Üniversitede Görevden Alma

Bu haber 22 Temmuz 2016 - 1:21 'de eklendi ve 1.558 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla girişindeki Özel Piri Reis İlköğretim Okulu’nda arama yapılmış. 4 kişi gözaltına alınmış. Gözaltına alınanlardan biri okulun kalorifer dairesinde bazı evraklarla birlikte Fetullah Gülen’e ait kitapları yakarken yakalanmış.

Aklıma 12 Eylül 1980’de yakılan, atılan kitaplar geldi.

O zaman ne kadar çok kitap yakılmış ve atılmıştı…

İlginç olan ise İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlerde en çok kitap atılan semtlerin ekonomisi düzgün orta sınıf ve üstü insanların oturduğu semtler olması idi.

Gecekondu mahallelerinden ise neredeyse hiç kitap çıkmamıştı!

 

xx           xx           xx

12 Eylül Askeri Darbesi günlerinde bu kitap meselesi üzerine çok geyik yapılmış, fıkra üretilmişti. Keskin devrimciler zengin mahallelerde çöplüğe atılan kitaplarla ilgili şöyle bir savunma geliştirmişti:

Şaşılacak bir şey yok. Proletarya devriminin kitapları çöpe elbette sosyete mahallelerinde, küçük burjuva özentisi içindeki insanların yaşadıkları yerlerde atılacak. Proletaryanın yaşadığı gecekondularda, sınıf bilinci almış yoldaşlarımız elbette kitaplarını çöpe atmazlar. Saklarlar, en kötü ihtimalle yakarlar.

Oysa bugün olduğu gibi dün de kitap okuyanlar eğitimli ve kitap satın alabilecek ekonomik güce sahip olanlardı!

Bakalım şimdi Fetullah Gülen’in kitapları en çok hangi mahallelerden çıkacak?

 

xx           xx           xx

12 Eylül Askeri Darbesi günlerinde elbette kitaplar üzerine fıkra üretilmedi. Darbenin kendisi ile ilgili de fıkralar üretildi. Eylül fıkraları bugün de hala anlatılır;

Önce bilmeyenler için belirteyim. Şili bir Latin Amerika ülkesidir. Pinoche bu ülkede askeri darbe yapıp iktidara gelerek Devlet Başkanı olmuş kişidir.

İşte bu Şili’de bir gün bir köylü Pinoşe’ye sormuş:

– Cunta kurmak mı, turşu kurmak mı kolaydır?

Pinoşe hiç düşünmeden yanıt verir:

– Turşu kurmak cunta kurmaktan daha zordur.

Köylü şaşkına döner. “Hiç olur mu efendim” der, “Koskoca devlet yönetimi hiç turşudan kolay kurulur mu?” diye sorar. Pinoşenin yanıtı ise şöyle olur;

Turşu kurmanız için bir sürü hıyar gerekir. Cunta kurmanız için ise üç, beş hıyar yeter.

 

xx           xx           xx

Bu fıkraya bugün sahip çıkmayan yok. Çünkü öküz öldü. Bir dönem suç olan, bir dönem suç olmayabiliyor.

Oysa fıkrayı üreten, altına imzasını atıp, bugün kapalı olan İlkadım Gazetesi’nde yayınlatan bendim. Ben İzmir’de Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanıp hapse girerken, İlkadım Gazetesi de 2,5 ay kapatılmıştı. Fıkranın yer aldığı sayı toplatılmıştı…

Benim fıkraya göre, hıyar turşusu kurmak cunta kurmaktan daha zordu, ama faşist Kenan Evren’in başkanlığında “Cunta” kurulmuştu.

Yine de 50 yıla yakın bir zaman dilimi sonunda benim fıkram doğrulandı. Daha doğrusu faşist Pinoşe haklı çıktı…

Komuta heyetine “Yurtta Sulh Konseyi” adını veren FETÖ örgütü mensubu teröristler “Cunta” kuramadılar…

 

xx           xx           xx

Nasıl 12 Eylül’ün fıkraları oldu ise, 15 Temmuz’un fıkraları da olacaktır.

İşte bir tane;

Bu ne biçim darbe kardeşim? Eskiden darbe oldu mu sokağa çıkılmazdı, şimdi eve girilmiyor.

Sosyal medyada en son paylaşılan da şu;

Cumhurbaşkanı Erdoğan MİT’in saat 16.00 da Genel Kurmay Başkanlığı’na ihbar ettiği darbe girişiminden gece saat 20.00 de eniştesinden haber almış.

– Enişte nereden biliyormuş?

Bir Devlet’ten, bir de enişteden sual olmaz

Arkası gelecektir bu fıkraların.

 

xx           xx           xx

Ben FETÖ terör örgütü kalkışması üzerine kalkışmanın hemen ardından bir yazı kaleme alıp, Muğla gündemine dönmüştüm. Ne yalan söyleyeyim o günden beri yazılarımın internette tıklanma sayılar düştü.

Sandras’tan su gelecek mi, Mimarlık Fakültesi’nin kendi binası olacak mı, Tıp Fakültesi Hastanesi bu sene açılacak mı, TOKİ ne durumda, Mürsel Alban milletvekili olsun mu kimsenin umurunda değil!

