Üniversite Camiinde Kadir Gecesi

Bu haber 20 Temmuz 2015 - 18:40 'de eklendi ve 827 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Camiler, sadece ibadet etme mekanları değildir; oralar aynı zamanda bir medeniyet çekirdeğidir. Mimari tarzıyla, kullanılan malzemeleriyle, süslemeleriyle, genel kompozisyonuyla camiler İslam medeniyetinin en önemli çekirdeklerinden biridir. Camilere sadece basit bir ibadethane olarak bakmak da bir eksikliktir. Kılınan 5 vakit namaz, kulun Allah’a olan borcunun edası olduğu kadar, bu borcun kurumsal olarak eda edildiği camiler, aynı zamanda birer medeniyet merkezidirler ve tevhidi inancın tezahürü olan estetik olgunun da neşv-ü nema bulduğu merkezlerden biridir. Mimari ve tezyinat yanında musiki açısından camiler, tekke-dergahlar kadar önemli mekanlardır. Ezanla başlayan bir estetik kompozisyon,  namaz boyunca da devam eder ve tesbihle beraber, okunan son ayetlerle sona erer.

Klasik dönemde, özellikle İstanbul camileri, makamdan, usulden anlayan pek çok insanın yetişmesine vesile olmuştur. Bu şahsiyetler, okudukları ilahi kelamın ve metinlerin muhtevası kadar sesini de insan ruhuna işlemeye gayret eden sanatkarlardı.

Vaktiyle Muğla’da görev yapan bu şahsiyetlerden birisi de Bekir Sıdkı Sezgin’in babası idi. Sevgili Lokman Bey kardeşimiz bu konudaki bilgileri inşallah derleyip toparlar ve yayınlar.

Menteşe grubu olarak 2010 yılı ramazanında 3 faaliyet yapmıştık. Bunlardan biri de tasavvuf musikisi konserleri idi. O konserlerde, sevgili Erhan İşseveroğlu kardeşimiz çok güzel besteler icra etmişti.

Üniversite camiinde kılınan Kadir gecesi teravih namazında da, sevgili Müslüm Çavlı Hoca’mız,  ezandan Amerrasulü’ye kadar bir musiki kompozisyonu sergiledi.

İlk 8 rekatta hicaz yaptı.. Üçüncü 4 rekatta Arap hicazına geçti. Dördüncü 4 rekattaki Muhayyer tiz ile güzel bir miyane yapıp, sonunda muhayyer ile normal sesli bir karar yaparak vitr namazını segah ile kıldırıp “Amenarrasulü”yü hüseyni ile okuması, bence güzel geçişlerin olduğu bir kompozisyondu.

Vitr  namazının üç rekatında da “Hüvellah…” ile başlayan ayetleri okuması da bilinçli bir kompozisyonun tezahürü idi.

Makam bilgisine biraz aşina olanlar, birkaç makam kullanılmasını,  bir savrulma olarak görebilirler ama bence 20 rekatlık namazda, arkasından vitr namazında geçişli ve 3 makamın kullanılması son derece isabetli bir tavırdı. Özellikle 4.  Dürt rekatta dik bir muhayyer, yeknesaklaşan ortama biraz dirilik ve canlılık katması bakımından önemliydi.

Namaz bittikten sonra, Kadir gecesi kutlaması olarak yapılan musafaha esnasında en çok mutlu olan iki kişi vardı. Birisi sevgili müftümüz Abdurrahman Koçak; diğeri de sayın rektörümüz Prof. Dr. Mansur Harmandar. İkisinin de mutlulukları yüzlerinden okunuyordu. Çünkü şehre ve kampüse büyük bir ibadethane kazandırmışlardı.

Yazıyı bitirirken Müslüm Çavlı hocanın yaptığı bir başka güzellikten söz edelim. Müslüm hoca, ramazanın son akşamı güzel bir sürpriz yaptı. Sala verirken, arada Alvarlı Efe’nin bestesi olan ve aslında bir Nakşıbendi ilahisi olup Erzurum türküsü olarak da okunan “Bayram o bayram olur” bestesini de okudu minareden.  Bakarsınız ilerde minarelerimizden, eskiden olduğu gibi, Miraç gecelerinde miraciyyeler de okunur. Sevgili müftümüz ve sevgili hocamız varken niye olmasın?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nişantaşı 21 Temmuz 2015 / 10:24

Namık Hoca, gönlüne ve kalemine sağlık. Muğla’daki Diyanet kadrosunun bahsettiğiniz özellikleri gerçekten sevindirici. Hezarfen olduğunuzu bilirdim ama musiki ve makamlarda bu kadar behre sahibi olduğunuzu da öğrendim. Maşaalla, barekellah.