ÜNİVERSİTE HATIRALARIM

Bu haber 09 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 898 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Muğla Üniversitesi kurulduktan 17 ay sonra geldim Muğla’ya. O zamandan kalma 3-4 akademisyen var artık. Neslimiz tükenmek üzere.  Fakültemin de en eski akademisyeniyim.
Rektör yardımcılığı dâhil, pek çok görevlerde bulundum. İyi günlerimiz de oldu, kötü günlerimiz de. Üniversitemize zarar gelmesin diye, kan kustuk “kızılcık şerbeti içtik” dedik hep.
Şimdi genç kadrolar iş başında. Bizler görevdeyken, Araştırma Görevlisi veya taze Yardımcı Doçent olan arkadaşlar profesör oldular ve görev nöbetine onlar geçtiler. Bundan sonra, bizlere sâkin bir hayat ve hatıralar kalıyor.
18 yıl çalıştığım üniversitede acı-tatlı pek çok hatıram var. Acıları boş verelim, ben size, kuruluş yıllarına dair iki hikâye anlatayım. Hikâye ama ne hikâye!… Tam fıkra…
Kampuse Giren İnek
Rektör yardımcılığı yaptığım sıralardı. Güvenlik işleri bana bağlıydı.
Üniversite, Kötekli köyünün yanına kurulmuştu ama henüz kampüs alanı çitle çevrili değildi. Kampüs, eskiden köyün merası imiş. Davar ve büyük baş hayvanlar orada otlatılırmış. Üniversite kurulduktan sonra, hayvan otlatmayı yasakladık. “Hayvan Otlatmak Yasaktır” levhaları dikip giren hayvandan ceza alacağımızı söyledik.
Bir gün, rektör yardımcılığı odasında otururken, Kötekli köyünden bir kadın geldi odama:
-Yavrım, benim inek sizin araziye giimiş veemiyolaa. Söylen de veriveesinlee, dedi.
-Teyze, cezasını yatırın, verirler, dedim.
-Ben ne bilem cezaya-mezaya yavrım. Bi ineem vaa, o du oruyu girigomuş. Veriveen ineemi yavrım, dedi.
-Teyze, cezanı yatır, ineğini al! dedim.
Tabii teyzem “İneem de ineem!” diye tutturdu. Ben kafamda köyün sosyo-ekonomik dönüşümü projesiyle,
-Bak teyze, köyde o kadar öğrenci kalıyor. Hiç biri sana bu güne kadar süt almaya geldi mi? Gelmedi. Ama o öğrenciler, hep fotokopi çektiriyorlar. Sat ineği, al bir fotokopi makinesi. Çek fotokopileri, al paranı, dedim.
-Ben fotokopi-motokopi bilmen yavrım. İneemi verin yetee, dedi.
-Fotokopiyi sen çekme, oğlun veya kızın vardır, onlar uğraşsın, dedim.
-Beni ineemi verveen yavrım! Nolur veriveen ineemi, dedi.
-Teyze, arazinin sınırına “Hayvan Otlatmak Yasaktır” yazdık, dedim. Teyze:
-İnek ne bilcek yavrım okumaya, dedi.
Sonunda, birkaç kuruş ceza ödeyerek ineğini aldı ama benim sosyo-ekonomik değişim teorim de çökmüş oldu.
Profesörlee mi Bulumıycek Yola?
Kampüs inşaatı yavaştan yavaştan başlamıştı. Bazı binaların temelleri atılmış, kampüs içi yollar açılıyordu. Bir gün, köyden birkaç kişi ile beraber, kampüs alanında dolaşıyor, bir yanda da ana ve ara yolların nasıl olabileceğini konuşuyorduk. 
Lojman yerleri, fakülteler, yemekhane, spor salonu derken yayalar için yolun nasıl olabileceğine geldi söz. “Şuradan mı olur; buradan mı olur; orman içinden nasıl olur?” derken bir arkadaşımız, “Orman arasından yaya yolu iyi olmaz.” dedi ve lojman yapılması düşünülen yeri gösterip
-Taa buradan hocalar nasıl çıkacaklar?” dedi ve işi şakaya getirerek,
-Hocalar yolu bulamazlar, ormanda kaybolurlar valla, diye ekledi.
Köylülerden biri,
-İneklee bile buluyoru yola; gosgocuman profesörlee mi bulemiycek, dedi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.