Ünal Türkeş

Bu haber 05 Ekim 2017 - 0:40 'de eklendi ve 1.373 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Evvela Allah’tan Rahmet Diliyorum.

Benim merhum hakkındaki düşüncelerim; kendisi CHP’nin Muğla’da orta direği idi. Muğla’da ülke yararına hizmet edenleri hep hatırlamaktan zevk alırdı. Devrim Gazetesi’nin 25. yaş günü hep Hamle ve kurucularından övgü ile bahsetti ve bizlere başarı belgesi vermişti. Merhum bir gün bana dedi ki; THK başkanı iken sürpriz olabilecek konu varsa, resimli varsa senden istiyorum. Kitap yazmak istiyorum demişti. O anda hemen aklıma gelen olayı anlattım;

İmam Hatip araştırma camisine yapılacak minare için THK genel merkezden on milyon geldi ama, Camii yaptırma dernekleri kabul etmedi; sebep, THK genel kurulunda İl başkanlarına içki ziyafeti veriyor. Üstelik Kurban derilerinin geliri ile dediler. Rahmetli Türkeş beni aramadı. Sanıyorum konu mızılı geldi.

Bir günde Devrim’de köşe yazısında, hiç ondan beklenmeyen bir konuyu dile getirdi. Hava alanını Dalaman’a Haldun Menteşoğlu götürdü diyordu. Ertesi gün ben Hamle’deki köşemden şöyle cevap verdim. Hava alanını Dalaman’a götüren Nihat Erim’dir. Uzun vali ile Askerlerdir. Derken isim vermeden genelleme oldu.

MUĞLA’NIN KURTULUŞ GÜNÜ

Büyük Atatürk, komünizmi bir büyük tehlike ve afet olarak takdim etmiştir. Buna rağmen, İstiklal savaşı sırasında Ruslarla dostluk anlaşmamız var. Ermenileri ve Doğu Anadolu’yu tehdit eden Rumların zararsız hale gelmesi ve sınır çizilmesi konuları, 19 Mayıs 1919 tarihinden bir ay önce gerçekleşti. Türk tarafını temsil eden Kazım Karabekir Paşa antlaşmaya imzalamıştır. İstiklal savaşımız boyunca Rus tarafından bize destek gelmiştir. O tarihinde yapılan anlaşma halen yürürlüktedir.
Tek cephede savaşın devam etmesi için güneyde, ta ki Muğla’ya kadar olan kısımda şehirler kendilerini savunmuştur. Yerli Ermeni olan yerler mesela; Maraş, Antep’de halk büyük mücadele ederek düşmanı kovmuşlardır. Cumhuriyet meclisleri bu gibi illerimizin adına ilaveler etmiştir. Bunlardan Maraş, Kahraman Maraş olurken, Antep adına Gazilik ilave edilerek, Gazi Antep olmuştur.

Muğla’ya İtalyanlar gelirken tepki gösterilmemiş, giderlerken de aynı durum oldu denildi. Biz Gazeteci olarak Muğla’nın 5 Temmuz da İtalyanların Muğla’yı terk ettikleri, gün olarak (Kurtuluş günü ) olmalı diye bazı girişimler yaptık. Muğla güzelleştirme derneği üyeleri olarak konuyu bir toplantıda gündeme getirdik. Fikir Ünal Türkeş ile benim idi. Dernek üyeleri İtalyanların Muğla’ya zararı olmadı gibi veya buna yakın sözlerle ekseriyet olmuşlardı. Ancak, aramız da bulunan merhum Başöğretmen Osman Kasapoğlu söz istedi; Kasapoğlu aramızda en yaşlı ve çok saygın kişiliğe sahip, dedi ki; İtalyanlar Muğla’da iken ben 15 yaşlarında idim. Savaş zamanı olduğu için o yaşlar askerlik çağı sayılırdı. İtalyanların lideri Doktor Nagarata vardı. Bu adam, konak altı denilen yerde ekibi ile gelir orada olan tek büyükçe ağacın gölgesinde otururlardı. Bizler onları uzaktan izlerdik. Onlara devamlı ev sahipliği yapan Belediye reisi ve ona benzer ön adamları orada bulunurlardı. Bizimkiler yaylada onlara piryan daveti ederler, onlarda karşılık gene yaylada başka çeşit et daveti ederdi.
Bir gün, Konak altı yolundan bir genç sırtında odun, odunun da üstünde eskimiş pabuçlarını bağlamış vaziyette geçerken, Doktor Nagarata derki, şu odunla geçen adamı çağırın, ona yardım edelim. Orada bulunan bizimkilerden birkaç kişi fırlar adama veya gence seslenirler. Dur ulan sana yardım edecek İtalyan doktor, hadi çabuk…

Çocuk sırtındaki yükü unutur ve dimdik olarak şöyle der: Siz onun için mi geldiniz?
Gidin söyleyin ona, buralardan bir an evvel çekip giderlerse ben o zaman mutlu olurum. Elçi olanlar dönüp mahçup vaziyette durumu anlatıyorlar. Doktorun cevabı şöyledir; Sizin yapamadığınızı o yaptı. İstikbalinizi parlak görüyorum. Demiştir. O tarihten sonra Osman Kasapoğlu ve onun zamanındaki öğretmenleri hep sevdim. Esat Caner, Basri Tözün, Osman Ünsan, Nejmi Yener, Mustafa Sökmen bunlar bize yakın insanlardı. Bunların emsalleri daha çok değerler vardı.
Sonradan öğretmenlik mesleği halka rağmen yanlışların içinde oldu. Tarihin yüz karası dernek Töb Der’den sonra mesleğin itibarı daha yeni yeni toparlanmakta…..
Bu suretle Bizim Muğla’nın düşmandan kurtulmadığını İtalyanların komşu evine kahve içmeye gelmiş olabileceğini yuttuk ve yutturmaya çalıştık.

Bugün merhum olan Ünal Türkeş’e hep takılırdım. Seni layık olduğun milletvekilliğine seçmezler. Oralara seçecekleri kişi kavgacı olacak, Partinin. Lideri ihtilal olamadı diye üzülüp günlerce sokağa çıkmıyorsa, sende çıkmayacaksın. Merhumun insanlık yaradılışı katiyen buna müsait değildi… Onun için diyorum ki onun yerini dolduracak aday göremiyorum.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.