Üniversiteler Açılırken

Bu haber 25 Eylül 2018 - 1:08 'de eklendi ve 831 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Pek çok üniversite 24 Eylül günü açılıyor. Yeni bir eğitim-öğretim yılı…

Yeni kazananlar için tedirgin ve ürkek bir hayata ilk adım…

Eski öğrencilerde, kontrolsüz bir özgüven sarhoşluğu…

Sona doğru yürüyenlerde birikmiş hatıraların hüznü…

Evden, ana-babadan, kardeşten, arkadaşlardan, sokaktan mahalleden ilk ayrılışlar… Sabah, anne kahvaltısına uyanıyormuş gibi uyanmalar ama bunun artık bir özlem olduğu duygusuyla hüzünlenmeler…

Uzatmayalım…

Üniversiteye gelen gençler, bir yanlarında hüzün taşırlar, öbür yanlarında geleceği. Geleceği; yani bilimi ve bilgiyi…

Hüzün onları pişirirken, bilgi onları olgunlaştırır ve hayata hazırlar.

İlk sene hüzün galiptir…

Her an, her yerde ve her vesile ile memleket, ana-baba, kardeşler, sokak ve mahalle hatırlanır. Yaş ilerledikçe ve sınıflar yükseldikçe, hüzün yerini bilgi sevdasına ve özgüvene bırakır. Bilgi ile donanarak hayata galip gelmek, insanlarla ilişkide öz bilincin şekillendirmesi, hayat gerçekleriyle, kendinin yüzleşmesi… Bunların hepsi, üniversitede geçirilen senelerde edinilir.

Ve sonunda memleket sadece özlemden ibaret kalır.

Üniversite böyledir işte… Özlemin yerini iştiyak; bilgi ve üretme iştiyakı alır üniversitede.

Korumacı kollamacı bir atmosferden çıkmış ve sadece kendin olduğun bir dünyaya adım atmışsındır üniversite sınıflarında, koridorlarında, salonlarında, laboratuvarlarında… Her yarı yıl hayatla ilgili çözümlerin biraz daha artar ve her yarıyıl özgüvenin bir aşama kaydeder.

Bilimsel bilgi netleşmesi ve bilimsel bilgi üretme yöntemi kavrandıkça, ufuk genişler, olaylara bakış değişir ve gelişir, hayat bir yandan kolaylaşırken, bir yandan da zorlaşır. Çünkü çözüm öğrenmek, aynı zamanda problemlerin derinliğini görmek demektir.

Öğrenmek, bir yandan da insanın sorumluluğunu arttırır. Öğrenmek, çözüm üretmeye ilk adımdır ve bu adım insana aynı zamanda bireysel ve toplumsal çözüm üretme yükü de verir.

Hasılı üniversite hem mutluluk ve özgüvendir; hem de sorumluluktur. Bunun bilincinde olmak başarıya giden yolda atılan esaslı ilk adımdır.

AKADEMİSYENLER VE ÖĞRENCİLER

Meselenin bir de başka boyutu var: Üniversite olgusunu yukarıda yazılanların tam tersi bir anlayışla algılamak ve yaşamak…

Başta akademisyenler…

Akademisyenler yaptıkları işi sadece “para kazanma profesyonelliği” olarak görürlerse, orada insan ikinci, üçüncü plana atılmış demektir ve bu tutum mekanik bir sonuç doğurur: Öğren, sorunca anlat!… Ya insanlık?… Bilginin insana ve topluma değer katması?… Mutlu olma vesilelerimizin artıp artmadığı?

Bir de akademisyenlerin “bilgi üretme bilgisini öğretme” yerine bilgi aktarma ve ezberletme alışkanlıkları vardır. Üniversitenin en büyük çıkmazı budur. Öğrencileri bilgiyle doldurup ağzı kapatılan konserve kutuları gibi görme, maalesef çok yaygın bir tavırdır. Üniversiteler derhal “bilgi üretme bilgisinin öğrenildiği yer” olmak için tedbirler almalıdır.

Meselenin öğrenci boyutu, biraz masumdur ama tertemiz değildir. Bilgiye her an her yerden ulaşıldığı günümüzde, öğrenciler bilgiye “sınavda sorulduğunda anlatılacak şey” gözüyle bakmamalıdır. Üniversitede öğrenilen bilgi, insanın hayatını ve bazen de şahsiyetini şekillendirir; öğrenciler bu bilgilere bu gözle bakmalıdır.

Bunlar yapılmadığı taktirde, üniversite hayatı bol sınav ıztıraplı 4, 5 veya 6 seneden ibaret bir işkence sürecine dönüşür.

Üniversitelerin açıldığı şu günlerde, öğrencilerimize sağlıklı, mutlu ve kaliteli bir öğrenim hayatı dilerim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.