Üniversite, Muğla farkındalığı!

Bu haber 29 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 674 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla Kültür Şenliği ile ilgili iki gündür vurgulamaya çalıştığım gibi şenlikte bana göre en etkin etkinlik “Muğla SİT Alanının Ortaya Çıkışı; Günümüzdeki Yeri ve Geleceği” konulu söyleşi oldu.
Muğla Üniversitesi ile Muğla Belediyesi’nin el ele verebildikleri sayılı (ki bu ilişkinin yönetimler ilişkisi olduğunu sanmıyorum) etkinliklerden biri olan bu etkinlik, Kentsel SİT Alanında oturanları, Koruma Kurulu’nu, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nü, Mimarları, turizmcileri ve Üniversitesi’ni ve hatta ekim ayında seçime (teamül yoklamasına) girecek rektör adaylarını çok yakından ilgilendiriyor.
 
xx      xx      xx
Bir önceki yazımda da vurguladığım gibi, bu söyleşide rektör adaylarından Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün dışında ikinci bir aday bulunmadığı gibi üniversite yönetiminden tek kişi yoktu. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden de gelen olmadığı gibi Koruma Kurulu’nu bir kişi temsil ediyordu!
Ortalıkta bir tek turizmci görünmediği gibi, bulundukları ortamlarda ahkâm kesen mimarlar ile Muğla ve Muğlalılık üzerine mangalda kül bırakmayanlar da yoktu…
Acıdır, ama Muğla üzerine belgesel yapanlar ve belgeselleri izleyenler gibi, Şiir dinletisi’nde konuşanlar ve onları dinleyenler de çoktan salonu terk etmişlerdi!
Artık Muğla’da inananları, inanmayanları; sevdalıları, sevdalı görünenleri; miş gibi yapanları, şovmenleri (gösteri adamlarını) , popülistleri birbirinden ayırmanın zamanı geldi de geçiyor!
 
xx      xx      xx
Mimarlar Odası Muğla Şube Başkanı Ertuğrul Aladağ’ın yönettiği “Muğla SİT Alanının Ortaya Çıkışı; Günümüzdeki Yeri ve Geleceği” konulu söyleşiyi bu köşede enine boyuna ele alacak değilim. Gazetemizden haberini okumuşsunuzdur.
Söyleşinin konuşmacılarından Belediye KUDEB görevlisi Sanat Tarihçi Esin Gençtürk’ün mimarlara yaptığı çağrı önemliydi. Gençtürk, belediye ile SİT Alanı’nda oturanlar arasında yaşanan sorunlara değinirken, mimarlardan SİT içindeki uygulamalarla ilgili proje yaptıklarında “makul ücret” almalarını talep ediyordu.
Mimarların SİT dışından gelenleri bilmem, ama SİT içinden gelenlerin taleplerinde “paracı” olmamalılar. Hatta “korumacıyım” diyenler hiç para almama “şövalyeliğini” gösterebilmeliler. En azından Mimarlar Odası bir şeyler yapabilmeli…
 
xx      xx      xx
Söyleşinin konuşmacılarından M.Ü. Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adnan Diler, Mabolla Antik Kenti ile Muğla Kentsel SİT Alanı’nı birlikte sunulabilir hale getirecek “çevre düzenlemesi”nin bir an önce yapılması gereğini anlatırken; Muğla’da “Kültür Turizmi” yapılabilmesinin adeta anahtarını Muğlalılara vermiş oldu…
M. Ü.’nden bir diğer konuşmacı Sosyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muammer Tuna, Muğla’nın Kentsel SİT alanında göç aldığına, burada yaşayanların kentin en yoksulları olduğuna dikkat çekti. Burada yaşayan insanların yoksullukları ile yaşadıkları yeri yaşatmaktan çok uzak olduklarına dikkat çeken Prof. Dr. Tuna, “SİT sorunu toplumsal soruna dönüştü” ve “SİT çöküntü alanı oldu” saptamalarında bulundu. Ardından SİT’te oturan yoksulların üzerinde oturdukları kültürel zenginliğin farkında olmadıklarına vurgu yapıp, “Farkındalık yaratılmalı” diyerek, tek başına saatlerce, günlerce tartışılabilecek bir konuyu gündeme getirdi.
 
xx      xx      xx
19’ncusu yapılan Kültür Şenliği’nde bu güne kadar “korumacılığa” dair hemen her şey konuşuldu. SİT ilk kez, “sosyolojik” olarak bir söyleşide ele alınmış oldu… Prof. Dr. Tuna’nın saptamaları önemliydi (ki tartışılmaya devam da edilmeli) ama tam bir gerçeklilik yoktu.
Çünkü Kentsel SİT Alanı ile ilgili farkındalık yaratılalı yıllar oldu. Belediye Başkanı Osman Gürün’ün yaptığı değerlendirmede de vurguladığı gibi SİT’in herkes farkında. Gidin o “SİT yoksuludan” evini satın almaya kalkın bakalım kaç para diyor?!!
 
xx      xx      xx
Başkan Gürün, Mimarlar Odası Başkanı Ertuğrul Aladağ’ın “Meraklanmayın küresel ısınma sayesinde herkes SİT’e koşacak” sözüne de katılarak söyleşinin sonunda yaptığı değerlendirmede şöyle diyordu:
“Ben Ertuğrul Aladağ’a katılıyorum. Küresel ısınmaya ve depreme karşı en yaşanılır mekânlar tarihi Muğla evleri. Bu evlerin değeri anlaşılmaya başlandı. Bu gün ortaya bir fikir koysak bunun iyiliği, doğruluğu, değeri en az 5 yıl sonra anlaşılıyor. Muğla evlerinin değeri anlaşılmaya başladı. Valiliğin ve bizim yaptığımız restorasyonlarla güzel örnekler oluştu. Restorasyon zincirine Muğlalıların da halkaları eklenmeye başladı. Korumaya inananlar ev satın alıp restore etmeye başladılar. SİT bu insanlarla ayağa kalkacak. Prof. Dr. Adnan Diler’e de katılıyorum. Çevre düzenlenmesini yapacağımız. Projemiz var. İnsanlar yürüyerek Kentsel SİT’ten Arasta bölgesinden Mabolla’ya çıkacaklar, Saburhane bölgesine inecekler. Bu güzergahta turizm başlayacak. Kimse merak etmesin Muğla’yı Kentsel SİT’i eski kent dokusu, Doğal SİT’i Karabağlar Yaylası ve Mabollası ile geleceğe taşıyacağız.”
 
xx      xx      xx
Başkan Gürün’e ben de katılıyorum. Muğla korunuyor…
Ama Prof. Dr. Muammer Tuna’nın saptamalarını tartışmalıyız… Üniversite ile birlikte yapmalıyız bunu… Keşke bir de bu önemli toplantıda Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün gösterdiği duyarlılık, öteki adaylar ve Üniversite tarafından gösterilebilmiş olsaydı…
Belki de, Prof. Dr. Tuna’nın öne sürdüğü “farkındalığı” üniversitede yaratamamışızdır!…
Sanıyorum Üniversite’de “Muğla”; Muğla’da “Üniversite” farkındalığı yaratmamız gerekiyor.
 

……………………………….
MİLLETVEKİLİ DR. MEHMET NİL HIDIR İLE GÖRÜŞTÜK…
YAKINDA…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.