Üniversiteden Nabi Avcı Geçti

Bu haber 30 Ekim 2018 - 0:20 'de eklendi ve 1.105 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Prof. Dr. Nabi Avcı’yı Türkiye ne yazık ki sadece siyasetçi olarak tanıdı… Elbette Nabi bey, bir siyasetçi olarak Türk siyasetinin önemli bir ismi. Siyasi işleyişin izin verdiği ölçüde Millî Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptı. Bakanlık hizmetini siyaseten değerlendirirsiniz; memnun olan vardır olmayan vardır.

Nabi Avcı” dendi mi, siyaset bir tarafa bırakılmalı; münevver, aydın ve “entelektüel kimlik ön plana çıkmalıdır.

Türkiye kültür gündemini takip edenler hatırlayacaktır. Nabi Avcı İsmi seksenlerin ortalarında, Zaman gazetesi ile duyulmaya başlandı. Tabii FETÖ işgaline henüz uğramamış Zaman’dan söz ediyorum.

Nabi bey, Zaman’ın Genel Yayın Koordinatörü idi ve aynı zamanda yazarı idi. Bizim kuşak onu genel yazılarının yanı sıra “Molla Kasım” imzası ile gazetenin son sayfasındaki yazılarından hatırlar. Ne muzip, ne zekice ve ne nükte dolu yazılardı onlar!… Laf aramızda, Nabi bey “Molla Kasım” üslubundan hiç kopmamıştır. Daha doğrusu, onun esas kimliği zeki ve muzip “Molla Kasım”da ortaya çıkmıştır. Kallavi bilimsel ve siyasî laflar eden Nabi Avcı’ya Molla Kasım çok gülüyordur muhtemelen. Zaman zaman da ciddi lafların arasından fırlayıp çıktığını da gördük Molla Kasım’ın. En son 1990 başlarında Cedit Grubunun çıkardığı Polemik’te gördük Molla Kasım’ı… Çok iyi ve çok esprili yazılardı onlar. Sırrı fâş olduğu için artık Molla Kasım yazmayacakmış.

Nabi Avcı’nın adını rahmetli Hasan Celal Güzel’in Millî Eğitim Bakanlığı zamanında da çok duyduk. Bakanlık müşaviriydi ve “kızak görev” değildi o görevi. Sorumluluk bilinci ile projeler hazırlayan, raporlar sunan, geleceği kurmaya çalışan bir zihniyet olarak çalıştı o dönemlerde.

Ben kendisiyle 1989’da Türkiye Günlüğü aracılığıyla daha yakın temas kurdum. İkimiz de Türkiye Günlüğü’nde yazıyorduk. O, ayrıca yazı heyetinde de görevliydi. Mustafa çalık, Türkiye Günlüğü ile, Türkiye’nin en net konuşan ve gelecek tasavvurları en gerçekçi olan insanları bir araya getirmişti. İşte bunlardan biri de Nabi Avcı idi.

Nabi Avcı, şimdi yazılarını Türkiye Günlüğü ve Polemik’te yazıyordu. (Polemik’te “Molla Kasım” imzasını kullanıyordu.) O günler, bilgisayarın yaygınlaşması ve bilgisayar ile bilginin eşitlendiği günlerdi. İnsanlık bilgi ile ilgili köklü zihniyet değişiklikleri yaşıyor ve bilgisayar bir alet olmaktan çıkıp kutsal bir araç seviyesine yükseltiliyordu. Modernitenin dayattığı bu “tüketim yanılsaması”nın farkına varan ilk beyinlerden biridir Nabi Avcı. “Emek yoğun-bilgi yoğun” tartışmalarını hatırlayın… “Sanayi toplumu-bilgi toplumu” karşılaştırmalarını… “Bilgi çağı” kutsamalarını…

Her şeyin karmakarışık olmaya başladığı günlerde Nabi Avcı, “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!…” diyen ilk kişidir. Bu ikazın işaret fişeği olarak da 1991’de Enformatik Cehalet kitabını neşretmiştir. Bizim kuşak “bilgi” ile “malumat” arasındaki farkın bilimsel izahını ve teorik temelini bu kitaptan okumuştur. (Daha önce “bilgi” ile ilgili teorileri rahmetli Hüsamettin Arslan’dan okumuştuk.)

İşte bu Nabi Avcı, 22 Ekim günü üniversitenin akademik açılışına geldi ve “Enformatik Cehalete Karşı Üniversiteler” konulu açılış dersini verdi. T.S. Eliot’ın “hikmeti bilgide, bilgiyi enformasyonda kaybettik” mısralarıyla söze başlayan Nabi Avcı, herşeyin derslerde ve derslikte hallolmadığını, “akran eğitimi” denen eğitimle; yani beraber okuyup tartışılan arkadaşlarla edinilen bilginin daha kalıcı ve şahsiyet verici olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda tavsiye ettiği kitaplar, zorlama teorilerle üretilen kitaplar değil, hayat gerçeğinden fışkıran kitaplardı.

Bizim kuşak Nabi beyden “Pis bir hayat gerçeği o güzelim teoriyi berbat etti” sözünü öğrenmiştir. Nabi bey Yemekte, “Ben en çok ‘aba altından teori göstermek’ lafımı beğenirim” dedi.

Nabi bey Eskişehirli. Yani bir taraftan Nasrettin Hoca, bir taraftan Yunus Emre ve Molla Kasım. Yunus Emre birikimi bütün yazılarına sirayet etmiştir; Nasrettin Hoca tavır ve üslubunun mutlak göstergesidir. Molla Kasım da, Yunus şiirlerini sigaya çeken bir başka Eskişehirlidir ve Yunus’u sigaya çekme ölçüsüzlüğünü gösteren Molla Kasım ile dalga geçen biri olarak da görülür Nabi Avcı.

İyi ki üniversite yönetimine Nabi beyi tavsiye etmiştim. Pek çok insan farkında değildir ama üniversitede açılış dersini Nabi Avcı’nın vermesi, sadece bizim üniversite için değil, Türkiye için zihniyet değişikliğinin bir sembolüdür.

Sayın hocam sizi Muğla’da ve üniversitede dinlemek harikaydı!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.