Üniversitede Rektör Değişimi

Bu haber 22 Mayıs 2018 - 2:13 'de eklendi ve 1.899 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@hamlegazetesi.com.tr

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

 Rektör adayı olup olmayacağım konusunda pek meraklılar vardı. Bu merakı bir de sevgili Özcan körükledi. İki yazısında aday olduğum konusuna yer verdi. İlkinde “gizli aday” demişti, ikincisinde “istemem yan cebime koy” tavrını takındığımı yazmıştı.

Ne gizli adaydım ne de “istemem, yan cebime koy” diyordum. Yekten “Aday değilim” dedim taa baştan beri. İşte 18 Mayıs günü başvurular bitti. Kimler başvurdu bilmiyorum. İnşallah ufku ve vizyonu olan, bir üniversite tasavvuru olan arkadaşlar başvurmuştur. Spor olsun diye başvuranlar olduysa, onların kaybettiklerini şimdiden söyleyebilirim. YÖK, numara ile tavlanacak bir kurum değil artık. Ciddi projeleri ve nitelikli vizyonu olan adaylara bakıyorlar.

Rektörlerin seçimle değil de (“sözde” seçim idi onlar.) atamayla gelmesi konusunda en çok yazı yazan birisiyim. Seçim saçmalıkları üniversitelere çok büyük enerji kaybettiriyordu. Vaz geçilmesi iyi oldu. Bakın şimdi, YÖK’e başvuran adaylar var ve ortalık büyük kitle için süt liman. Eskiden olsaydı, geçen yazdan beri üniversiteler kaynayan kazana döner, küskünlükler, kırılmalar ve hatta kavgalar had safhaya çıkardı. Şimdi, sadece başvuran adayların bir telaşı vardır herhalde. Bir de kimseye çaktırmadan yapılan lehte ve aleyhte kulisler vardır. Olsun!… Büyük kitle rahat.

Ben de rahatım!…

ARA HATIRLATLATMA

Kuruluşundan beri çalıştığım Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde de iyi şeyler yapma imkânı buldum; üniversite dışında da… Şahsen benim için asıl olan “fikir üretmek” idi, onu yaptım. Bilimsel makalelerimle, gazete yazılarımla, konuşmalarımla bir şeyler üretme endişesi taşıdım ve 2010 yılında da rektör adayı olup “üretme” konusunda üniversiteye bir ivme kazandırmayı amaçladım. Bu amaç şahsî bir amaç değildi; Muğla, Türkiye ve insanlık için bir şeyler üretmenin üniversitede bir ivme kazanmasıydı. Bu düşünceyle, açık söylüyorum, lutfetmiş ve rektör adayı olmuştum. Arkadaşlar bu lütfumu anlamadı ve beni tercih etmedi. Beni tercih etmeyenlerin bir kısmı kısa süre sonra gelip “Hocam keşke seni destekleseymişiz!…” dediler ama iş işten geçmişti. Şimdi gene aday olmamı isteyen ve şahsım için uygun bir atmosfer olduğunu söyleyen arkadaşlar var ama onlara sevgili Didim Noteri Bekir İşlek bey kardeşimin vaktiyle Ülkü Pınarı dergisinde neşrettiğimiz şiirinden bir mısra ile cevap veriyorum: “Sende naz, bende aşk kalmayacak.”

Evet… Üniversitede naz, bende aşk kalmadı…

Kuruluşundan beri çalıştığım üniversitede, 2002’den günümüze kadar ters giden çok şey oldu. Haksızlıklar, mağduriyetler, makam-mevki gücü kullanarak yapılan mobbingler… Soruşturmalar… Kesilen cezalar… Mahkemeler… Adliye binaları… Ömründe mahkeme salonu görmemiş insanların hayattan soğumaları… (Tecrübe konuşuyor. 2002 ilâ 2014 arasında hakkında 22 soruşturma açılmış biriyim. Tabii yalnız değilim.)

ÜNİVERSİTLERDE NİTELİK-NİCELİK KONUSU

Öbür taraftan rakama dayalı bir üniversite anlayışı… Şu kadar öğrenci… Şu kadar kapalı alan… Şu kadar sosyal etkinlik… Şu kadar şu, bu kadar bu!… Ya nitelik? Niteliği sorgulamak yok!… Varsa yoksa nicelik!…

Yatırımlar, öğrenci sayıları, yayın sayıları, üst yönetimin tasarrufunda olan şeyler değildir. Üst yönetimde kim olursa olsun, onlar akarında giden su gibidir. Asıl olan üst yönetimin akademisyeni teşvik edip etmediğidir. Bugün pek çok üniversitede, yurt içi ve yurt dışı sempozyumlara katılacak akademisyenlerin desteklenmesi fecaat durumdadır. Rektörler bu desteği arttırmak için Maliye Bakanlığının kapısını aşındıracaklarına, olanla yetinmektedirler.

Bir rektörün başarılı olduğunun ölçümünü yapmak için 2 kriter olmalı:

1) Üniversitesinde yerel, ulusal ve uluslararası planda hayata dokunan şeyler üretildi mi?

2) Rektörün devr-i iktidarında kaç soruşturma açıldı ve soruşturmalar kimlerle kimler arasında. Eşit düşeyde olanlar arasında mı, gücü elinde bulunduranlarla yönetilenler arasında mı?

İlk madde kaliteyi, ikinci madde çalışma barışını ve mutluluk kat sayısını gösterir. YÖK’ün yerine ben olsam görevi biten rektörlerle ilgili bu iki, maddeyi işletir, buna göre işlem yaparım. Bakın ondan sonra rektörlük yan gelip yatma makamı oluyor mu olmuyor mu?

İnşallah yeni dönem üniversitemiz için verimli ve huzurlu bir dönem olur ve yapılan haksızlıkların hesabı sorularak çalışma barışı sağlanır. İktidar da Yeni Türkiye için nitelikli üniversiteler istiyorsa, üst düzey yöneticileri sorun olan üniversitelerden hesap sormak zorundadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.