75 civarında güvercinimiz var bizi sevindiren ve uçuşlarıyla heyecanlandıran.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.