ÜNİVERSİTE OLAYLARI VE BİLGİ KİRLİLİĞİ

Bu haber 09 Nisan 2013 - 0:05 'de eklendi ve 1.274 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Oldu mu şimdi?
7 yıldır “Kenan Evreni ve idamları alkışlayan üniversite” yaftası yapıştırılmıştı üniversitemize; şimdi de “barış süreci”ni engelleyen üniversite olduk…
Başbakan’ın 2 Nisan günü Meclis Grubundaki konuşmasını dinlediniz. Başbakan, açıkça üniversitemizin adını, barış sürecini engellemeye çalışan gruplarla beraber zikretti.
Üniversitemize yakıştı mı böyle bir sıfat?…
***
Gerilimden medet umanlar, bulundukları her ortamı değerlendirme gayretindedirler. Ülkenin en dinamik kitlesi de üniversite öğrencileridirler ve kampüslerde toplu halde bir arada olmalarıyla, gerilimden medet umanların ağızlarının suyunu akıtmaktadırlar. Buralarda çakacak en ufak bir kıvılcım, anında alevlenmeye hazırdır.
1976-1980 yılları arasında üniversite tahsili yapmış ve silahlı eylem hariç, her türlü eyleme katılmış biriyim ve üniversite öğrencilerini çatıştırmanın hiç kimseye faydasının olmadığını gördüm. Sonunda hepimiz Mamak duvarına tosladık. Biz sokakta, üniversitelerde, meydanlarda çatıştıkça, bizleri çatıştıranlar, ellerini ovuştururlarmış da haberimiz yokmuş.
Terörün bitirilmesi sürecine girildiğinden beri, etnik siyasetçiler, gerilim peşinde koşuyor. Bir cümleyle de olsa çözüme katkısı olmayanlar, sadece ezberlerindeki sloganlarla hareket ederler ve onlar için gerilim ortamları ve cenaze törenleri beslenme kaynaklarıdır.
Bugünlerde, çözüm için kâhir ekseriyet bir mesafe katetmişken, bu mesafenin gerisine düşenler, siyasî rant endişesiyle, gerilimi arttırmanın yollarını arayacaklardır.
***
30 Mart Cumartesi gecesi yurtlarda çıkan olayları an-be-an takip ettim. Birilerinin gerilim ortamı çıkarmak için gayret sarf ettikleri açıktı. Kim sokarsa soksun!… Kuru sıkı da olsa yurtta silahın ne işi var?…
Cumartesi gecesi olanların sonucunu Pazartesi günü gördük. PKK, örgütle hiç ilişkisi olmayan Kürt öğrencileri “Kürtlere saldırı oldu.” tahrikiyle eyleme sürükledi. Eylem esnasında oradaydım. Bazı sloganlar atıldı. Orada hiç söylenmemesi gereken “Kürtler burada köpekler nerede” sloganı da atıldı. O sırada bir öğrencimiz de, kendi bireysel tepkisini göstererek, eylem yapan gruba karşı İstiklal Marşı’nı okudu. O anda eylem yapan grubun içinden “Arkadaşım, gel İstiklal marşımızı beraber söyleyelim.” diyeceklerin olduğunu ve hatta bunun için teşebbüs ettiklerini gördüm ama gruptan bir kaç kişi tepkisini gösteren öğrencimize doğru yürüyünce, polisler ve üniversitenin güvenlik görevlileri, tepki veren öğrenciyi korumak üzere gruptan uzaklaştırdılar. Sen misin bunu yapan?!… Sosyal medyada “İstiklal Marşını okuyan genci AKP polisleri susturdu!…” paylaşımları yayıldı.
Diyorum ya… Ben oradaydım… İstiklal Marşı söyleyen öğrencimize baskı yapıp susturmaya çalışan falan olmadı. Sadece muhtemel bir saldırı için güvenlikçilerimiz kızımızı korudurlar. Korumasalardı ve beklenmeyen bir çatışma çıksaydı, bu defa “İstiklal Marşı söyleyen öğrenciye PKK’lılar saldırdı; polis seyretti…” diyeceklerdi.
Eylemciler, güya uğradıklarını iddia ettikleri saldırıyı protesto etmek için gösteri yaptılar ama attıkları sloganlar, çözümü değil, çatışmayı davet ediyordu. “Muğla Faşistlere mezar olacak”mış… “Kürtler burada, köpekler nerede”ymiş…
Gençler, uğradığınızı iddia ettiğiniz saldırıyı kınayan ve demokratik çizgiyi aşmayan bir bildiri yayınlarsınız; olur biter… Yoksa sizler buraya, Muğla’yı birilerine mezar yapmaya mı geldiniz, okumaya mı?…
Şimdi bir başkası da çıkıp Muğla’yı size mezar yapmak isterse veya “Türkler burada Apo’nun köpekleri nerede” diye slogan atarsa ne olacak?… İçinizde örgütle hiç ilişkisi olmayanlar bile otomatik olarak “Apo’nun köpeği” olacaksınız…
Keşke o gün, İstiklal Marşı okuyan kızımızla beraber siz de İstiklal Marşı söyleyebilseydiniz… Bu marşı kabul eden Birinci Meclis’te Kürt millet vekilleri de vardı… Keşke İstiklal Marşı’na siz de sahip çıksaydınız ve “Bizim İstiklal Marşı ve bayrakla hiç bir sorunumuz yok!…” mesajı verebilseydiniz.
Sevgili gençler, kendiniz olun; sürüleşmeyin… Başkasının oyununda figüran olmayın; kendi yazdığınız oyunda baş rol oynayın.
Sürüleşmek, güdülmeyi gerektirir. Kimse sizi gütmesin…
***
1 Nisan günü yapılan gösteri esnasında, meydanda sadece Üniversite Genel Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Özler’i görmek beni üzmüştür. Sevgili Mehmet Ali, gösteriyi kontrol altında tutmak için elinden gelen gayreti gösterdi. Kendisine yardımcı olan bir kaç gönüllü arkadaşla beraber, muhtemel bir çatışmayı önledi. Keşke o gün diğer yetkililerden bazıları da meydanda olsaydı…
***
Üniversite yönetiminin yerine ben olsam, Tören Alanı’nın bir köşesine “Serbest Kürsü” koyarım; eleştirilerini yapacak herkese de özgürce ama başkalarını tahrik etmeden, medenice eleştiri imkânı sağlarım.
***
Not: Okuduklarını anlama sorunu olan, kasıtlı ekşi sözlük saldırılarıyla ve hazmedilmemiş internet bilgileriyle birlikte adımı anmaya kalkanları ciddiye almıyorum ve cevap bile vermiyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.