Sokaktaki gündem FETÖ Terör Örgütü’nün neredeyse Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçirmiş olması, gözaltı ve tutuklamalar, kamu kurumlarından tasfiyeler…

Ben de bugün bir 12 Eylül fıkrası anlatıp, ilgiyi çekerek 15 Temmuz’un turizme etkilerini ele alayım demiştim.

Oraya gelemedim…

 

xx           xx           xx

FETÖ terör örgütü mensupları hıyar turşusu kurmakta ne kadar başarılıdırlar bilmiyoruz. Artık hepimizin bildiği cunta kurmakta başarılı olamadıkları…

Cunta kurulamadı, Olağanüstü Hal geldi…

Muhalefet ayakta… Cumhurbaşkanı Erdoğan her konuşmasında “Hukuktan ve demokrasiden ayrılmayacağız” diyor, ama olağanüstü hal ile hukuksuzluklar, demokratik olmayan uygulamalar yaşanabileceğini savunanlar, “Bu sivil darbedir” diyenler var…

Fransa bir terör olayı üzerine savaş teyakkuzuna geçip, olağanüstü hal ilan etmişti.

Bizde ise darbe girişimi yaşandı ve hala yeni bir girişimin daha olabileceği beklentisi herkeste var…

Hal böyle olunca Olağanüstü Hal ilanı kaçınılmaz gibi geliyor…

 

xx           xx           xx

Olağanüstü Hal önceki gece Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edildi.

Olağanüstü Hal kararı Resmi Gazete’de yayınlanarak dün yetki alınmak üzere karar TBMM’ne getirildi.

Meclis görüşmeleri öncesinde MHP olağanüstü hal’e destek vereceklerini açıkladı. CHP ne evet ne de hayır diyemedi. Gurup kararı alamadılar.

Ben yazımı baskıya verdiğimde TBMM’de görüşmeler devam ediyordu.

Olağanüstü Hal’in meclisten geçmesi halinde ki geçecektir, Vali Amir Çiçek “Olağanüstü Hal Valisi” olacak.

Bu uygulama ile “Olağanüstü Hal Bölgeleri” de ilan edilecektir. Muğla, Aydın, Denizli bir bölge olabilir. O zaman Bölge Valisi ya Amir Çiçek ya da Denizli Valisi Ahmet Altıparmak olabilir.

Hayırlı olur inşallah.

 

xx           xx           xx

Noktayı koyarken bir de haber vereyim. Sosyal medyada Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektör Yardımcılarının görevden alındıkları haber verilmekte. Bir yerel gazetemizde de bu haber yer aldı, ama böyle bir şey yok. Doğru olan bütün üniversitelerde olduğu gibi YÖK kararı ile Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar tarafından dekanlar ile rektör yardımcılarından istifa dilekçelerini almış olmasıdır.

Şu ana kadar o dilekçeleri uygulamaya koymayı gerektirecek bir şey olmamıştır. İnşallah bundan sonra da olmaz.

Kamu kurumlarında görevden alınacak olanların listesinin ise Vali Amir Çiçek’in elinde olduğu söyleniyor. Bakalım hangi isimler açıklanıp bizleri şaşırtacak…

—————————

Günün Sözü; Hayattaki en büyük inancım, herkesin yaşattığını bir şekilde herhangi bir yoldan yaşayacak olması. Allah’ın adaleti şaşmıyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Erdal Çil 22 Temmuz 2016 / 10:26

Manisa’da bile günlük okumayınca eksikliğini hissettiğim yine tipik bir ÖZCAN ÖZGÜR yazısı olmuş. Kaleminize sağlık. Günün anlam ve önemine uygun! Şimdiki kuşağın da ne yazık lanetleyecekleri kimbilir belki de filmler, şarkılar yapacakları bir darbeleri, en azından darbe girişimleri oldu. 60′ a İhtilal, 71’e muhtıra, 80’e darbe, 97 dekine postmodern darbe dedikten sonra bunun adının sadece kalkışma olmasına da sevinmek mi lazım bilemiyorum. Manisa’dan selamlar.

Biray 22 Temmuz 2016 / 10:40

Sayın Özgür darbe girişimi sürecinde Muğla halkını ve CHP’li büyük şehir ve ilçe belediyelerinin tutumlarını da ele alır mısınız? Çünkü gördüğüm kadarıyla en ufak hükümet aleyhinde olan herhangi bir şeyde organizasyonlar düzenleyen belediyeler darbe girişimine karşı neden sessizler? Neden darbeye karşı hiç bir organizasyon düzenlemiyorlar yada organizasyonların içerisinde yer almıyorlar? CHP’li belediyeler yoksa darbe girişiminin başarısız olmasından rahatsızlar mı? Darbeyi mi destekliyorlardı? Gezi parkı olaylarında bile sabaha kadar tencere tava dolaşan Muğlalılar nerede? Tencere tava en önde yürüyüş yapanlar nerede? Darbe girişiminin olduğu gece “TSK yönetime el koymuştur” diye televizyonlardan ilk açıklamalar geldiğinde alkış tutan, sevinç nidaları atan Yeşilyurt, Kafaca, Ula ve merkezde bir çok kıraathanede oturan bu insanlar şimdi nerede? Güzel ülkem elden gidecekti, Suriye’den, Mısır’dan farkımız kalmayacaktı neredeyse, bu darbe sevici insanların düşünce yapısı nedir? Şunu da belirteyim Muğla ve genelinde bu tip insanlar az değil aksine çok fazla…